17 Temmuz 2013 Çarşamba

blog yazısı 563

soyadı çay olan bi insan gördüm ve sonra o insanın çaya bakış açısının toplumun ortalama çaya bakış açısından çok farklı olabileceğini düşündüm. tabi burda çay derken hangi çaydan bahsediyoruz? içtiğimiz demleme çaydan mı yoksa akarsu olarak bilinen bir çaydan mı? ne olursa olsun o kişinin her iki çaya da bakış açısı toplumun diğer kesimlerine göre çok farklıdır bence.

limonlu dondurma seven insanla işim olmaz... aslında bu tarz şeyler söylemeyi sevmiyorum. sevdiğim bi insan veya tanımadığım ama iyi bi insan bunu görüp üzülebilir. vaaay demek benimle işin olmaz ha.. diyebilir. üzülür. üzülürüm. şöyle düşünün. dondurmacı değilim. limonlu dondurma seven insanlarla işim olmaz çünkü dondurmacı değilim. (ama ne bileyim yine de yemeyiverseniz olur gibime geliyor be limonlu dondurma aşıkları. onun için harcanan limonlardan daha güzel şeyler yapabiliriz be limonlu dondurma aşığı)

insanlarla vedalaşırken "kolay gelsin" demek gibi saçma bi huy oluştu bende. vedalaştığım insanlar o an bi iş yapıyor olsa neyse diyeceğim ama hayır yapmıyorlar. sadece oturuyorlar ve ben giderken kolay gelsin diyorum. bu yeni oluşan huyumu yenmeye çalışıyorum. umarım yenerim. keşge yensem ha... keşge...

neyse hadi görüşürüz kolay gelsin.

15 Temmuz 2013 Pazartesi

coşkunluk üzerine bir değerlendirme

yine yemek yiyiş tarzı üzerinden bir insanı eleştireceğim. aslında hep aynı insandan bahsedip duruyorum. zira ondan daha beter yemek yiyen biriyle henüz karşılaşmadım. umarım hiç bir zaman da karşılaşmam. adam yemek yemiyor adeta yemeğe tecavüz ediyor. onun yemek yiyişini izlerken tecavüzcü coşkun geliyor aklıma. bu arada, ismi coşkun olan iki insan tanırım şu yeryüzünde. tecavüzcü coşkun ve coşkun sabah. biri uyuşturucu bağımlısı, alkolik, psikopat ve sosyopat, seks konusunda tecavüzcü ve coşkun. diğeri ise sakin, dertli, kederli. geçmişe üzgün, geleceğe buruk. seks konusunda fikir beyan etmiyor. yenilgide coşkun, kaybetmişlikte, melankolide coşkun. coşkun kelimesine ihanet edercesine coşkunlukları var. oysa can veriyor kelimeye tecavüzcü coşkun. tipi bile coşkun. oysa ki sayın sabah'ın coşkunluk konusuna fiziksel olarak tek etkisi kafasının inanılmaz derecede büyük olması. herhangi bi yerde coşkun sabah kafasıyla karşılaşmak yerine, tecavüzcü coşkun sakalıyla karşılaşmayı tercih etmeyi bile düşündürür insana. neyse, yemek konusuna dönmek istiyorum. yemeğe tecavüz edercesine bi yemek yeme tarzı olan insanlarla aynı sofrada olmak istemiyorum. çıkardığı o sesler, o hareketler, o acele, hızlı kaşık hareketleri, kafayı neredeyse tabağın içine dayamalar filan. hiç durmadan ağzına bi ondan bi bundan yemek tıkıştırmalar. sanırım yemek süresince ağzı bir saniye bile boş kalmıyor ve çiğneme aktivitesi de hiç durmuyor. insan böyle bi durumda kendi yediğinden de bişey anlamıyor tabi. o kadar belgesel izleyen insanım. o kadar vahşi hayvanın yemek yiyişini gördüm. tek bi canlı var benzer şekilde yemek yiyen. tazmanya canavarı. çok coşkun bir hayvan kendisi.

12 Temmuz 2013 Cuma

blog yazısı 561

bu fotoğrafı bugün çektim. 13-14 yıl önce bu sokak içinde oturan bi arkadaşım vardı. soldaki ikinci kapı. birinci kapıda da dedesigil oturuyordu zaten. hatta ordaki dükkan da dedesinin bakkalıydı. güvercinleri vardı bu arkadaşın. kuşcuydu diyemiyorum zira güvercinleri bi müddet sonra hep kaçar bi daha da geri gelmezdi. kuşçuluk da böyle bişey var o arkadaşım sayesinde biliyorum. haftasonları bu tarz hayvanların alınıp satıldığı ufak bi pazar kuruluyor. güvercin, tavşan, tavuk falan filan o ayarda hayvanlar. ordan güvercin alırdı bu sık sık. tabi güvercinler kaçınca tekrar eski sahibinin olduğu yere gidiyor nasıl gidiyorsa çılgın hayvan. kuşları sat sat sonra geri gelsin sana. istemsiz çakallık. istemli de olabilir. bi de bu güvercinlerin takla atanları var. nasıl öğrettilerse artık. yoksa kendileri mi yapıyor bilmiyorum tabi. işin ilginç tarafı bunların yavruları da takla atabiliyormuş.

bi de iki tane tavşan almıştı bu arkadaş. eve yakın boş bi tarlada bunları salardık biz. sonra yakala yakalayabilirsen. bu tavşanların yemesi için yonca toplamaya filan giderdik. bunlar yine normal olaylar. ben kendi mahallemize uçurtma sevdası yaydığım ve elektrik tellerine takılan uçurtma sayılarında artış gözükmesine neden olduğum yetmiyormuş gibi aynı şeyi arkadaşım aracılığıyla burdaki mahallede de yaptım. 7.-8. sınıfta filanız o zamanlar. arkadaş uçurtma yapmış bi arsada onu uçuruyoruz. ne olduysa uçurma bi anda döne döne hızla alçaldı ve baya uzak bi yere düştü. biz hemen evden bisikletleri alıp uçurtmanın peşine düştük tabi. döndük dolaştık ve uçurtmayı toplamaya çalışan bi kişi gördük ve gittik yanına. dedik bu uçurtma bizim. siktirin dedi. bu bizden büyük tabi. 19-20 filan var. vermedi uçurtmayı, ufak bi itiş kakış oldu. arkadaşım ve kardeşi baya mücadele etti bunla ama tabi başa çıkamadılar. ben de bi yandan yahu durun ayıptır günahtır alt tarafı bir uçurtma için başımız ağrımasın filan modundayım. sonra biz gittik tekrar eve. bu arkadaşım ve kardeşi meyve bıçağı aldılar yanına. sonra dedelerine söylediler. o da bunlarla gitti. lan dedim ben gidiyom ne manyak adamlarmışsınız bi uçurtma için bıçaklarla filan kavgaya mı gidilir... (bi keresinde ben ortaokul yıllarındayken sakin sakin uçurtmamı uçururken benden 1-2 yaş küçük bi çocuk gelip durduk yere elindeki bi cam parçasıyla uçurtmamın ipini kesmişti. ben bunu bi dövdüm aga. hayatımda öyle bi adam dövdüğümü hatırlamıyorum. tıpkı amerikan hapishanelerindeki kavgalar gibiydi. o an artık nasıl sinirlendiysem ben bunu boynundan tuttuğum gibi yere serdim. başladım yumruklamaya. sol elimle saçının ucundan tutuyorum sağ elimle indiriyorum yumrukları suratına. bi süre suratını yumrukladıktan sonra yerler çakıllı olduğu için çocuğun gafam yarıldı gafam yarıldıı!!! feryadına acıyıp bırakmıştım. sonra nasıl olduysa bi arkadaş da benim uçurtmayı tesadüfen bulmuş getirmiş. ben küçükken çok kavga ederdim lan ama karşımdakini çok temiz ve net dövdüğüm tek kavgam buydu. onun dışındaki kavgalarda az çok vurmuş olsam da ufak tefek olduğum için genelde dayağı ben yedim. bi keresinde aynı boyutlarda olduğum bi çocukla yok yere kavga çıkarmıştım ama hakettiğim şekilde çok da temiz bi dayak yemiştim. kavga edeceksen ilk vuran olacaksın. ya değilse %70 dayağı yiyorsun) ne acayip bi konu çevirdim ya bu fotoğraf üzerine.
yanından geçtiğim inşaatlarda şu uyarıları görünce kendimi tarifi imkansız duygular içinde buluyorum. olay bu adamların yüz ifadeleri. o nası bi ifade ya. sanırım özellikle bu şekilde yapmışlardır bunu. mimiklerini siktiklerim ya surata bak şunların. hişş. o eli bi indir. insanı çok garip hissettiriyor ya. lan olum bakmayın öyle.

bu bebek burda dursun. kimse ellemesin.

6 Temmuz 2013 Cumartesi

göz olayları

blogun geçmiş dönemlerinde fotoğraf çekinirken gözleri kapalı çıkan bu da yetmiyormuş gibi gözleri yarım açık veya yarım kapalı çıkan ve bu yüzden hayatta onlardan hiç bi hayır beklemeyeceğimiz insanlardan bahsetmiştim. geçenlerde eski fotoğraflara bakıyordum ki yine insan olduğuma lanet ettirecek türde insanlarla karşılaştım. fotoğraf çekinirken gözlerini büyüten insan. evet inanması zor biliyorum ama gerçekten böyle bi insan türü var. şimdi geçelim bu durumun analizine. biliyorsunuz edebiyatımızda "büyük gözlü" erkek veya dişiyi övme diye bi durum var. tamam tamam büyük gözlü erkek övüldüğünü ne gördüm ne de duydum. bi anda yazının gazına gelip onu ben uydurdum. neyse mevzu boka sarmadan konunun özüne dönelim. hepimiz sağda solda görmüş duymuşuzdur bi kızın kocaman gözleri olduğuna dair övgüleri. öyle güzel bi kız ki oooff  gözleri kocaman!.. - güzelliğini gözlerinin iriliğinden alıyordu... - iri gözleriyle herkesi büyülemişti... arkadaşım sen ne tür bi sapıklık döneminden geçiyorsun? tamam benim de gözlerle ilgili fantezilerim yok değil ama bunlar sadece bakışlardaki derinlikle, hırsla ve şehvetle??? ilgili ve onun da göz büyüklüğüyle pek bi alakası yok. sen tutmuş gözün ne kadar devasa bir büyüklükte olduğundan bahsediyorsun. zaten bi noktadan sonra korkutucu olur bahsettiğin durum. göz büyüklüğüne takıksan git bukalemunla seviş. fıldır fıldır mübarek hayvanın gözleri. bi saniye sinirlendim ve fotoğraftan bahsetmeyi unuttum. fotoğraf çekinirken gözlerini büyüten insanlar var lan. üstelik benim bahsettiğim bir erkek. ciddi ciddi bunu yapıyor. sanırım şu gözü büyük olanı övme durumundan etkilenmiş. ne kadar büyük gözükürse gözlerim o kadar süperim diye düşünmüş olabilir. bu gerçekten olabilir. ne kadar korkunç bi durum. lanet olsun böyle duruma.