24 Mayıs 2011 Salı

biber sevdası

odun fırınında közlenmiş küçük yeşil bir biberin masanın hakimiymişcesine ben hariç herkesin diline pelesenk olması beni deli ediyor. ana yemeğin yanında sununan bir iki biberin acı olup olmamasının belirsizliği bir türlü çözülemiyor. ben şahsen bir biberin; çok acı çıkması ve yemeği zehir etmesi riskine girilecek kadar dayanılmaz bir lezzeti olduğunu düşünmüyorum. bunu vedat milor'e sorsak eminim o da benimle aynı fikirdedir. başta kardeşim olmak üzere herkes biber üzerine cümleler kuruyor. zaten ilk başlatan da oydu. tabağına konan iki közlenmiş biberi görünce biber acı mı? diye sordu ve geri dönülemez bir yola girmiş olduk. o soruyu sorar sormaz ağzının üstüne öyle bir dirsek geçiresim geldi ki... sağ yanımda da oturuyordu, hani bi vursam o sinirle en iyi ihtimal komaya girerdi. kardeşimin biberler acı mı sorusuna ilk eylemsel önerili yanıt teyzemden geldi. ucundan biraz ısır acı değilse yersin. kardeşim de ilginç bir insandır. salataya limon sıkmaz, biberin acı olmamasını ister. ve korkulan oluyor. biber sevdalısı biberinden biraz ısırıyor ve yemeğin sonuna kadar yanıp kavruluyor. hoşuma gidiyor aslında bu. oh lan iyi oldu... diyorum içimden. biber sevdalısının acıymış kelimesi üzerine babam; biber mi? diye soruyor. içimden; hayır baba, börek acıymış. lanet olasıca börek varya hani börek. o acıymış... diyorum. kardeşim dışından evet diyor. hemen annem aracılığıyla anneannem için japon tsunami uyarısı gibi türk acı biber uyarısı yapıyor sofrada. anne, anneanneme söyle biber yemesin, acı... diyor. anneannemin duyma problemleri nedeniyle birinin söylediği birşeyi daha sonra başka biri yüksek sesle tekrarlamak zorunda. çünkü ilk söyleyişte ne kadar yüksek seste söylersek söyleyelim bazen anlayamayabiliyor. biberin acılığı konusunda yine ben hariç herkes görüşlerini masa genelinde paylaşıyor. benimki pek acı değilmiş... bana fena acı geldi... bi de bana acı gelse keşke tatlı çıktı benimki... (en son serzeniş tabi ki sofranın çok acı sevenine ait) hızlıca böreğimi yiyip o ortamı terk ediyorum. ama susmuyorlar. mutfaktan çıkıp koridorda bi kaç adım ilerlememe rağmen hala acı-biber-tatlı-çok acı gibi kelimelerin sıklıkla kullanıldığı pek çok cümle duymaya devam ediyorum... böyle bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum.

7 yorum:

Mjora dedi ki...

biberin acı olduğu tescillendikten sonra bir de kim daha çok acıya dayanacak diye bir yarışma başlayabiliyor fütursuzca...kazanan daha çok acı çekiyor bu da haz veriyor o kişiye...

tatlı biberin sohbeti de gerçekten acı oluyor , bitmiyor bir türlü...

bayan mikrop dedi ki...

hahaha yazış tarzın süper ha eğleniyorum bildiğin.

persephone dedi ki...

hayattan böyle böyle soğuyorum.

Adsız dedi ki...

Nihahaha aynı olaylar her evde varmış yuh ya :D olm sevyorum seni stick :D
Ashley

'Berrin' dedi ki...

hhahahhaha

daha önce söyledım mı bılmıyorum:) bunca yıldır bloggerdayım beni güldürebılen ender kişisin..

doğal, komik ve zekisin :)

Bukle dedi ki...

kahrolsun o biber ya. lanet olsun öyle bibere. terbiyesiz biber.sinir oldum.
:p

stickman dedi ki...

Mjora, o anlattığın durum genellikle öğrenci evlerinde veya ergen ortamlarında sıkça yaşanıyor. zamanında biz de yapmadık mı. evet yaptık. terledik, yandık :D ne şanslıyım ki öyle bi kendini kanıtlama yarışına girmedi bizimkiler.

bayan mikrop, saolasııın, varolasııın, eğlenesiiin tabi.

persephone, param olsa bi dk durmam buralarda. her akşam ayrı olay.

Ashley, hızlıca kanun hükmünde kararnameler çıkartarak toplumun bu kanayan yarasına dur demeli, bir konunun maksimum 2 dk konuşulmasını sağlamalıyız.

Berrin abla, şımartma beni yeaa, yeaaa yapmasana yeaaa, şımartmaa yeaaa

Bukle, sen de bibere yüklenmişsin. o masum bir sebzecik. hiç suçu yok.