14 Temmuz 2012 Cumartesi

hayvan yalnız yer

üzgünüm ama yine yemek yemeli bişeyler söyleyeceğim. hayatta en sevdiğim şeylerden biri yalnız yemek yemek. aslında en sevmediğim şeylerden biri de yalnız yemek yemek. duruma göre değişiyor. 4-5 yıl önce bi arkadaşımın babası bi ramazan günü spontane gelişen bi ziyaret sonrası birlikte yaptığımız iftar sırasında içli bir ses tonuyla "hayvan yalnız yer..." diyerek bize paylaşmanın ve dostluğun güzelliğini vurgulayan (belki başka bişey demek istemiştir ama ben böyle anladım) öğütlü bir cümle söylemişti ama ben yine de yalnız yemeyi seviyorum. gerçi her yalnız yemek yiyişimde bu laf aklıma geliyor ve biraz hüzünleniyorum. hem aç da iki belgesel izle hangi hayvan yalnız yiyor. aslanlar filan hep beraber yiyor cahil misin amca? yalnız yemeyi sevmemin nedeni çoğu insanın yemek yiyiş tarzını beğenmemem. ya değilse paylaşımcı bir insanımdır. yeter ki insan gibi ye.

havanın mecbur olmadığımız sürece dışarıya çıkmamızı engelleyecek sıcaklık değerleri var. hava durumu sunucularının bir tavsiyesi mecbur olmadıkça dışarı çıkmamak. bazı durumlarda çok zor olabilir dışarı çıkmaya mecbur olup olmadığımızı kestirmek. kime göre hangi hava koşulları mecburiyet değerleri oluşturuyor. sırf hayatta kalabilmek mi mutlak başarmamız gereken. sırf sıcaktan ölmenin ne olduğunu merak edemez miyim, kendimi buna mecbur hissedemez miyim. soğuktan donmak da aynı şekilde. manyak değilsem mecbur hissetmem tabi ama bence herkes biraz delirmiş durumda. sokağa çıkma yasağı gibi eve girme yasağı da olsa ya lan. mecbur kalmadıkça evlere girmeyiniz gibisinden. aa bi dakika. o da oluyor gerçi bazı durumlarda ama o üzücü bir durum. olmasın o.

bu mevsimde lüfer iyidir, yağlı olur... kırk yılda bir hamsi yiyen biri olarak bazı insanların her balığın sağlık durumundan haberdar olması beni çok şaşırtıyor lan. neymiş efendim şu sıralar lüfer yağlı olurmuş, alabalığın tansiyonu düşmüş, istavrit göbek yapmış, palamut kilo vermiş... merak ettiğim şey şu; bu muhabbetleri çeviren adamların gözlerini kapatsak ve değişik balıklardan koysak önlerine ve yeseler. aradaki farkı anlayabilirler mi? belki vedat milor. diğerinin anlayabileceğini hiç sanmıyorum. hatta vedat milor'dan bile şüpheliyim.

kumaş pantolon, gömlek ve ceket giyip sokaklarda dolaşsam neler hissederim acaba. üçünü de liseden beri giymiyorum. çok garip hissederim bence böyle bi acayip hissederim. hatta sadece ben değil. diğer insanlar da çok garip şeyler hissederler. bu duruma baya içerlerler. aaa adama bak lan filan derler bana. en iyisi böyle bişeyi henüz yapmayayım. otuz yaşına filan gelirsem o zaman yapayım. ama söz vermeyim şimdi. hele otuz bi olsun da o zaman duruma göre bakarız artık. eee ileriyi düşünmek lazım.

12 Temmuz 2012 Perşembe

seni daha iyi görebilmek için

işte beni dünyadaki gözlüklü insanlar camiasına sokan o resmi belge. artık benim için bir devir bitti yeni bir devir başladı. bu olay benim miladım olabilir.
artık ben de dinlendirici gözlük denilen o gözlüğü kullanacak insanlar arasına girmiş bulunuyorum. bence herşey bu lcd monitör yüzünden oldu. lanet olsun bu lcd monitörlere. 17" tüplü monitörümle çok mutluydum ben ve hiç de gözümü ağrıtmıyordu. artık yapacak bişey yok. maalesef tüplü monitör üretilmiyor. miyop astigmatizma ne yav. hadi onu geçtim klormatik ne? bu klormatik o kolormatik mi acaba? eğer gözlük öyle bi gözlük olacaksa oğlum komik olurum bak! zaten bugün doktor gözüme değişikli gözlük gibi böyle acayip bişey taktı o an bi fotoğrafım çekilsin isterdim. dünyanın en komik fotoğrafı olabilirdi.
acaba hazır gözlük kullanmaya başlayacakken nerd gözlük olayına girip, hipster bi insan olmanın ilk adımlarını da atsam mı? ama yok. hipsterlık çok bozdu. zaten artık insanlar da dalga geçiyor. çok değil bi kaç sene önceye kadar kızlar bayılıyordu. günümüzün hızlı değişim dünyası işte naparsın.

7 Temmuz 2012 Cumartesi

anlaşılamayanlar

bazı insanlar çok ağzının içinde konuşuyorlar. işte ben onları anlamadığım zaman; hı? efendim? anlayamadım? demeye ve bunu dedikten sonra daha dikkatli bir şekilde onu dinlemeye üşeniyorum. bunu yapsam bile o insan şu derece salak olabiliyor. mesela diyor ki bana; -havalar da son günlerde çok acayip... efendim? -havalar havalar...

görüyor musunuz. havalar havalar diyor bana. havalar havalar ne ulan! ne havalar!? bi insanın yanınıza gelip -havalar havalar... dediğin düşünün. cümleyi tam kursana. ben de anlayıp bi karşılık vereyim. ama yooook.. bunlar manyak oldukları için!... yapmıyorlar bunu. o yüzden ben anlamadığım kişilere hı, ne, efendim, anlayamadım... demeyi bırakalı çok oldu. çünkü bunu dedikten sonra o cümle içinden bi kelimeyi iki kez tekrarlayıp, cümlenin tamamını anlamamı bekliyorlar ve beni inanılmaz şekilde sinirlendiriyorlar. işte bu yüzden, niye ben sinir oluyorum lan, o sinir olsun, hatta ne diyor lan bu diye afallasın mantığından hareketle, hı? efendim? anlamadım? filan demek yerine; evet... bilmem... hadi canım!.. vallahi inanmam!.. bizi dinleyen mi var semracım... vestireyin üstünde... belli olmaz... adam olsun da önce okulunu bitirsin o zibidi... az bişey kalmıştı onu da dün gece ben yedim ya... ehehe şans işte... hee... olsun... mavileri daha iyi gibi geldi bana ama tabi sen bilirsin... boşver... biraz daha bekle ucuzlayınca alırsın... ismet'in o davranışlarını ben de tasvip etmiyorum tabi... her zamanki serseri nevzat işte, bilmez misin sen onu... sahi ya ne oldu o kızcağızın hali... okuldan gelirken alırım... filan gibi şeyler söylüyorum. bazen de sadece gülüyorum. çoğu zaman söylediği şeye denk gelmiyor tabi benim söylediklerim. mesela örnekteki gibi; -havalar da iyice soğudu... -adam olsun da önce okulunu bitirsin o zibidi... tuhaf oluyo tabi. ama benim suçum mu? anlaşılır konuşsun biraz. hadi onu da geçtim, tekrar etmesini istediğimde cümleyi tamamen tekrar etsin, hiç bi bok anlaşılmayacak bi kelimeyi tekrarlamasın. onun suçu herşey.

1 Temmuz 2012 Pazar

kardeşler anonim şirketi 2

kardeşimin garip bi huyu var. mesala bi soru sorduğunuzda eğer o sorunun cevabını bilmiyorsa kesinlikle hiç bir tepki vermiyor. susuyor ve sanki duymamış gibi davranıyor. ne bi jest ne bi mimik. hiç bişey yok. sonra beni duymadı sanıyorum ve sorumu tekrarlıyorum. tabi yine bi tepki yok. beni duyduğundan emin olduğum an; -bi soru sormuştum ama... -soruma cevap verir misin bi zahmet?.. yada SENİN AMINA KORUM LAN!!! cümlelerinden birini kuruyorum hafif sinirlenmiş bi halde. o da bana, öncesinde hiçbişey söylemeden direkt olarak; BİLMİYORUM LAN!!! diye sinirleniyor. sanki bi sorunun cevabı bilinmiyorsa hiç bir tepki göstermeden susmak çok normal bir davranışmış gibi düşünüyor. çok hastaca bi yaklaşım içinde. çözemediğim bir durum. bilmiyorsan başta bilmiyorum desene. yada; ha! duymamışım, bilmiyorum... filan de. yani düşünsenize, dünyada kobe bryant, jack nicholson gibi insanlar filan yaşıyor. gugukkuşu, köpek dişi gibi filmler filan çekiliyor. hancılar biraz daha şarap ve kadın getiriyor. dünyada böyle şeyler yaşanıyor ve kardeşimle aramda geçen bu diyaloglara bi bakın.