21 Ekim 2008 Salı

topalak bitmiş

-topalak bitmiş!
eee
ben hiç yemedim!
-evet dün gece maç izlerken ben yedim.
ben hiç yemedim dedim!
-yeseydin arkadaş. senin yemeni engelleyecek bişi yapmadık.
yememi sağlayacak bişeyde yapmadınız.
-banane
yav ne demek banane, insan bi sorar
-heuehuee
karnı yarık yapılır dokuz tane yersin bi defada, topalak bırakmazsın
-napıyım olum, açım, doymuyorum.

neyse kıyma alınca bi daha yaparım size
e onuda yer bu!
-süs olsun diye yapılmıyo, tabi yerim.

15 Ekim 2008 Çarşamba

perde sensörlü kız

perdeyi açtığım her an yoldan geçmek zorunda mısın?
hayır nasıl beceriyosun bunu anlamıyorum ki?
bazen seni şaşırtmak için kısa zaman aralıklarıyla arka arkaya açıyorum perdeyi
ama bi türlü ıskalamıyosun, her defasında tam isabet vuruyosun
nası ayarlıyosun ya :/ yada tam tersi sen geçerken ben açıyorum perdeyi, o zaman ben nasıl ıskalamıyorum? kendime şaşıyorum.

7 Ekim 2008 Salı

kan akışı

nba actionda Carmelo ile röportaj yapılıyor. Anlatıyor Carmelo, maçtan önce ısınırım, işte şunu yaparım bunu yaparım;
-maçtan önce 15-20 tane ip sekerim, bu kan akışımı hızlandırır.

odadan bir ses:
kara kıçımı mı hızlandırır dedi?

?

3 Ekim 2008 Cuma

sobaları kurdum

ben sıcaklardan şikayet ederken soğuk hava dalgası orospu tokatı gibi patladı yüzümde. orospu tokatı diye bişey mi var? bunu şu an uydurdum :) neyse.. üşüyom abicim ben. hele geceleri öyle bi soğuk oluyo ki. kıçının kılları donar resmen. bende bu sabah itibariyle evi kış moduna sokmaya karar verdim. bodrumdan sobaları ve gerekli alet edevatı çıkardım. odaların düzenini ayarladım ve sobaları kurdum. bu sobanın sıcağı iyi güzel ama işi çok berbat be abicim. bi tek kurması kalsa neyse. bunun bide sürekli kovalarını doldurcan, dökecen, çıkarcan, indircen oooff offf.. yazın bunun bi de 750 kg organik odununu indirdim bodruma. (kış boyunca yukarı taşıyacağımı bildiğim halde yaptım bunu) iyi ki kömürü ben indirmedim. bi de sobalı evde büyüyüpde bi tarafını yakmamış çocuk yoktur. bunlar genelde ufak yanıklardır, biraz su toplar geçer sonra. (bizim bi akrabanın psikopat bi çocuğu vardı, bu sobaya sarılmış bi kere, öküz. baya bildiğin sarılmış. neyseki fazla yanmıyomuş soba, ucuz atlatmış) bununla da bitmiyo tabi. sobadan sızan ve bir kimyacı gibi gururla söylediğimiz "karbonmonoksit"den her kış bi çok aile toplucana can verir. bu kötü yanın tek iyi yanı toptan ölmek, ohh anam öldü babam öldü derdi yok. ondan sonracığıma baca temizlemesi var, silkelemesi var. kömürlük o kadar tozlu ki, yüzüme atkı sarıp giriyorum. ya değilse ağzımın içi, boğazımın deliği bile havadaki kömür tozu oranının yüksekliğinden olsa gerek, simsiyah is oluyo. yukarı çıkıp lavobaya bi tükürüyorum. simsiyah :) atkı çözümünü iyi buldum. atkı koruyo tabi, hiç bişey olmuyo.

sobanın güzel taraflarıda var tabi. bi kere iliklerine kadar, istemediğin kadar ısınırsın. ısınmanın gerçek anlamını öğrenirsin. üstünde kestane pişirirsin, çay yaparsın, ekmek kızartırsın, her boku yaparsın. çamaşır kurutursun, üstünde her daim bi güğüm durur ve sıcak suya erişim kolaylaşır. ufak tefek elinde kalan çöpü içine atıverirsin (yediğin çikolata kağıdı, cebinde kalan ufak fişler, burnunu karıştırıp çıkardığın sümük vb.), kuzinesinde patates pişirirsin, börek pişirirsin nefis olur. mesela bu ilk günün şerefine patatesleri doldurdum içine. pişirdim. yanına peynir offf. koy içine erisin. üstüne baharat. acılı domates sosu..nefis oldu. turşuları yeme zamanı geldiğinde daha da bi nefis olur :)
(biliyorum, az önce küfürleri saydırdın.. banane? umrumda değil. ben patatesimi yemişim arkadaş, ne umrumda olcak)

sobası olmayan arkadaşlar canları böyle şeyler çekerse buyursunlar gelsinler. onlara da yaparız. ama malzemeleri kendiniz getirin lan. ben sobayı kurayım, 750 kg organik odun çekeyim, uğraşayım o kadar, kovaları doldurayım, yakayım, hazırlayım, pişireyim, sizde gelin yiyin. YEK YEA! aş evimi lan burası.

ama sen gel papatyam. sadece gel. ben kendi ellerimle yediririm sana. kestaneleri senin zarif ellerin yorulmasın diye ben soyarım sana. minik minik yediririm. patateslerin sıcağından elin yanmasın diye onlarıda ben soyarım yediririm sana. sonra sarılır uyuruz sıcacık. sobanın yanına kıvrılıveririz kediler gibi. mışıl mışıl. şu inadını bi bıraksanda kavuşsak. bırak artık şu inadı be!

bu arada bizim odadaki soba öyle bi yandı ki, üst demiri kızardı. o an düşündüm ki. buraya sinir olduğun insanları oturtacan. off ne biçim olur. seni kastedmiyorum meleğim, korkma :) sana da sinir oluyorum bazen ama tatlı sinir o. mesela lisede ki resimci ibnesini oturtacan. hakkımı yemişti şerefsiz. evet ben acayip kinciyimdir. 8 sene kadar önce adam bana not konusunda haksızlık etti diye düşündüğüme bak. ama harbiden sokakta karşıma filan çıksa yaşlı filan demeyip dalacam. başka kimi oturtabiliriz? serdar ortaç'ı. kesinlikle onu oturtmalı ve yanışını seyretmeliyiz. yüzünü bastırmalıyız sıcak yüzeye ve o iğrenç sıfatının nasıl eridiğini zevkle izlemeliyiz. sobanın sıcağı başıma vurdu galiba. nerden nere geldim. neyse soba konusuna döneyim.

bu sobayı yakmakda öyle her yiğidin harcı değildir ha. beceri, tecrübe ve dikkat ister. bi de sobayı tanımalısınız. her soba aynı olmaz. insan gibidir bunlar. hepsi ayrı bi çeşitdir. mesela içerdeki sobayla bizim odadaki soba çok farklı karakterlere sahiptir. ikisinede aynı muamaleyi yapamazsınız. sobayla yakınlaşmalısınız. onun ruhunu hissetmelisiniz. huyunu suyunu bilmelisiniz. ya değilse iyi geçinemezsiniz. hep sorun çıkarır size. onu anlamalı, ve alttan almalısınız. sevmelisiniz onu. (ve soba stickman'i ele geçirmiştir. sıcaklığı sayesinde beynini sulandırmış ve ağına düşürmüştür. stickman'in mutfağından bi tıkırtılar gelmektedir... kapamıyacam ben bu parantezi. açık kalsın. papatya filan gelir belki, sonra parantez dışında kalmış olmasın kızcağız. üzülürüm.

2 Ekim 2008 Perşembe

uyumadığını unutmak-çikolatanın dibine vurmak

uyumadığımı unuttum?! şu an uykum geldi. ve ben dedim ki kendi kendime. lan bu vakitte niye uykum geldi? düşündüm biraz. haa evet iki gecedir uyumuyodum. insan uyumadığını unutur mu?

sabaha karşıda saat 5-6 gibi sinirden kendimi çikolataya vurdum. 15 tane metro yedim aç karnına. metro krizine girdim resmen. az önce de bayram ziyaretlerinden toplanmış bi çikolata tabağı buldum. içlerinden iyi olanları ayırıp yedim. ne hayvanım.

ve şöyle bişey daha var. iki gündür masaüstünde FIFA09 oyunu duruyo ve ben kurup oynamıyorum. işte böyle bezmişim hayattan.
bende tüm paramı metro çikolataya yatırdım işte. metro otobüs şiketine değil. 15 tane metro yedik bakalım maceradan maceraya koşabilecek miyiz.

1 Ekim 2008 Çarşamba

bayramları sevmiyorum arkadaş!

siz ne derseniz deyin sevmiyom lan işte. ya tamam bayram kahvaltısı filan güzel sayılır ama şu her yıl ki muhabbetler filan yeter yavv. yıllardır sıktı artık, sürekli aynı şeyler, aynı muhabbet. sıkıldım her sene aynı şeyleri söylemekten, sevmiyom artık. hatta nefret ediyorum. hele dün böyle bütün gün elimde telefon, gecenin görüne kadar bekleyip mal gibi kalınca. artık hiç sevmiyorum. nefret nefret nefret.. sadece bayramlardan değil. böyle pek çok özel günden nefret ediyorum a.q

şimdi diyosunuzdur kesin, şuna bak ne biçim konuşuyo, yozlaşmış işte, bu bizim milli duygularımız ooolum, milli değerlerimiz, barış ve kardeşlik oleeey, kültür ve geleneğimiz, şuyumuz buyumuz, falan filan vs. ne derseniz deyin. onların hepsinin a.q umrumda bile değil. sizde umrumda değilsiniz.. bayramındaa.. sizindee.. a.q

eğer hala blogu terk etmediyseniz sizinle iyi anlaşabiliriz demektir ve şöyle şeylerde vardır;
başkalarının belirlediği günlere göre, başkalarının belirlediği saçma sapan şeyleri zorla yapmaktan nefret ediyorum. burası özgür bi ülke mi? biz özgür insanlar mıyız? BOK ÖZGÜRSÜN!

şeker tutma ne lan?
-e al canım.. aa alsaydın. a lütfen bak al.. almayan top olsun.
bayramın kutlu olsun? bayramın mübarek olsun? iyi bayramlar?
hehuehe.. saçmalıyosuuun. kendinizi kandırıyosunuz böyle cümlelerle. an itibariyle bitiriyorum bunları.
50 kişilik kabile halinde gezen akrabalar. evde metrekareye iki insan düşmesi. iğrenç ikramlar; tatlı, börek filan gibi. hakkaten yenmiyo bazıları ya. valla yenmiyo. nası yapıyolarsa artık. bi de şey var; kardeşler kola. özharmanlılar meşrubat. zorla içirirler. bunları yapmak için harcadığınız suya yazık be. nası bi işletmesiniz. damak tadı diye bişey olur insanda a.q

amaç belli abicim. bahane yaratıp tüketim çılgınlığına devam etmek. insanlara, aslında ihtiyacı olmayan şeyleri, eğer almazsa götünü sikecekleri havasını verip, koştura koştura aldırtmak. en çok hazır mesajları birbirlerine atanlara hastayım :) yaa o kadar da aptal olunur mu be abi :) aslında öyle olmak lazım. sanırım onlar mutlu :) neyse yine şu aptallık-mutlu olmak geyiğine girmeyim :p yılların geyiğidir.

-aslında aptal olcan abi. ne güzel. öyle salak salak yaşıyacan.
tabi abi ya, en iyisi.. belki de aslında biz aptalız, kendimizi zeki sanıyoruz. aslında belki onlar akıllı.
-evet lan öyle hakkaten.

bi de nasılsın-iyi misin muhabbeti var. hal hatır sorma bölümü. 50 kişi birbirine nasıl olduğunu soruyor. sanki çok umrundaymış gibi. nasılsınlar.. iyiyimler.. sen nasılsınlar.. allah iyilik versinler havalarda uçuşuyor. ama vermez ki bilmiyorlar. kelime kalıbını öğrenmişler bi kere. bunu şaşırmadan söyleyebildi mi tamamdır. artık o kutsal görevi yerine getirmiştir.

nasılsın?
-iyiyim sen nasılsın?
bende iyiyim.
-allah iyilik versin.
(iyiyim dedim zaten gerek yok vermesine :p başkasına versin, iyi olmayana)

şu kalıbın 5 dk içinde 500 defa kelimesi kelimesine tekrarlandığına şahit olmuş bi insanım ben. aslında bi gün diyecen ki. hiç iyi değilim, bütün sorunlarını anlatacan. herşeyi söyleyecen. nası göt olur ama :)

nasılsın?
-iyiyim sen nasılsın
iyi değilim. şöyle şöyleyim, böyle böyleyim. şu oldu bu oldu.
-hımmm...demek öyle. allah iyilik versin desem abest kaçar sanırım
yok sen de yinede, için rahat etsin
-allah iyilik versin.. sanırım biz artık gitsek müthiş olur.
evet. şimdi terk edin burayı.

ulan imkanın olcak. şöyle ıssız bi yerde ufak bi evin olcak. basıp gidecen a.q kafanı dinleyecen. ohh miss. hatununda yanında oldumu. tadından yenmez.

neyse daha fazla uzatmamın bi anlamı yok. nasıl olsa anlamayacaksınız. çoktan etmişinizdir küfürleri :) o yüzden şu klavyenin tuşlarına daha fazla basmamında bi anlamı yok. o küçük beyinlerinizden şu an neler geçtiğini biliyorum :) %90'nınız ilk paragraftaki bi cümleye yüklenmişinizdir muhtemelen ve yüzünüde hafif bi tebessüm oluşmuştur. yada neden böyle şeyler yazdığım hakkında kafanızda paranoyakça ufak ufak sebepler üretiyosunuzdur muhtemelen. amaaan.. neyse yaff. yeter. ben acıktım.

ettiğiniz küfürlerde aynen size girsin!