ben bi de bu külot, atlet ve sütyen kelimelerini kullanmayı pek sevmiyom. genel olarak iç çamaşırı diyim, tahrik olmayım bari diyorum ama o da saçma geliyo. iç çamaşırı ne lan? hayır, diğerleri de dış çamaşırı mı? mesela mont? en dış çamaşır. kazak? orta çamaşır. bot, ayakkabı? alt çamaşır... nerden çıktım nere geldim. bazı adamlar vardır böyle. bi konuyu anlatmaya başlayıp bi cümle söylerler ama sonra o konu dışında herşeyi anlatırlar. ne diyodum ben. dantel mi? he işte. lan o evde nası yaşıyoduk biz. düşen dantelleri yerine koymaktan gına gelmişti. bi süre hiç gitmedi o gına. annem dantelden küçük bi ev ördü ona. gına bi süre orda yaşadı.
bi de annemle beraber ev oturmalarına giderdim mal gibi. çocukluk herhalde niye gidiyodum ki. ev oturması lafı da ilginçtir ya. "ev oturması" hehe. çok ilginç kelime kalıpları var hayatımızda. bu gittiğimiz evlerde otururduk evet. çünkü yürümek imkansız gibi bişeydi. elini sallasan dantele çarpar, ayağını kaldırsan mutlaka bi dantel devirirdin.
mesela; gittiğimiz bi evde gördüğüm manzara, psikolojimde derin izler bırakmıştır. ne mi? bi sürahi ve bardak düşünün. evet, gayet normal buraya kadar. hepimiz su içen insanlarız. ama o surahinin altında bi sehpa vardı. tabi sehbanın üstünde dantel. onun üstünde genişçe bir cam tabak. cam tabağın üstünde bir dantel daha. bunun üstünde sürahi. sürahinin üstünde dantel. yine aynı şekilde, bardağın altında, cam çay tabaklarının biraz genişi, hemen üstünde, küçük bi iğne oyası diye tabir edilen dantel. üstünde işlemeli kesme bir su bardağı. bunun üstünde bir küçük bir dantel daha. ve bütün bunların altında ezilen çocukluğum, susamışlığım... (cidden böyleydi, abartmıyorum)
şimdi sorarım size, hangi çocuk bu şartlar altında su içmeyi göze alabilir? korktum. az önce yediğim çikolatalı dandik ıslak kekin ağzımda bıraktığı yanma hissine rağmen içemedim suyu. korkuyordum... ağladım... koşarak çıktım o evden ve hiç çaktırmadım ağladığımı. yüzümü çevirerek, -ben maç yapıcam dışarda... dedim. ve dönemin modası o minik cırt cırtlı spor ayakkabılarımı giydim. cırt cırtlarını çekmeden en yakın sokak çeşmesinde aldım soluğu. kana kana su içtim. su içtim. su içtim. içtim su.







