30 Mart 2012 Cuma

angaranın dağları büklüm büklüm yolları

daha geçen gün gif bir kıza aşık olmuşken bu da yetmiyormuş gibi sormayın başıma bi de ne geldi. gerçekten çok elim ve vahim bir olay. sormayın diyorum ya lan! ne soruyosunuz! neyse hadi anlatayım bari bu vahim olayı. her erkeğin porno filmde görüp aşık olduğu en az bir kız vardır ve bu durum insanın üzerinde acayip etkiler, tarifi zor duygular ve kafa karışıklığı bırakır. ama bahsedeceğim şey bu değil. bahsedeceğim şey pavyonda gördüğüm bir kıza aşık olmak. pavyonda bir takım adamlarla oynayan bir kıza aşık olmak. hem de ne oynamak! sadece oynamayla kalsa yine iyi. bi de terbiyesiz bi kız ki sormayın gitsin. o hareketler, o laflar filan... aslında bu da iyi. terbiyesiz kızları severim. hatta bu kız çok terbiyesiz lan. aşırı terbiyesiz bişey. terbiyesiz, ağzı bozuk, enerjik, kıvrak, kışkırtıcı bakışlı, kuvvetli şimşek gibi reflekslere ve bir o kadar da gelişmiş ritim duygusuna sahip bu kız. tüm bunlar da çok çekici ve tahrik edici. ama benim yarim olacaksa öyle herkesin içinde terbiyesizlik yapmayı bırakacak. sadece yalnız kaldığımız zamanlarda bana yapacak. hem de terbiyesizliğin en alasını. ya değilse olmaz. nasıl bi terbiyesizlikten bahsettiğimi anladığınızı umuyorum. her ne kadar içimde bir detroitli dalyan zenci, bi los angeles taraftarı, bir sokak gangstası, çılgın bir sokak basketbolcusu, los angeles çılgın partilerinin has adamı ve benzeri kişilikler barındırsam da sonuçta efendi bi insanım. tam bir konya beyfendisiyim. oy nerden tutuldum bu sevdaya. nerden tutuldum o terbiyesiz cilveli yare. nnııııkacaksın o pavyondan! nevinin nhanımı nbenim karımolacaksın. haaa... terbiyesizliğin, cilveliğin en alasını da bana yapacaksın. tamam mı yavrum. bugün gelip babandan nistiyiciğim seni.

28 Mart 2012 Çarşamba

şansımı sikeyim! hatta buyrun siz de sikin

geçen gün uyanmışım, hava nasıl güzel. insanlar aileleriyle yürüyüşe çıkmışlar mutlu mutlu. kahvaltı yapayım dedim. börek varmış. bi tabağa biraz börek koyup balkona çıktım. çayımı da aldım. yıllar sonra ilk defa balkonda kahvaltı yapacaktım. yolda trafik çevirmesi yapıp ceza kesip araba çektiren trafik polislerini ve diğer insanları izleyerek güzelce böreğimi yiyim dedim. yedim de. çayımı da içtim güzelce. böreğim bitti. çayım biraz kaldı. onu da üstüne içeyim de midem bayram etsin dedim. demez olaydım. o son yudumda gördüm ki bardağımda bir böcek var. orospu çocuğu bir böcek var! be amını ırzını siktiğimin böceği! dünyada milyonlarca kilometrekare alan varken sen geliyorsun benim 7 cm çapındaki bardağımın içine giriyorsun. senin ben feriştahını sikeyim böcek!

hamurlu tatlıları seven biri değilimdir. yemem bile. ama geçen gün canım bi revani çekti. anne dedim. bi revani dedim, yapsana dedim. tamam dedi kadın anam. ertesi gün bi yoğunluk oldu yapılamadı revani. olsun dedim. sorun değil acelesi olan bişey değil. bugün yapılacaktı revani tatlısı ama tahmin edin ne oldu? fırın bozuldu. o çeteresini siktiğimin fırını bozuldu. 23 yıldır yaldır yaldır çalışan fırın, hayatımda ilk kez bi tatlı istediğim zaman bozuldu.

26 Mart 2012 Pazartesi

gif kıza aşık oldum

verified profile
şu doğrulanmış twitter hesapları nasıl oluyor anlamıyorum. twitterdan bi görevli gelip kişinin o kişi olduğuna dair dna testi filan mı yapıyor. yoksa kişi twitter ilçe kaymakamlıklarına veya genel müdürlüklere gerekli belgelerle (ikametgah ilmuhaberi, tapu sicil kaydı, adliyeden temiz kağıdı, 2 avatar fotoğrafı, nufus cüzdanı arkalı önlü fotokopisi, twitter banka hesabına yatırılmış ücretin dekontu ve son mezun olunan okulun diploması) şahsen başvurup, bizzat orda da kullanıcı adı ve şifresiyle girip bir tweet yazarak -ahanda bakın hacı, belgeler burda, aha şinci tweet de attım. vallaha da bu benim. onaynayın beni. nickimin yanına o mavili onay işaretini de koyun... mu diyor. nasıl oluyor amına koyim ya.

dil
eskiden bi ortamda birine şaka yollu bi gönderme veya şaka yollu bi laf sokmaca gibisinden bişey yapınca yaptığı kişinin görmeyeceği ama ortamdaki diğer insanların özellikle göreceği şekilde dilini aniden dışarı çıkarıp çeken insanlar vardı. hani bu şakadır... bakın nasılda sinirlendiriyorum gerizekalıyı... der gibisinden. ha işte ben onların hepsini öldürdüm ama olur ya bir iki tane kaçmıştır falan. size denk gelirse bi zahmet öldürüverin. yada tam dilini çıkardığı an alttan çenesine bi yumruk vurun o dili kopsun.

eziksin
bence dünyanın en ezik insanı bi yerde yeni olduğunu birilerine anlatmaya çalışan insandır. şey ben burda yeniyim de, ben başlayalı daha bi kaç gün oldu, ben dün başlamıştım da... eziiiiiik! EZİİİİİİİİK SENİİİİ!!!

çözünürlük terk
her türlü videonun düşük çözünürlüklü hallerini izlemeye meraklı, bu uğurda ekstra çaba harcayan insanları anlamıyorum. adam 2 saatlik filmi 300 mb izlemeye razı. ulan hiç mi görsel zevkin yok senin ayı. neyse lan ne halin varsa gör hayvan. yakında internet de bitecek zaten.

bunu yapmayın
siz siz olun benim yanımda yaptığınız bi şakanın bitiminde ehehe şaka yapıyorum yaa ehehe, mahsus dedim yaa veya takılıyorum demeyin. çünkü aniden tam sol yanağınıza bi tane yumruk atarım. ve şundan emin olun, o yumruk çok çılgınca bi yumruk olur.


işte o gif kız. gif olduğun kadar da tatlısın bebeğim. bir gün amerikaya gelirsem seni bulacağım gif kız. gif canını senin.

23 Mart 2012 Cuma

ben o ortamların insanı değilim

tahta dondurma çubuklarından ev yapma hayalim 9 yaşından beri devam ediyor. her yaz yediğim her dondurma çubuğuna bakıp, şunları biriktirsem ne güzel tahta bi ev yapabilirim bundan diyorum kendi kendime. sonra yeterli miktarda tahtaya ulaşmamın zor olacağını düşünüp atıyorum onları. keşke onları toptan alabileceğim bi yeri biliyor olsam. dondurmacı tanıdığı olan filan varsa bana o çubukları nerden bulabileceğimi söyleyebilir mi?!!

bir kaç tane daha çirkin kulaklı ama iyi insanla karşılaşırsam, iyi insanların biçimsiz kulakları vardır diye ortaya bi laf atmak istiyorum. zamanla atasözüne dönüşür dönüşmez orasını bilemem. dur hele, bi kaç tane daha iyi ve çirkin kulaklı insan çıksın da karşıma, o zaman ben ne diyeceğimi iyi bilirim.

geçen gün bisikletle bi yerden gelirken daha önceden bir kaç kez rüyamda gördüğüm bi alanın içinde buluverdim kendimi. çok şaşırdım. oha lan rüyamda gördüğüm yer! dedim. halbuki daha önce ordan hiç geçmemiştim. eminim bundan. çok heycanlı oldu tabi bu olay. güzel oldu.

biri bana limonata yapsa da içsem keşke. ama yapacak kişinin de limonata gibi bi canlı olması lazım. bilmem anlatabildim mi? niye bilmeyecekmişim lan. bal gibi de bilirim. bence anlatabildim. ha siz anlamadıysanız. o sizin öküzlüğünüz. dikkat ederseniz "kusura bakmayın ama" da demedim. kusura baksanız nolur allahaşkına. istediğiniz kadar bakın kusura.

dünyada çeşitli nedenlerden ötürü tartışmış, kötü şeyler yaşamış, kırılmış olduğumuz insanlarla cennette bütün bunların hiç biri olmamışcasına gülümseyerek pikniğe gitmek istiyorum. aslında bunu dünyada da yapabiliriz amma lakin yapamayadabiliriz gibime geliyor.

17 Mart 2012 Cumartesi

saatlerimizi ayarlayalım

hepimizin evinde saatler vardır. normaldir bu. sonuçta saate bakan insanlarız. bu saatler kendi kendilerine bazen geri kalır, bazen de durur. bunlar olabilir. saattir sonuçta ama bizde öyle bir saat var ki.. allahın cezası mıdır nedir... saat ileri gidiyor yav. 7-8 dakika ileri gidiyor. düzeltiyoruz yine gidiyor. bu saati kim yaptıysa zaman kavramıyla ilgili ciddi sorunları var veya belki de zamanı bizden hızlı yaşıyor?! ama dur lan! şu an aklıma çok korkutucu bişey geldi. belki o saatin durduğu yerde değişik bir boyut, hava veya manyetik alan filan gibi bişeyler olabilir!.. odanın kuytu bi köşesinde duruyor. oha... oha şu an baya tırstım ben.

15 Mart 2012 Perşembe

10 Mart 2012 Cumartesi

beterin beterine ne kadar kaldı?

bana araba çarptı, havada taklalar atarak fırlayıp yere yapıştım ama ölmedim. kalkıp yürüyüp gittim. coşkuyla akan dereye düştüm, baya bi sürüklendim sularda, debelendim ama ölmedim. defalarca bisikletten feci şekilde düştüm ölmedim. bu kadar yaşatma ısrarına vardır bi bildiği diyebiliyorum sadece. başka bişi diyemiyorum. çünkü böyle şeyler olup da yaşayınca insan, güzel bişiler olması gerekir gibime geliyor. güzel bişiler olmasını geçtim normal bişiler olsun. o da olmuyor. normal bişileri geçtim. kötü şeyler olmasın. kötü şeyler oluyor. bileydim böyle olacağını araba çarpmasında veya dereye düştüğümde ölmemek için o kadar kasmazdım. bana biraz torpil geçilmesi lazım. kendim için istiyorsam dünyanın en pislik insanı olayım. kendim için de istemiyorum.

dün bi süre omzumda örümcekle yürüdüğümü fark ettim. sonra elimle ittim ve yoluma devam ettim. bi süre sonra omzuma tekrar baktım. yine örümcek vardı. yine aynı şekilde elimle ittim ve yoluma devam ettim. gün içinde bunun iki defa olma ihtimali nedir bilemem. yarına örümcek adam olarak uyansam bari de bi boka yarasa.

burdan zeki demirkubuz'a sesleniyorum. abicim hiç kasma senaryo yazcam, oyuncu bulcam falan filan diye. al kameranı gel. bir hafta bizde yaşa. deneme çekimdir neyidir gözlemini yap. sen yokmuşsun gibi davranalım. sonraki bir hafta da filmini çekersin. yemin ediyorum sana 10 numara film olur. 2 haftada bitti işte. biliyom ben senin filmleri. valla aynı senin filmlerindeki gibi hayatım var. ekmek musak çarpsın. sırf dün yaşadıklarımı çeksen apayrı film olurdu. bazen günlük hayat akışı içinde öyle bi moda giriyorum ki aman kameraya bakmayım, zeki abiyi sinirlendirmeyim diyorum. hah ışık tam iyi diyorum. boşa gidiyor abi miss gibi filmlik hayat. esasında boktan tabi de film için mis gibi. gel çek boklarını yiyim. sürünüyoz bari bi işe yarasın. hiç değilse bana da faydası dokunur. biraz kassam kendim yazarım da çekerim de ama valla çok üşeniyorum. sen hallet bu işleri.

indi-bindi mantığını bugün çözdüm ben. bir dolmuştan inip diğerine binmem maksimum 3 saniye filan sürdü. indi-bindi kesin buna deniyor. bir yakinim ile birlikte bir dolmuştan indik. yine aynı yakinim tarafından aniden durdurulan bir dolmuşa adeta ite kaka zorla bindirildim. bişeyler oldu böyle aniden filan ne olduğunu anlayamadım aslında. bi anda kendimi uzunharmanlar dolmuşunun içinde, 6'lı kolide birer litrelik uht süt almış bir adamın yanında otururken buldum. belki garip gelecek ama dolmuşlar bana huzur veriyor. özellikle muavin koltuğuna oturmuşsam. huzur içinde uyuyasım geliyor orda. dolmuştayken çocukluğuma döndüm. heyt ulan dedim. çocukken bisikletle en uzağa gittiğimiz, o mahallenin bela çocuklarından kemerle dayak yemenin eşiğine gelip kaçarak yırttığımız ve çok çılgın bir mekan olarak algıladığımız evimize çok uzak yer şimdi günlük gidiş geliş yolum oldu. bu bana biraz koyuyor nedense. o değil de çikolatalar o telaş içinde beni dolmuşa tıkan yakinimde kaldı. bu kadar belanın içinde ekstradan bir de onlara yanarım. bu da garip bi huy.

zeki demirkubuz abicim, sırf bu yazıda bile ana hikayenin yanında, hem ana hikayeyi besleyebilecek, hem de filme serpiştirilerek ayrı bir zenginlik, tad ve ekstra duygular katacak ne kadar iyi ayrıntılar olduğunu görmüşsündür. saygılar.