29 Haziran 2009 Pazartesi

okuduğumuzu anladık mı? cevap verelim mi? hayır mı?

sevgi beslediğin insanlar aptalca bişey söylediğinde veya dünyanın en berbat esprisini yaptığında bişeyde diyemiyosun ya. hatta şöyle hafif bi tebessüm haline giriyosun. çok fena bi durum ya. o an öyle aşşalayasım geliyo ki onu. ulan sen kimsin! diyesim filan geliyo. naaptın şimdi sen? demek istiyorum. zor tutuyom kendimi. nolur uzatmasın diye dua ediyorum, başka konuya geçeyim diye zorluyorum ortamı. yok, sen böyle yaptıkça daha da yıvış yıvış bi durum oluşuyo. daha da uzuyo. tam sustu diye sevinirken bir cila daha atıyo. bu durumda yapacak tek bir şey kalıyo. ordan koşarak uzaklaşacaksın veya kafana sıkıp intihar edeceksin.
_______________________________________________________

içimde bi yerde çok feci bir michael jackson hayranı gizli gizli yaşıyomuş ama haberim yokmuş. michael jackson öldüğü andan itibaren ortaya çıktı bu. bunu sizlerde kamçılamış olabilirsiniz. hepinizin payı var. tamam yaşım itibariyle adamın en süper zamanlarını atlamış veya o sırada arkadaşlarımla sokakta torpil patlatıp, füze fitili yakıp nasacılık oynuyo yada henüz olmamış çağlaları dünyanın en leziz meyvesiymişcesine yiyor olabilirdim. bi kaç şarkısını melodik olarak ve uydurma sözlerle söylerdim. moonwalktan hiç bahsetmicem zaten. hepiniz en az bi kere denediniz. ama son bi kaç gündür böyle full micheal jackson arşivi arayışları,odanın bir duvarını tamamen kocaman bi MJ posteriyle kaplama düşünceleri, heryerde MJ klipleri izlemeler, başarısız moonwalk denemeleri (halı kaymıyo abi halı-yoksa ben yaparım), evde normal yürürken bir anda MJ moduna geçip dansa başlamak filan. evet ülkemizde sanatçıların değerinin öldükten sonra anlaşıldığının en büyük kanıtı gibi hissediyorum şu an kendimi. ama bu durumumdan şikayetçi değilim. şimdi moonwalk yaparak mutfağa gidiyorum ve bişeyler yiyorum. tamam mı. tamam.

27 Haziran 2009 Cumartesi

mevlana üniversitesi - karatay üniversitesi

üniversite 1. sınıftayken okulun bilgisayar merkezine çok sık takılıyodum. sınıftan bazı arkadaşlar bana bilgisayar başında öleceğimi söylüyolardı. bi ara hakkaten çok kafama takıldı bu. bilgisayar başında ölecem diye çok korktum. hayır tamda aksi zamanda ölürüm ondan tırsıyom. ayıp olur. sonra zamanla attım tabi bu korkumu. ben sahalarda ölmeliyim adamım. evet sahalarda. basketbol sahalarında. basketbol demişken, geçen sabah gidiyim şöyle iyi bi basketbol oynayım dedim. saat sabah 6 buçuk filan. o saatte geldi delinin biri, bende oynayım mı dedi. valla baya böyle bildiğin deli. ne diyim oyna dedim. iki saat birlikte basketbol oynadık. daha öncede olmuştu böyle. o sormadı bile. geldi aldı topu, atmaya başladı. bende seslenmedim. sonra topu alıp gidiyo, başka potalarda filan oynuyo biraz. tekrar geliyo. sonra bi arkadaşı geldi. bana dedi ki; -kardeş niye takılıyon sen bunla?
-ben takılmıyom ki, o geldi oynamaya başladı.
-pek takılma sen bunla, onun kafa pek yerinde değil.
-evet çok net bi biçimde belli oluyo zaten bu..
dedim. sonra gittiler.

eee MJ de ölmüş. tabi benim içimde gündemi geriden takip eden adam var. o bi kahraman. ara ara ortaya çıkar. ne diyelim. iyiydi MJ, dilime dolanan bir kaç şarkısı vardır, melodik olarak söylerdim ara ara. sözlerini de uydururum. küçükken hep onu Micheal Jordan ile karıştırırdım. Herif babamdan bi yaş büyükmüş lan. Allah taksiratını affetsin.

bizim bi arkadaşın, babasının bi akrabası var, bi kadını boşayıp bi kadını alıyo, bi kadını boşayıp bi kadını alıyo. hepside cillop gibi ha. yüzüne bakmağa bile doyamayacağın cillop gibi hatunlar. herifin tipide bi görsen. ne buluyolar bu adamda anlamıyom. burda benim gibi yiğit dururken. inancım sarsılıyo böyle durumlarda ya. saygı ve sevgilerimle prenses 22. elizabeth. amaaan, sabahlar olmasın. (yaşasın heredot cevdet)

bu gece rüyamda, bi düğündeyiz, arkadaşlar bana zorla kolbastı oynatmaya çalışıyolar. lan bilmiyorum, valla oynayamıyorum diyorum. anlamayız oynayacaksın diyolar. valla ter içinde uyandım.

"OZ" dizisinden muhteşem alıntılar yapasım geliyo. msn iletime bile yazmayı düşündüm bi ara. ama tuttum kendimi. yoo bunu yapamam. hayır yapamam. yapmamalıyım.

başlığın amacını siz zeki olanlar anladınız ve kıskıs gülüyosunuz demi. afferin size. hay allah şimdi de anlamayanlara aptal der gibi olduk. sizde tatlısınız, sizde güzelsiniz. oy oy oy yirim yirim.

25 Haziran 2009 Perşembe

23 Haziran 2009 Salı

çekme len yırtacan!..

merhaba
çok boktan günler geçiriyorum hacım. bazen arkadaşa böyle sesleniyorum. sadece hacım desemde iyi. kanka, abi, lan göt, zenci filan da diyorum. kendime gıcık oluyorum. ismini söyleyerek seslenince de gıcık kapıyom kendime. nasıl seslenecem bilemedim. sonra karar verdim. en iyisi seslenmeyim ben buna. allahını şaşırsın hergele. neyse, ne diyodum. evet bok. çok boktan günler geçirdiğimi söylüyodum. ki öyle de zaten. yalan değil. sana niye yalan söyleyim ki. ben zaten yalan söylemem. mesela en son söylediğim yalan neydi onu bile hatırlamıyorum. ha tamam hatırladım. okul nasıl diye soranlara "iyi" diyerek yalan söylüyorum. halbu ki iyi filan değil. hatta kötü bile değil. sıradışı ve inanılmaz kelimeleri belki bu durumu daha iyi karşılayabilir. neyse, ha ne diyodum. evet bok. geçen 1 hafta önce filan baya karpuz yiyodum ben. baya hayvan gibi yiyodum bildiğin. dün yine yedim ve hatırladım ki, ben geçen sene yazın hiç karpuz yemedim. valla yemedim. o yüzden bu sene iyi, renkli, tatlı ve az çekirdekli karpuz buldum mu affetmiyorum. anında tüketiyorum onu. neyse ya, boşver karpuzu. ne diyodum ben. evet bok. OZ birinci sezonu bitirdim. hakkaten sıradışı bir dizi. iyi harmanlanmış bi dizi. ilk sezon 8 bölümdü. hemde full ekran. tatlıdan sonra içilen ayran gibi, yağ gibi aktı gitti dizi. öyle sevdim. bundan taaaaa yıllar yıllaaar önce, cıne5'te çarşamba akşamları saat 10'da şifresiz olarak yayınlanırdı. hatırlayanlar olabilir. neyse, ne diyodum şimdi. evet bok. aylin aslım'ın zor günler şarkısını bok günler olarak dinlemek istiyorum bi ara. bi de bu yaz, hiç yaz gibi değil. onu yaptırsınlar. yaz gibi olsun. deli gibi belgesel izleyesim var şu ara. küresel ısınmasınada koyuyum. susuzluktan ölmekten acayip korkuyom. sadece susuzluktan ölsen iyi. susuzlukla beraber zaten bi ton hastalığa yakalanacan. üstüne bi de boğazın kuru kuru ölecen. normal intihar ederim daha iyi. prison break 4. sezonda artık iyice boka sardı. oyuncular bile iplemiyo sanırım artık. montaj götüm gibi olmuş. lincoln koşma sahnelerinde sırıtarak koşuyo. bitmiş yani o dizi. ama yinede izleyecem işte tutamam kendimi. sayısal loto oynamak istiyorum. tutarsa, odamdaki tv'yi camdan aşşaya sallayacam. eski günlerdeki gibi uçurtma uçurmak istiyorum ama hem yükseklik korkum olduğu için uçurtma uçurmaktan korkuyorum, hemde tarla gibi bi alanda uçuracağım için kenelerden korkuyorum. zaten her türlü böcekten korkarım ben yalnız kene değil. mesela çita getir, yok çita getirme ondan da korkarımda. mesela normal bi sokaktaki köpekden korkmam ama böyle hayvan gibi arılar var. onlardan fena tırsıyom. yok canlı zincirinde yeri varmış onun, öyle demeymiş. lan ne yeri var onun zincirde. kışın yok o hayvan. kışık o yokken neyimiz eksik sanki. geçen gün odaya girdi bi tane. o günden itibaren camı açmıyorum. sıcaktan yanıyo oda. aman abicim napıcam. o hayvandan uzak durayımda, eriyerek ölmeye bile razıyım. benim küçükken turuncu bi lazımlığım vardı. ona sıçmayı özledim ben. böyle sırtımı duvara verip sıçardım ona. uyurdum bazen lazımlığın üstünde. bitince de bokuma bakardım. çok yapınca sevinirdim. bi kere lazımlığa yaptığım bokumu lavaboya dökmüştüm. annem bu manzarayı görünce çok şaşırmıştı. hehehe. sonra kaçtım ben tabi. hihi. turuncu-kızıl insanlar çok hoşuma gidiyolar. turuncu bebekler mesela çok tatlılar. hele turuncu kızlar. oy oyy. ben sizi yerim. portakal-nar karışımı şekercikler sizi. hee ne diyodum. ne dediğimi bende bilmiyorum ki.
görüşürüz

21 Haziran 2009 Pazar

başkan benden pek hoşlanmıyor. başkan mı?

merhaba
masaüstümü ben sade tutmaya çalıştıkça o kalabalıklaşıyor ve bu görüntü beni korkutuyor. ruh halimle alakası olmayan bu durumu paylaşmamın hiç bir nedeni yok. şöyle anlık kafamdan geçenleri yazsam diye düşündüm ama bu düşünce süreci zincirinin hızından korktum. nerden başlayıp nere gidiyorum. çok alakasız. tv programlarıda yook şu üniversite, yok şu koleji, yok şu sözlük olaylarına girilmesine feci sinir oluyorum. kendi grubu söylediğinde bağıranlardanda tiskiniyorum. çok neşeli insanıda sevmem. sürekli gülen, hiç morali bozulmyan, hiç üzülmeyen. nefret ederim bu insanlardan. pislikler sizi. sürekli bişeylerin günü olmasına sinir oluyom. bana ilkokuldaki belirli gün ve haftalar kitabını hatırlatıyo. yarında babalar günüymüş. şimdi bi sürü baba edebiyatı çeken yazılarda yazılır. benim çocuğum olsa babalar günümü kutlasa, ağzına çakarım onun bi tane. küçükken bi babalar gününde babama bi paket uzun marlboro sigara almıştım. işte bu toplumun bi çocuk üzerinde oluşturduğu baskının sonucudur. hiç unutmuyom bi de defterden kopardığım kağıda sarıp hediye paketi yapmıştım o sigara paketini. allah belamı versin. yaşasın dumansız hava sahası. bi de bu yanlış numaralar çok vefasız oluyolar. nerelerdesiniz ulan. tvdeki programlara telefonla katılan insanların isimlerini feysbukta açtığım sahte hesabımla arayıp, arkadaş olarak ekliyorum. bundan aldığım zevki tahmin bile edemezsiniz. sensin sapık, köpöğlu. benim komik bulmadığım şeyleri komik bulan insanlarada uyuzum. kendimede sinir oluyom. böyle şeyler yazmaktanda nefret ediyom. lanet olsun zenci. ankaraa ankaraa güzel ankaraa. geçen gün canım ağlamak istedi ama ağlamadım. benim hala umudum var şarkısını mırındanayım dedim, vazgeçtim. canım feci halde ölmek istiyo. uyurken olsa iyi olur veya tabanca verin kafama sıkayım bi tane. zor olduğunu mu sanıyosun. bok zor. orhan gencebaydan dil yarası şarkısını kendime armağan ediyorum. ara ara OZ dizisini izliyorum. anaokulda kullandığım demir bardağı buldum. hayatımdaki tek iyi şey ondan su içmek. ayrıca suyu doldururken dıvyınkk diye ses çıkarıyo.
görüşürüz

15 Haziran 2009 Pazartesi

anlıyorum ve devam etmek istiyorum

bi ara okuduğum kitaplarla fotoğraf çekiniyodum. ne biliyim abicim, nolur nolmaz. bi arkadaşın gelir, kitabı görür evde, alıp okumak ister. 3 yıl sonra getirdiği zaman kitabı tanıyamazsın. çünkü o kitabı okumamıştır. adeta duvardan duvara vurmuştur. her sayfasını özenle tek tek kıvırmıştır, buruşturmuştur. kapağını büküm büküm etmiştir. allah belasını versin ya ne diyim.


gag yeniden başlasa ne güzel olur. puck shot var ama ne biliyim. ı ıh. gag istiyom. gülse birsel şu avrupa yakasını bitirirse başlar inş. bizim üniversite tv'de de kızın teki RECLAM diye bi program yapıyo. o tarz işte. ama tamamen pack shot çakması. ya abicim kızın hareketleri bile pack shot'ı sunan Güneş Tuga'nın hareketlerinin aynısı. ses tonunu getirmeye çalıştığı seviye, vurgulamaları filan aynı. bu kadarda olmaz ki. Programının sonunda görüş ve önerileriniz için mail atın diyo. söyleyim bu düşündüklerimi dedim. ama kız orda bişiler yapmaya çalışıyo, şimdi kırılır üzülür filan diye bişi diyemiyom. bi program daha izlicem. yine aynı şekilde devam ederse uyarcam abi. çünkü olmaz böyle. vurgulamalar, mimikler, jestler, hepsi aynı. yapma bunu bak. güzel kızsın. akşama napıyon?

bu arada lakers şampiyon oldu. tüm kobe düşmanlarına kapak olsun.

8 Haziran 2009 Pazartesi

yapmayın etmeyin

her ne kadar kendime yapılmasından nefret etsemde, kendimi tutamayıp başkalarına yaptığım çok pislik, çok mendebur şeyler var. mesela bi şarkıyı yada filmi yeni keşfediyor şahıs, sonra koştura koştura geliyor,lan bak bak, çok süper demi bu bak çok süper. ulan insancık. sanki sen yaptın. hem sen onu daha yeni mi görüyosun. haha. ne acınası bi varlıksın sen ya. işte böyle bi psikoloji içine giriyorum. buna engel olamıyorum napıyım. affedin lan beni. özür diliyom.

bazı insanların yemek yiyişine uyuz oluyom. bence salata bile ayrı tabaklara koymak gerek. hayır abicim adam önümden önümden yiyim demiyo. geliyo bi benim önümden alıyo, yok gidiyo başka bi köşeden, bi kaşık alıyo, sonra onun yarısını döküp başka bi yerden alıyo, o kaşığıyla salatanın her tarafını karıştırıyo. hadi şimdi ye yiyebilirsen bakıyım onu. ulan ben senin tükrüğüne bulaşmış salatayı yemek zorunda mıyım. niye pislik yapıyosun da mahfediyosun salatayı. yemeğin başında bi iki kaşık alabilirsen o değmeden, şanslısın.

sonra bi de senin tabağındaki yemekten alan var. laan laaan. en uyuz olduğum şey. yemin ederim o insanı o an öldürebilirim.

ayrıca şanslı insanlarada uyuz oluyom. bu şanslılar bi de çoğunlukla gerizekalı, hayvanat oluyo. sen işin her ayrıntısını hesapla, düşün, bütün tedbirlerini al. o malak, o gerizekalı mal gibi çıksın, hiç bi sorun yaşamadan yapsın işi. ama seninkinde mutlaka bi aksilik çıksın. allahım? neden böyle yapıyosun? yani bi insanın hayatının bi kısmı çok boktansa, diğer kısmı biraz olsun iyi olmalı bence, yolunda gitmeli, aksilik çıkmamalı. bak biraz olsun diyorum. yani örnek olarak şu sözü söyleyim. kumarda kaybeden aşkta kazanmalı. anlatabildim mi? ayarlayalım bunları lütfen.

hımm, başka ne vardı. heh. şu maçlarda sürekli ayakta dolanan adamlar. ya bu insanlar neden böyle. sen gelmişin ora maç izlemeye, bi dk oturmuyosun ya. bi dk. allah belanı versin senin lan. bak, premier lige bak, tirbünlere bak. bi kişi ayakta mı lan? bi kişi?

len niye bağırarak konuşuyon. duyuyom ben seni. sakin konuş bana. bide espri yapmak zorunda değilsin yani. niye zorluyosun. iğrenç iğrençde gülme ayrıca. böyle suratına suratına vurasım geliyo bu bağırarak konuşan insanların. bi de çok zeki zanneder bunlar kendini. bi tabancam olsa varya, ulan çok fena öldürürdüm sizi.

az da olsa rahatladım.

7 Haziran 2009 Pazar

benim annem güzel annem

bunların hepsini kendim yapabiliyo olmak isterdim ama ne mümkün. istesem yaparım, o ayrı ama üşenirim be. annem saolsun yapıyo. bu yemeği yerken farkettim ki ben annemi çok seviyom lan. ama o ölünce nolacak? bana kim yemek yapacak. ağlarım ben. o yüzden anneme söyleyimde bana şöyle helal süt emmiş, akıllı, kafası çalışan, saygılı, olgun, temiz ve titiz, hamarat, becerikli, güzel yemek yapabilen, güzel giyinen, çok hoş, sevimli, tatlı bi kız bulsun. ne kadar bencil ve pislik bi insanım demi :p ha bak ben önce ölürsem o zaman hiç bi problem kalmamış oluyo. saygılar sunuyorum sizlere. (patlıcanlı patatesin hepsini yemedim, o kadar da öküz değilim. yarasını yedim sadece) 10 puan.

6 Haziran 2009 Cumartesi

tutuklayın beni ! ! !

abicim benim canım acayip şekilde tutuklanmak istiyo. böyle polis bassın bi yeri, bende orda yasa dışı işler çeviriyo oluyum. bileklerime kelepçeyi taksınlar, sonra haklarımı okuyarak polis aracına götürsünler. o sırada da ben böyle umursamaz zenci tavırlarda bulunsam. kameralara filan böyle iplemez laflar söylesem. hey whats up, hey bu kelepçelerin altın olanlarından yokmuydu adamım desem. basın mensuplarına, hey adamım noluyor, bunlardan kurtulunca sizin beyaz popolarını tekmelemeye gelcem filan desem, güzel muhabirlere sarksam, öpücük filan atsam. olsun bunlar. lütfen olsun. burdan tüm polis teşkilatımızı, fbı'ı, si ay ey'i göreve çağırıyorum. çok yasadışı işler çeviriyorum. kamuya açık alanda sigara içenlerin sigaralarını gözlerine, kulaklarına sokuyom. hemde yanerken. ne fena demi.

5 Haziran 2009 Cuma

Merve ile Yavuz

mervenin küçük ama mutlu yuvasını neden eski cam sürahiler gibi çizdim anlamıyorum.