28 Eylül 2012 Cuma

gangnam style

gangnam style klibindeki bi kıza aşık oldum ve gangnam style parodi klibindeki evli ve çocuklu bir kadına da aşık oldum. 2:56'da ikinci sırada en sağdaki kız. hele şunun gülüşüne. hele şunun cıvıl vıcıl oynayışına. burdan sana seslenmek istiyorum güney koreli kız. hayseee haaa oooo naraaa kimakagi geeee hazaaa naaaa hiii ooo konamigeeee haaa zooo hiyokonamireeeee vayseee naaa ooo maaaa niyokokoragiiiii naaaaa oooo vaaaaa! a hoda dakka nikko winning ılevın fooo (anlayana) bi ara güney koreye gitmek lazım gerçekten. hepsi baya süperli oluyor bu koreli kızların. şu an karar verdim güney koreli bi kızla evlencem. - parodi klibinde aşık olduğum anne ise (anne dediğim için çok üzgünüm şu an) ilk konuşan. allahım günah yazma. aslına bakarsan onların hepsine aşık oldum diyebilirim. tabi en asıl aşık olduğum ilk konuşan. sanırım ismi elle. ve sanırım ben onun youtube sayfasını buldum. seninle biraz ilgileneceğim elle. bana kızmayın lütfen evli ve çocuklu bir kadın hakkında söylediklerim için. bilirsiniz bazen olur böyle şeyler. bi de alisha var. ikinci aşık olduğum ise o. ve sonra diğerleri. neyse daha fazla bişey söylemeyim bu konuyla ilgili. olum cidden aşık oldum lan. neyse ya. hişş tamam.

evde gangnam style dansı yapıp duruyorum ve bunu yaparken ebevenylerime yakalanmaktan çok korkuyorum. zaten bi kere mutfakta tuhaf bi zaman diliminde kolbastı, robot dansı ve crip walk karışımı bişey yaparken babama yakalanmıştım. bişey söylemeden bakıp gitmişti. tekrar böyle şeyler yaşansın istemiyorum. bir zamanlar büfecilik yapmış insanlarız biz sonuçta. haydeee! oppa gangnam style!



24 Eylül 2012 Pazartesi

hırsız var

gece uyumayıp gündüz uyuyanlara çok şaşırmak ve çok uyuyorsun demek bitsin artık. valla sıktı. on yıl önce filan tamam kabul edilebilir ve gülerek geçiştirilebilir bişeydi de artık gerçekten bitsin. çünkü kafa atasım geliyor bi insan böyle yapınca. bi de çok uyuyorsun muamelesi görüyosun. ulan ben senden az uyuyorum çömüş. hee gece uyumuyom gündüz uyuyom. hee daha yeni kalktım heee ne var. ne kadar şaşırılacak bişey aman ne sıradışı aman ne çılgın bişey hee.

bazı insanlar kitaplığın yan tarafında duran imsakiyeyi (küçük bir mü'min imsakiyesi) neden hala çıkarmadığımı soruyorlar. onlara şu cevabı veriyorum; seneye ramazan tekrar kullanıcam da ondan. devir tasarruf devri, ekonomik tedbirler devri.

gece çok aç ve mutsuzken mutfakta beni bekleyen gündüzden kalma bir tabak patates salatası olduğunu hatırladığım anda yaşadığım sevinç > sayısal lotodan on milyar dolar kazansam yaşayacağım sevinç.

normalde sakar olmayan bi insanımdır fakat geceleri noluyorsa artık bilmiyorum sık sık bişeyler deviriyorum. üstelik baya büyük kapsamlı devirmeler oluyor bunlar. az önce kitaplığın ikinci rafının yarısını yere devirdim mesela. nasıl olduğunu sormayın lüften ve dikkatli olun.

bu gece bi yerden gelirken yere düşmüş bi trafik işaret ve işaretcisi dikkatimi çekti. ok şeklinde bi trafik levhası. şu yukardakilerinden biri olmalıydı. hangisi olduğunu bilmiyorum. bi duvarın dibinde öylece duruyordu. karanlık ve kimsenin olmayışını da fırsat bilerek onu çalıp eve götürmeyi düşündüm. eğer onu odada oku beni gösterecek şekilde duvara asarsam ilginçli olacağını düşündüm. fakat sonra bunu yapmaktan vazgeçtim. sonra onu odaya asma fikrinin de çok dandik bi fikir olduğunu düşündüm. canım sıkıldığı için böyle saçma sapan şeyler yapma düşüncelerinin kafama girmesine hayret ettim. bi kere de komple bi sokak lambasını ve üzerinde sokak adları ve yönlerini gösteren demir bir direği çalmayı düşünmüştüm.

bence benimle evlenecek kızın öncesinde benimle aynı evde yaşaması lazım. çünkü ayağımı sallayarak uyuduğumu gerdek gecesinde öğrenirse çok üzülebilir.


17 Eylül 2012 Pazartesi

13 Eylül 2012 Perşembe

bir büfeciden hayata dair düşünceler

bence herşey uykumuzu alamamamız yüzünden oluyor. evet, dünyadaki tüm sıkıntıların tek nedeni bu. insanların güzel yatakları olsa, güzel yastıkları ve sessiz odaları, herkes yeterince uyuyabilse, herkes uykusunu güzelce alsa yemin ederim hiç bi sıkıntı kalmayacak. dünya barışı böyle sağlanacak.

küçükken misafirliğe gittiğimiz evlerde bilgisayar, daktilo, akvaryum, gemi maketi, tavla, okey veya herhangi bir müzik aleti gibi her evde olmayan, az sayıda evde bulunan ilginç şeyler gördüğümde çok heycanlanırdım ve o evde yaşayan insanları kafamda çok ayrı bi yere konumlandırırdım. onların bizden çok farklı insanlar olduğunu ve bambaşka hayatlar yaşadıklarını düşünürdüm.

il olmak isteyen ilçelere uyuz oluyorum ve bazen kendimi il olmak isteyen ve bu konuda çok ısrarcı olan ilçeler gibi hissediyorum. sonra vazgeçiyorum il olmaktan. boşver diyorum. boşver be dostum. çünkü il olursam eğer; sıradan, az gelişmiş ve hatta belki de gelişmekte olan bir il olacağım. böyle bir il olmaktansa gelişmiş bir ilçe olarak kalmak daha iyidir diyorum. bu söylediklerimi de il olmak için sürekli bas bas bağıran çok ısrarcı ilçe insanlarına bir öğüt olarak gönderiyorum. inatçı ilçeliler sizi.

çok güzel kız görünce benim moralim acayip derecede bozuluyor lan. çok güzel bi kız sokakta öylece yanımdan geçip gittiğinde filan inanılmaz bi üzüntü kaplıyo bedenimi. sonra eve geliyorum. bizim çamaşır makinesinin durduğu bir buçuk metrekarelik filan bi yer var. oraya girip kapıyı kapatıyorum ve duvarları yumruklaya yumruklaya ağlıyorum.

10 Eylül 2012 Pazartesi

ihtimaller

bi sürü oscarıdır, altın küresidir, altın palmiyesidir bi ton ödülü olan çok ünlü bi yönetmenle karşılaşsam sokakta. dünyayı sallayacak bi film çekcem, başrol için tam aradığım adamsın... dese. filmde başrolde oynasam. filmin çekimleri, montajı filan bitse ama son anda yönetmen ve yapımcı arasında bi anlaşmazlık çıksa. kavga filan etseler bunlar ve film de hiç yayınlanamasa. hatta yönetmen iyice sinirlenip filmi yaksa. hiç gösterime giremeyecek bi filmde başrol oynamış olsam. yıllarca bunu insanlara anlatsam ve kimse de bana inanmasa. herkes uydurduğumu düşünse.

iki tane çok güzel kız barda oturuyor olsalar. öncesinde de bi iddiaya girmiş olsalar. kazanan kaybedene kapıdan giren beşinci erkekle birlikte olacaksın demiş olsa. kız da iddayı kaybetti. yapacak mecburen. çok çılgın kızlar üstelik. dört kişi girse, beşinci olarak da ben girecek olsam ama tam bir adım kala girmeye telefonum çalsa. dayıoğlu arıyor olsa. açsam telefonu. işte nerdesin merdesin napıyorsun diye saçma sapan konuşsak. tam o sırada da beşinci olarak başka bi erkek girse bara. ondan sonra da telefonu kapatıp ben girsem. dayıoğlunun yüzünden çok güzel bi fırsatı kaçırmış olsam ama bunu hiç bilemesem. sonrasında da dayıoğluyla kuzenlik ilişkimiz aynen devam etse. hiç bilemesem onun bana yaptığı kötülüğü. kurbanda ortak danaya filan girsek.