22 Kasım 2012 Perşembe

blog yazısı 540

geçmişte başımıza gelen, şu an yaşamakta olduğumuz veya gelecekte yaşayacağımızı tahmin ettiğimiz çok dramatik olaylar bazen pratik bi çözüm olarak kullanılabilir. gülme krizi tuttuğu fakat gülmememiz gereken bi zaman ve ortamda bunlar çok işe yarar mesela. ben sık sık kullanırım. çok komik bişey mi oldu veya aklına seni kahkahalara boğacak bişey mi geldi? ama ortam bunu kaldıramayacak durumda mı? getiriver aklına yaşadığın, yaşamakta olduğun veya gelecekte yaşayacağını düşündüğün çok acı bi durumu, anına geçiyor o gülme isteği. hemen kesiliveriyor. hatta suratın asılıyor. gülmeyim diye nerdeyse ağlayacak gibi oluyorsun.

gözümün beyazı ne zamandır bembeyaz değil yav benim. bu beni baya üzüyor. gözümün beyazının bembeyaz olduğu zamanlarda çekilmiş fotoğraflarıma bakıp; vay be... ne kadar da süper gözlerim varmış... diyorum içimden. gözünü yiyim senin yiğidim! diyorum kendime. tabi ki demiyorum lan son dediğimi. hemen de inandınız ha.

hayatta en korktuğum şeylerden biri de kıskanılmak. hatta o derece ki kıskanılmamak için farkında olmadan ekstra bi çaba harcayıp ona göre yaşadığıma dair şüphelerim bile var.

pek değerli otuz yaşından küçük hemcinslerim. sizden bişey rica edeceğim. bu sizden ilk ve son ricam olacak. lütfen sadece bıyık bırakmayın. lütfen... bıyığınıza odaklanmaktan ne dediğinizi anlamıyorum. gözlerimi o iğrenç ötesi duran bıyıklarınızdan alamıyorum. adeta zamanı büküyorsunuz, beni hipnoz ediyorsunuz o bıyık sandığınız şeylerle ve hepiniz bana üniversitede bizim bölümde olan bi çocuğu hatırlatıyorsunuz. çocuk hergün takım elbise ve kravatla geliyordu ve üç tel o incecik bıyıklarını iyice uzatmış şekilde geliyordu. hatta bıyıkları düz dursun diye jöle sürdüğünden bile şüpheleniyorum. sinek kaydı sakal traşlı ama bıyıklı. okulu bırakma nedenlerim arasında o çocuk da olabilir bak. adamı izlemekten dersi dinleyemiyordum lan. üniversite ve üniversiteye dair herşeyi unutsam bile o çocuğu unutamam. pis bıyıklı ya. senin yüzünden okulu bitiremedim lanet olası.


7 Kasım 2012 Çarşamba

büfecilik, arkadaşlık ve gözlük olayları

büfecilik yaptığım dönemden sonra (toplamda 10 saat filandır) ne zaman bi büfeye girsem; biz de biliriz bu işleri... zamanında biz de büfecilik yaptık... ben de sizdenim gardaş... izlenimi vermek istediğimi farkettim. ama çok şükür ki şu ana kadar bunun için bi girişimde bulunmadım. sadece önünden geçtiğim büfelerdeki çalışanların gözlerinin içine -neler hissettiğini biliyorum adamım... dercesine bakıyorum. tüm büfeciler kardeşimdir. ben stickman! büfeciler odası yardımlaşma ve dayanışma derneği başkanı!

kendisine bişey söyleyeceğim arkadaşla yolda karşılaşmayı beklediğim için nereye çıksam yolumu bilerek uzatıyorum. sırf karşılaşma ihtimalimiz artsın diye yapıyorum bunu. kalabalık yerlere filan gidiyorum ama şu ana kadar herhangi bi sonuç alamadım. bi ara evlerine gitmeyi düşündüm fakat şöyle bişey var ki adamların zili yok. evet zili yok. 26 yıldır aynı yerde oturuyorlar ve bi zil yaptıramadılar anasını satıyım. evlerine gitmeyi düşündüğümde geçmiş yıllarda bir zamanlar nerdeyse her gün oraya gidip üç katlı o garip apartmanın önünde arkadaşımın ismini haykırarak bağırdığım günleri hatırladım. neden üç kat çıkıp da kapılarını vurarak çalmadığım da şu an aklıma dank etti. bazen ona sesimi duyurmam o kadar uzun sürerdi ki sinirlenip garip ses tonlarında bağırırdım ismini. ismi de bağırmaya gelmeyen bir isimdir. neyse elbet bir gün karşılaşacağız. o zaman anlarız olayı. neymiş derdi, neden kaçıyormuş benden. bütün bunlar bir kaç kilo çamur için.

malumunuz 3-4 aydır gözlük kullanan bir insanım. gel gör ki gözlük kullanmaya hiç alışamadım. daha doğrusu benimseyemedim bunu. gözlüğü kutusuna koyup çıkarırken bile sanki başkasının gözlüğüymüş gibi hissediyorum. böyle bir nesnenin benim hayatımda yeri olamayacağını düşünmüştüm hep. fakat bu acayip nesne öyle bi girdi ki hayatıma aklım şaştı. ilk zamanlar gece yattığımda yatarken sanki gözlük gözümdeymiş gibi bişi görüyordum gözümün etrafında. eskisi kadar sık olmasa da bu olmaya devam ediyor. hatta uyku haliyle onu çıkarmaya çalıştığım bile oluyor. üstelik gözlüğü sadece bilgisayar başındayken kullandığım halde. tüm günü gözlükle geçirmek nasıl bişeydir düşünmek bile istemiyorum. ayrıca boyun, kulak ve burun ağrısı yapması gibi yan etkileri de var. gözü kurtalarım derken şu çektiğim nedir ya. ruhsal ve fiziksel yıpranma yaşamışım resmen. insanların neden lens kullandığını anladım.