9 Mart 2011 Çarşamba

cemre düşmüşmüş

pek seviyolar bunu demeyi. kış ortasında havayı biraz sıcak görmeyiversinler. hemen yapıştırıyor cemre düştü zaten diye. sanki düşerken görmüşcesine emin bi şekilde söylüyor. bu sırada mutlaka ordan başka biri atlıyor. az öncekinden daha bilgili olduğunu kanıtlarcasına önce şuna düşer, sonra buna düşer, en sonra da ona düşer diyor. öyle bir söylüyor ki somut bişey görmeyi bekliyorum ben. kafamın içinde havadan bişeyler düştüğü filan canlanıyor. yıllarca yok türkiye coğrafyası, yok ülkeler coğrafyası, yok türkiye ekonomik ve beşeri coğrafyası ve benzeri kırk çeşit coğrafya dersi gösterdiler bize. bi de öss hazırlık döneminde genel bi coğrafya gördüm ama o kadar kitabın arasında "cemre düşmesi" ile ilgili tek bi kelime bile yoktu. lanet olasıca yoktu.

tdk'dan baktım, şöyle diyor cemre için; Şubat ayında birer hafta arayla havada, suda ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.

inanılmaz derecede saçma bişey. sanılan? neye göre sanıyosun arkadaşım. işin tuhafı bu cemre düştücülerin aynı zamanda mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırırcılar olması. lan mal, al işte kar yağdı. nere cemre düşmesi! madem sıcaklık yükseliyo, niye sonraki ay olan mart kazma kürek yaktıracak kadar soğuk oluyor. ha beyinsiz. tutarsız! tükürdüğünü yalayıcı!

bi de acıktım, kan şekerim düştü herhaldeciler var. yada acıktım dendiğinde; kan şekerin düşmüştürcüler. veya başım dönüyor kan şekerim düştü galiba, bişeyler yiyimciler. çünkü 40 yıldır tıp okudular ya bu arkadaşlar. herşeyi biliyolar. acıktın mı? haa kesin kan şekerin düşmüştür tabi canım. başka ne olabilir ki. sanki kan şekerini çok biliyormuş gibi. lan acıktıysan git ye ne bok yiyeceksen. hatta direkt bok ye bence sen. ve yemek yemek için de başım döndü gözüm karardı numaraları yapmana ne gerek var! niye tıbbi bir açıklama yapıyosun ki. acıktım de geç. öteki! sen de sus! böyle herhangi bir konuda bi bok bilmediği halde sanki çok biliyormuşcasına teknik terimlerle süslü, yalan yanlış cümleler kuran insanlara inanılmaz derecede sinirleniyorum ve acıyarak bakıyorum. sen zavallısın. döverim seni! seni çok kötü döverim! öyle bir döverim ki kan şekerin düşer.

şaka bi yana, cidden şu tutarsız insanları napacaz biz yav? öldürelim filan bişey yapalım şunları. tutarsızları, tükürdüğünü yalayanları ve anca oturduğu yerden konuşup, lafa gelince mangalda kül bırakmayıp pratikde hiç bir bok yapmayan şerefsizleri. hayatta en çok şu üç insana sinirleniyorum. bi de bunların üçünün aynı bünyede eşit bir şekilde dağılmış olanları var ki onları alacaksın böyle liğme liğme edeceksin. bi de hayat görüşü olarak savunduğu şeyleri söyleyip söyleyip (o da oturduğu yerden ha, sırf laf), onun karşıtı şeylere bok atıp atıp, sonra gidip onu yapan ve öyle yaşayanlar varya. onlara ne diyeceğimi bilemiyorum. en iyisi bişey demeyim.

off lan sinirlendim. uzun zamandır yapmadığım YAŞASIN KÖTÜLÜK olayını yapayım da rahatlayım. iyisimi gideyim ve yan apartmandaki çocukların bahçelerine yaptıkları kardan adamı bozayım. hem de onların gözleri önünde. ağlasınlar iyi bi. görsünler dünyanın kaç bucak olduğunu. hehe anneleri filan da var yanlarında ama olsun, daha eğlenceli olacak. ahahaa yaşasın kötülük! burdan da tüm kötülere sesleniyorum. bugün YAŞASIN KÖTÜLÜK günü. sokakta gördüğünüz kardan adam yapan çocukların yanına gidin ve kardan adamlarını bozun. kardan adama kafa ve yumruk atarak bozun. sonra da dekmeleyin. yerle bir edin o kardan adamı. hatta şarjlı saç kurutma makinası götürün yanınızda. eritin o kardan adamı.

yeni başlayanlar için kötülük tavsiyelerim var. eskiden yaptığım bazı kötülükleri aşağıya yazıyorum. vaktiyle twittera yazmışım. onları da uygulayabilirsiniz. yaratıcı kötülükleriniz varsa beklerim.