






Türkiye futbol ligini pek takip eden bi insan değilim. öyle tv de özet filan görürsem belki izlerim biraz. geçen hafta tv de zaplarken kendimi bi anda bursaspor-fenerbahçe maçının tartışmasını yapan bi program içinde buldum. ve maçın hakemi hemen dikkatimi çekti. lisedeki beden eğitimi öğretmenim Deniz Çoban'ın ta kendisiydi bu hakem. lan Alex! sen benim hocama nasıl omuz atarsın! yaa işte öyle yersin kartı! valla bi daha yaparsan allahıma Konya Lisesini toplar gelirim sana samba yaptırırız. Deniz hocanın o dönemde de hakemlik yaptığını biliyodum ama böyle birinci ligde filan hakemlik yaptığını, baya yükseldiğini görünce insan bi gururlanıyo niye gururlanıyosa :D odadaki diğer insanlara filan artislik yaptım, oluum varya işte bu hakem benim beden hocam lan. liseden. yaaa. heeyyt bee. yürü be hocam.
Deniz hocayala ilgili güzel bi anım var. lise sondayız, bi gün ortak yazılı oluyoruz. hangi dersten olduğunu hatırlamıyorum. ortak yazılı Deniz hocanın dersine denk geldi. tabi zaten bu bi sinir yarattı. arkadaşlarla dışarda basketbol oynayacakken yazılı olmak sinirlerimizi bozdu. sınıftayız işte böyle. bende sürekli arkadaştan kopya çekmeye çalışıyorum. arkama dönüyorum filan. tabi Deniz hoca iyi bi insan, yumuşak yüzlü filan görünce ben bu olayı baya bi abarttım. Sonra geldi Deniz hoca benim kağıdımı aldı. ama hiç itiraz etmedim, gıkımı çıkarmadım. bu planlı bi eylemdi. boynumu büktüm böyle küçük emrah pozisyonu aldım, sessiz sessiz sadece sırama bakarak oturuyorum. bu takındığım tavrın işe yarayacağını biliyordum. Arada hafifçe Deniz hocayı yokluyodum durumu nasıl diye, bu tavrımın işe yaradığını ve az sonra kağıdımı geri vereceğini hissettim. kararlılıkla bu tavrımı sürdürdüm. yufka yürekli hocam tabi dayanamadı bu durumuma ve getirdi verdi kağıdımı :) başarılar hocam.
Ersan'ın çeldiği top sekiyor ve Sofoklis'den biraz daha uzaklaşıyor.
tabi top ondan uzaklaşırken bizim oyunculara daha çok yaklaşıyor.
şimdi buraya iyi bakın. bizim takımın nerdeyse tamamı kısa ve o dev cüssesiyle baby shaq lakaplı Sofoklis koşuyor ve topu alıyor :) 5 kısanın arasından Sofoklis geliyor ve hemde yerden, fotoğrafta top havada ama o gelene kadar yere iyice yaklaşıyor, yerden topu alıyor. o cüssede bi oyuncunun yerden top alması... hemde bizim 5 oyuncumuz topa ondan daha yakınken. sonrasında hakemlerin akıl almaz kararı ve yediğimiz üçlük maçın kilit noktası zaten. burdan Sofoklis'i alkışlıyorum, o inanılmaz kararı veren hakemlerinde pipileri düşsün inş. diyorum :D
lise 2 de psikoloji dersindeyiz. çok hoş bi bayan hoca dersi anlatıyor ve bizim sınıfa ne zaman gelse uykusunun geldiğini söylüyordu. yüzümüze karşı hayvan gibi esnedikten sonra gülerek yapıyodu bunu. tabi süper güzel olduğu için hoşgörüyle karşılamıştık bu davranışını. zaten herkes çok dikkatli dinliyodu bu dersi. neyse asıl olay bu değil. şimdi sıkı durun, asıl olaya geliyorum. yine bi psikoloji dersi, şu pavlovun köpeği olayını anlattı hoca. Pavlov'un bi köpek üzerinde yaptığı koşullanma deneyi. hoca gayet güzel anlattı, herkes durumdan memnundu. sonra akli dengesinin pek yerinde olmadığını düşündüğüm bi arkadaş söz aldı ve çok büyük bi ciddiyetle hocaya şöyle dedi;
petallarımı heyecanla ama yavaşça çevirmeye devam ediyordum. ilerde onu gördüm. o da beni görünce çıldırdı ve kollarını kaldırarak ve kocaman bi gülümsemeyle bana doğru koşmaya başladı. benim yüzümede o sevinç anında aniden bir charlie brown gülümsemesi ilişiverdi ve mutlulukla petallara daha kuvvetli asıldım. bir an için çarpışacaz ve ikimizde hastanelik olacaz diye düşünürken bisikletimin süper firen sistemini devreye soktum. tam önünde durdum. işte karşı karşıyaydık. sarıldık hemen, üptük birbirimizi. adeta bir tele tabi sevgi yumağıydık. sarılalım sıkı sıkıydık. naadarda sıcak bi insan imüş, naadarda ufacuk tefecük içi dolu reçelcik imüüüüş. ne de datlu konuşuur imüüüş. ben hayatımda bu kadar sıcak bi insan daha görmemiiş imüüşş. iyki buluşmuşuk, çok sevdim ki ben seni.
herneyüsee, hiç bişi moralimizi bozamazdı. organizasyoncu kişiliğimi arşivimden çıkarttım ve yürürlüğe koydum. bana anında fevkaladelin fevkinde olmasa bile uygun bir fikir ihsan eylemişti. (niye böyle konuşuyom lan!) ufak bir şehir turu doğru bir karardı. atla bebek, ağlatalım asfaltı. dur altına minder seriyimde rahat otur. naadar düşünceliyim bak. evet, hazırız. beş kırmızı ışık sırasıyla yandı ve aynı anda söndüler. bas gazaa stickk bas gazaaa kim tutar seni bas gazaaaa. ani bir çıkışın ardından duyduğum; yavaş ulan stick! lan araba geliyo seni lanet zenci, çekil arabanın yanından! hey senin sorunun ne dostum! hey, neden bize bir iyilik yapıp daha yavaş gitmiyosun bok torbası! nidalarıyla şehir içi hız limitlerinde seyretmem gerektiği sonucuna varmıştım. ara ara bu kuralı bozsam, kırmızı ışıklarda geçsem ve bi otobüse çarpmamak için ani fren yapıp onun sırtıma hızlıca çarpmasına neden olsamda, keyifli bi yolculuktu. veda zamanı gelmişti. devlet demir yollarının şakası yoktu. kara tren gecikmez, belki hiç beklemezdi. o yüzden sağda müsait bi yerde bizim için ayrılık zamanıydı. çabuk geri gelecek olması bu vedaya gözyaşlarının girmesine engel oldu :) çok keyifliydi, teşekkürler :) kimden mi bahsediyorum? size ne lan! ne meraklı insanlarsınız! bu da bizim güççük sırrrımız olsun. hey bu arada! kara kıçını beladan uzak tut zenci!
malumunuz ramazan dolayısıyla insanların toplu halde yemek yeme olayları arttı. bizimkileride sürekli çağırıyolar, onlarda birilerine gidip duruyo. ben kalabalık sevmeyen bi insan olduğumdan pek gitmiyorum. evde tek başıma yiyorum yemeğimi. öyle yalnız başıma takılıyorum işte. (...hehe siz öyle sanın :p )
burcu esmersoy'un bir twitter girdisine cevap yazdım geçen gün. onun bunu asla göremeyeceği gerçeğini tam entera bastığım anda fark ettim. olsun. mutluydum ben yinede. napıyım ya, ntvspor bünyesindeki herkesi seviyom. ama en çok kaan kural'ı. nba başlasa da bi kavuşsak be abi. tabi murat kosova'yı da seviyoruz. yeni çocuğu olmuş, onu da öpüyoruz çok. nerden mi öğrendim. tabi ki burcu esmersoy'un bi twitter girdisinden. yeni çocuğun doğduğunu öğrenince maya'ya kardeş gelmiş, şimdi iyki doğduna gidiyoruz gibi bişeyler yazmıştı. net hatırlayamıyorum. maya, murat kosova'nın minik sevimli kızı ve babası maç anlattığı gecenin ardından eve dönünce ona diyomuş ki, "baba hido yine yendi mi?" ama stickman amcan senin o minik ağzını yir datlum. murat kosova ve şebnem kosova'yı da burdan tebrik ediyorum. kesin okurlar ya :) yeni bebeğin de sağlık ve spor dolu bi hayatı olur inş.
geçen gün sabah böyle yatakta uyumakla uyanmak arasında direniyorum. çişim geldi ama o kadar uykum varki, tuvalete gitmekle uyumanın güzelliği arasında bi çelişki halindeyim. tam da o anda aklıma geldi? süper baba'nın oğlu? onun adı takıldı aklıma? lan neydi neydi? bi türlü hatırlayamıyorum. debelleşiyorum böyle yatağın içinde, yorganı üstümden atıyorum filan. çıldırdım ya. neyse sonra gidiyim tuvalete dedim hani böyle insanın aklına en ilginç şeyler tuvalette gelir ya, hem çocuğun ismide aklıma gelir diye gittim tuvalete yaptım çişimi. ama olmuyo yok, bi türlü hatırlayamıyom çocuğun adını. arif diyorum. evet arif. cıks olmuyo. rahatlatmıyo bu isim beni. arif değil. beynimi kemirdim durdum bu şekilde, en sonunda buldum da rahatladım. alim. bu alim de psikopat çocuktu, bi futbolcu olacam derdi, bi baskete merak sarardı, bi aukidoya giderdi. yok zengin bi kıza aşık olurdu, yok öğretmenine aşık olurdu. severdim ama. özünde sempatik bi insandı.
bakmayın böyle dediğime, severek izliyorum. ilgi, merak ve heycanla takip ediyorum. yarın yeni sezon başlıyo. ne var lan güzel dizi. bihter de güzel. bihterin kardeşi filan. yalnız bihter'in böyle gözlerini devire devire ve çenesini bi tuhaf yaparak bi bakışı var. o an uyuz oluyom ona. böyle o incecik boynunu çıt diye kırıveresim geliyo.
sitenciğim, fan gandiciğim. siten fan gandi abi, sen ne süper bi insansın yauuuv. Türk gibisin. böyle her an 90 model sıteyşın kartalın arkasına, mangal, piknik tüpü koyup, giderkende markete uğrayıp tavuk kanadı alacakmışın gibi bi duruşun var. ben lakerslıyım aslen. yani kusura bakma, sizi finalde süpüreceğiz o ayrıda. böyle çok iyi bi adam gibisin sen. naptın bu sene vergi iade zarflarını doldurdun mu? yetmediyse fiş bulayım sana :p koskoca nba de koçsun, final oynuyosun. maçta niye kenara geçip öyle Türk oturuşu yapıyosun hee :p çok rahat dimi? evet lan çok rahat. ama gece gece gülmekten yerde yuvarlanmama sebep oldun. hayır bi de kendi sahanızda yapsan neyse. koskoca siteplıs sentırdasın abicim, yani iki koltuk ötende jack nicholson abimiz maçı izliyo lütfen.
bak şo köşede de denzıl vaşintın abimiz var. holivıd burası ya bilmem farkında mısın siten abiciğim. ramazanda fırın önünde pide sırası bekleyen adam gibi bi tipin var. yok yok kesin Türk'sün sen. kardeşinide biliyoruz o da koç. selamlar jeff van gundy abi. bak hiç benzemiyosunuz. kesin sen hastanede filan karıştın. neyse ya şampiyon olursanız hidoyu da al gel konyaya, bi etliekmek yiyelim ortağım :p ikinci maçta bak sana bi kıyak yapacam. koltuğunun hemen arkasına bi kasa Türk Kızılayı Maden suyu bırakacam. mineral siprint vatır lan. onu iç miden ekşidikçe. çok ekşiyo olmalı çünkü yüzünde sürekli miden ekşiyomuş gibi ifade var. bu arada Dwight sağda solda senin taklidini yapıp, eğleniyor. söylemedi deme. ama genç çocuktur yapar böyle şeyler. idare et siten abi. bu arada senin eski sanayide tornacı atölyen vardı ya, orayı yıkıp basket sahası yaptıracam haberi olsun. hadi selamünaleyküm :p
okuduğumuz kitaplarda bize önemli gelen yerlerin altını çizeriz ya, işte bu da hayatta bana önemli gelen şeylerin altının çizildiği bir blog... yada önemsiz gelenlerin yada bir şekilde kafama takılanların… (anam anam cümleye bak be) bloğun tamamının yada bir kısmının kaynak gösterilmeden herhangi bir şekilde kopyalanması yada efendime söyleyim başka bir mecrada yayınlanması YASAKTIR (kaynak göster ahanda böyle ciğerimi dalağımı ye) neye dayanarak böyle bi yasak koyduğumu ben de bilmiyorum. aksini gerçekleştirenler hakkında hukuki işlem başlatılacaktır. sonra yok efendim ben duymadım... ben görmedim... demeyin. başımı belaya sokmayın. bu yazı çok resmi olmuş yeni fark ettim. ayrıca hiç inandırıcı değil. düzmece gibi. adam kopyalasa napabilirim ki... hiç bişey yapamam. ama yine de yapma. ayıp diye bişey var. orospu çocukluğu yapma!..
copyright © 2007-2013 bu bir blog kaydıdır…