uzun yıllar boyunca, basketbol maçları biterken spikerler hoşçakalın derdi bize ama yorumcular hiç bişi demezdi. kaan kural bu işkenceye bi son verdi. ve bir yorumcu olarak spikerden sonra bize hoçkalın diyerek bizi mutlu etti. kaan kuralı seviyoruz.
abi boston-orlando maçı için notumu aldım, ne olur ne olmaz unutmayayım diye. malum all star maçını da unutup izleyememiştim. allah belamı versin. artık riske girmiyorum. aslında bu gece lakers-houston maçını yayınlasanız benim için baklava tadında olurdu ama napalım, buna da şükür. gerçi sınırsız internetim olsa maçın izlenebileceği yöntemler varmış. onları uygulardımda, naparsın sınırsız interneti olmayan, hayata sadece 4 gb'dan bakabilen zavallı bi insanım :p (bunu her fırsatta söyleyip kendimi acındırmaya bayılıyorum :p )
bi de yeni spiker arkadaşı sevdim. İsmail Şenol. o da tam benim kafadan. pozisyon tepki ve yorumlamaları, benzetmeleri ve esprileri. geçen gün oynanan boston - chicago maçı devre arasına girerken şey diyo; "-evet içkilerinizi yenileyip, çerezlerinizi tazeleyebilirsiniz, az sonra yeniden buradayız" :D adamım naptın sen ya, bulan var bulamayan var. niye canımızı çektiriyosun ki. ben kupkuru oda da, ara sıra su içerek ve battaniyenin altında hafiften titreyerek izliyorum maçları :D neyse, kaan kural'dan sonra sende kankam olabilirsin belki :p (bkz. herkese kanka diyen insan modeli) yalnız ses tonu murat kosova'ya acayip benziyo. tüm kolej ligini bile yalayıp yutmuş, acayip bilgili. ama Kaan Kural kadar bilgili midir bilmiyorum. Adam neredeyse North Carolina üniversitesi basketbol takımının havlucusunun aile içi hesaplaşmalarını bile biliyo :D yazıyla uyumlu slogan: "nba, ntvspor ekibiyle güzeldir"
dün gece disko kralını izlerken uyumayla uyumama arasında bişeyler yaşadım. aynı anda o gece yayınlanacak olan bi all star etkinliğini düşünüyordum. uyuyakalıp izleyememek bana koyardı. ama o an bastıran ağır uykudanda bi türlü kurtulamamaktı ben. (küçükken iki yıl batı berlinde fuatla birlikte rap yaptık. arada türkçem kayıyo) (az önce parantez içinde söylediğim şey sizine tahmin edeceğiniz üzere yalandı, batı berlinde değil, doğu berlinde kalmıştım hahaha) bütün bunların oluşturduğu sonuç; ben, murat kosova ve tabi ki kaan kural disko kralına konuk oluyoduk o rüyamsı şeyde. ama stüdyo garipti. fakülte kantinlerindeki gibi masa ve koltuklar vardı. girişte okan bayülgene para veriyoduk. seyircilerin oturduğu kısım da çok garipti. konuklar arasında zencilerde vardı. sonra ben ara sıra uyanıp adam olacak çocuk diye çıkan birilerini izledim. küçüklüklerine baktım. demet'in arnavut kaldırımı isimli klibini çok severdim. orda oynayan çocuğu gördüm. yakışıklı olmuş ibne. bütün kızlar ona vermek ister. şerefsiz. iyi bi küfür saydım ona. bi daha da o klibi izlersem noluyum. sonra tam yatacaktım, bi kız konuştu, sırf sesi hoşuma gitti o yüzden izledim. tipide güzeldi, fenada değildi. bi ara sevişebiliriz onunla. sonra uyumaya devam ettim. rüyamsı şeyde kaldığı yerden devam etti. bu sefer barış manço'da geldi. bi de elinde büyük bi kek getirdi. kaan kural ve ben o keki yedik. biz yerken murat kosovanın pantolonuna kek parçaları döküldü. biraz sinirlenerek temizledi o kek parçalarını. bende dedim ki, murat abi, yere dökme onları şeytan çarpar. murat abi yere döktüğü tüm parçaları topladı. üç kere öpüp bismillahirrahmanirahim diyip anlına koyarak tekrar bizim önümüze koydu. onlarıda yedik. sonra ben kaan abiye dedim ki, abi dedim, geç kalmayalım, all star etkinlikleri başlamak üzeredir dedim. okan bayülgenden müsade istedik, kalktık. hemen kaan kural'ın rapçi kliplerindeki gibi olan jipine bindik. (öyle bi jipi varmı bilmiyorum) ntv binasına doğru yola koyulduk. yolda ben uyumuşum. ranzada uyandım. ntvyi açtım hemen. murat kosova; phoenix'den iyi geceler basketbolseverler dedi. yaa şimdi böyle mi olduk dedim murat abi. az önce üstüne kek dökmüştüm ben senin dedim. duymadı beni. kaan kural ile birlikte all star etkinliklerini anlatmaya devam etti.
barış abiii! barış abii! ön koltukta oturan bi çocuk gördüm sanki. -NEEE? olamaaz! yaa evet evet. aaa bak, dişlerinide fırçalamamış ruh hastası! (kek için teşekkürler barış abi)
yıllardır bu iki muhteşem adamın sesiyle doluyor odalarımız. onların anlatımı ve yorumlarıyla izliyoruz maçlarımızı. peki bu insanlar kim? nasıl yaşıyorlar? neler yapıyorlar? başarılı yönetmen stickman'in gözünden etkileyici bir yapım. "Bilmiyorum katılacak mısın Kaan?" basketbolun ve nba'in hiç görmediğiniz ilginç yönlerini etkileyici bir anlatımla gözler önüne seriyor. çekimleri biten ve galasında efsane nba oyuncularını, koçlarını ve basketbol dünyasına damgasını vurmuş büyük isimleri ağırlayan film, eleştirmenlerden büyük övgü aldı. Pek yakında Türkiye'deki basketbolseverlerlede buluşacak film basketbol aşığı iki insanın yaşamlarını, Türkiye ve dünyadaki basketbolun gelişimini, dünyanın her yerinden, hem sokaklarda hemde salonlardaki oyuncuların nabzını tutarak, bu oyunun sadece bir oyun olmadığını göstererek, hiç bilinmeyen yönleriyle, farklı bakış açılarıyla irdeliyor.
basketbol tarihine damgasını vuracak bir yapım.
(LA. Lakers coach Phil Jackson)
pon pon kızları daha fazla çekebilirlerdi.
(İsmet Badem)
bu filmden sonra basketbola tekrar dönmeyi düşünüyorum.
(Michael Jordan)
81 sayı attığım geceden beri hiç bişey beni bu kadar etkilememişti.
(Kobe Bryant)
filmi Dwayt ile birlikte izledik. sonra en yakın potaya gidip 11'de bitme bi maç yaptık. sonra dayanamayıp Memo ve Carlos'da geldi. Carlos sakat olmasına rağmen ikiye iki maç çevirdik.
(Hidayet Türkoğlu)
beğendiğim bir filmde oynayamadığım için hiç bu kadar üzülmemiştim.
(Jack Nicholson)
Kaan Kural. O, sizin poponuzda pireler uçuştuğu sırada, ben battaniyeye sarılmış, bir nba maçı izlerken, soğuk gecenin sessizliğini bozan üç sesten birinin sahibi. (diğer iki ses Murat Kosova ve maçın sesi)
Kaan Kural benim adamım. tam benim kafadan. boşuna kankam olsun demiyorum. bir basketbol maçı izlemek vardır. bir de o maçı Kaan Kural'ın yorumlarıyla ve pozisyon tepkileriyle izlemek vardır. ikisi arasında dağlar kadar fark vardır. ben her zaman ikincisinin olmasını dilerim. zaten pekin olimpiyatlarındaki basketbol maçlarında çok çektik bunun sıkıntısını. Kaan abi, neydi o trt spikerleri ya :) bazen dayanamayıp sesini tamamen kısarak izlediğim oldu. herifler bi de tam amerikan düşmanı, busha kızıp gelmişler oyunculara saldırıyolar. bi de oyuncu isimlerini telaffuzları bombaydı. dıvane veyd. dıvat hovart. trt spikerlerini hiç görmedim ama o seslerden kafamda oluşturduğum tip, takım elbiseli, kıravatlı, sinek kaydı traş, gözlük ve uzaklara bakan bakışlar :) ama yanılıyo olabilirim. zira, sen ntvye ilk başladığın zamanlar, yorumladığın ilk maçları izleyince senin tipinide çok farklı düşünmüştüm.
sevgili basketbol aşığı Kaan abi, geçenlerde bi işim vardı okul kütüphanesine uğradım. hazır oraya kadar gitmişken süreli yayınlar salonuna bi bakayım, belki slam'de vardır diye düşündüm. varmış. şu yandaki sayılar vardı. ilk sayıdan beri okuyamıyordum. hepsini kaptım, başladım karıştırmaya. yazıların süper. özellikle all star haftasonunu anlattığın yazıyı iki-üç defa okudum :) gerek allstarda yaşadıklarınız, gerekse finallerde murat kosovanın ağzından dinlediğimiz günlerinizi kıskanmadım desem yalan olur. ama timsah eti konusunda çekimserim. donut neyime yetmez benim :)
ve nedir bu basketbolla ilişkili insanların çok yeme sorunsalı :) Osman Sakallıoğlunun New Orleansda, karnının hacminden büyük pancake ziyafeti. Murat Kosova'nın orta asya usulü kuzu çevirmesi ve bazen televizyonda bahsettiği pilav üstü döneri. benim gece maçlardan önce kendime özgü hazırladığım ilginç menülerim. dahası varda, yeter. bazı arkadaşlarımın bu konudaki alışkanlıklarından bahsetmek bile istemiyorum.
Ben Lakerslıyım Kaan abi, aslında önce Kobeyi sevdim, sonra Lakers'ı. ve Lakerslı olduk çıktık. Sanırım 99 yada 2000'den beri nba'i elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. o zamanlar kanal d'de çıkıyodu maçlar. sanırım Hidayet'in ilk sezonuydu ve kanal d bol bol sacramento ve lakers maçları yayınlıyodu. İşin ilginci ben bu gelişim sürecinin nasıl olduğunun farkına bile varamadım, nası başladı anlayamadım. bi gün bi uyandım ki Kobe Bryant hastasıyım, Lakers taraftarıyım. sanki yüz yıldır tanıyorum Kobeyi ve sanki bi zamanlar Lakers kadrosundaydım. böyle bi durum benimkisi. Tıpkı senin önce Lary Bird'e sonrada Celtics'e aşık olman gibi. Yalnız geçen sene finallerde söylediğin bi söz bana çok koydu :) "-Lakers taraftarı maçı izlemeye geliyor. Boston taraftarı maçı yaşamaya geliyor." valla ne diyim, haklısın. Ama bizim Lakers taraftarlarının nerdeyse hepsi artis adamlar. California'nın içinden. yapısında yok adamların :) ve Boston'ın geçmişine bakacak olursak zaten, oranın insanı bence ingiliz futbol taraftarlarının genlerini hala barındırıyolar bünyelerinde. öyle işte. hem boston'ın taraftarı maçı yaşamaya geliyorsa bizim de Jack Nicholson'ımız var. yani bir nevi zalimin zulmu varsa sevenin allahı var durumu.
slam'i karıştırırken ntvspor'un reklamlarınıda gördüm ve sizin fotoğraflarda koptum:) kim düşünmüşse süper düşünmüş. ve o çarpışma fotoğrafında Murat Kosova'nın cesaretini alkışlamak lazım :) ama sanırım o fotoğraftan sonra bişey oldu ve yüzündeki yaraları gizlemek için sakal bıraktı :p
Kaan Kural'ın maçlarda güzel hareketlere verdiği tepkilerin yanı sıra, en beğendiğim özelliklerinden biri de, nerdeyse nba'deki tüm oyuncuların özel hayatlarını, iç hesaplaşmalarını, daha analarının karnında minik bir embriyo iken bile ne düşündüklerini en ince ayrıntısına kadar biliyo olması :) abi nası biliyosun bunları ya, amerikan spor medyasını yakından takip ettiğini biliyorum, çıkıyo mu orda böyle haberler. mesela T-mac ve Vince Carter'ın teyze oğulları olduklarını biliyosun tamam ama annelerinin arasının açık olduğunu nerden biliyosun? ve bunun T-mac'in maçtaki performansına yansıdığını nasıl anlıyosun :) bu tarz bilgileri senin aracılığın sayesinde öğrenmek gerçekten güzel. mesela;
Rasheed'in halasının oğlunun dişi kırılmış, ona üzülmüş. performansını etkiledi tabi bu durum.
jason kidd'in morali bozuk. içmiş bu, karısını dövmüş. ayrılıyolarmış, mahkemeleri devam ediyor. kidd psikolojik tedavi ve alkol tedavisi alıyomuş :)
Paul Piers'ın midesi ekşimiş, maçtan önce soda içmiş.
tabi hepsini hatırlayamadığım için bunları uydurdum biraz :)
şaka bi yana, sayende oyuncuların ailelerin sağlık durumunu bile en ince ayrıntısına kadar biliyorum. ve arada onlarca kilometre mesafe olmasına rağmen insan burdan üzülüyo, onlar hissetmese bile belki acılarını paylaşabiliyo, dua edebiliyo. işte sporun sınır tanımaz gücü ve nerde olursa olsun insanları birbirine yakınlaştırması. Derek Fisher'ın kızının göz hastalığı mesela, Carlos Boozer'ın oğlunun hastalığı. Bu oyuncuları benden daha iyi kimse anlayamaz. ve bütün bu olaylara rağmen sahaya çıkıp işlerini en iyi şekilde yapmaları müthiş bişey. müthiş bir güç ve disiplin. hastalık nedeniyle olmasada, kobeninde mahkemeden çıkıp, hızır gibi yetişip çevirdiği maçları unutmamak lazım.
abi bide amerikada tanımadığın ünlü yok yavv.. bazen lakers maçlarında ünlüleri yakın plan çekiyolar molalarda filan, daha adı altta yazmadan hemen söylüyosun ismini, hadi bunu geçtim. o insanında yedi ceddini biliyosun :)
ve Kaan abi artık senden rica ediyorum. hazır Ronny Turiaf başka takıma gitmişken, Lakers organizasyonunun Ronny Turiaf için yaptıklarını anlatmaktan vazgeç lütfen :) her lakers maçında dinlemekten yemin ederim ezberledim olayı ve sanki Turiaf'ın kalp ameliyatını ben yapmışım gibi hissediyorum. En son Türkiye-Fransa maçında Murat Kosova anlattı. artık o son olsun :) bu arada Turiaf'da en sevdiğim oyuncular arasındadır. Lakersdan gitmesine kızmadım, ama üzüldüm :)
bu arada ikinci kitabı sabırsızlıkla bekliyorum. iki sene önce mutlu akü selçuk üniversitesi - fenerbahçe maçında Konya'ya gelmiştin ve ben sana ulaşıp bu kitabı imzalatmak istiyodum ama gel görki iğrenç zamanlaması olan bi arkadaşım yüzünden o maçı kaçırdım. Sonra ki umudum seni Efes Cup'ta yakalamaktı ama oraya gelmedin. Ama bi gün olacak abi, kaçabilirsin ama saklanamazsın. bi gün seninle karşılaşacağız ve sen bu kitabı imzalıyacaksın adamım, bunu yapacaksın, yoksa beni zor kullanmak zorunda bırakırsın. :p (hee bu arada kitap korsan değil valla, the orijinal)
giyim kuşam konusunda hiç kıskançlık sahibi olmayan biriyim ama buna rağmen senin tişört ve sweatlerini acayip kıskanıyorum kaan abi. herkesin bilmediğinin aksine ben nerden aldığını biliyorum. bende bakıyorum ara sıra oralara :) yooo, kendimi acındırıp kobe'nin özel siyah forması veya sarı formasını yada lakers sweati istemeye çalıştığım filan yok. tamam tamam kabul, var.
bi aralar nba stüdyoda ödüllü soru yarşışması vardı ya. bazı sorular tamam çok zordu ama kıl payı kaçırdığım soru sayısıda az değildi. benden önce cevabı gönderen nasıl oluyo anlamıyorum, herşeyi hazırlıyorum ve cevabı yazıp anında gönderiyorum. ama yinede benden önce gönderip kazananlar oluyodu. o yüzden şimdi yüzsüzlüğün kralını yapıcam ve kıyafetlerini kıskanmamı bir nebzede olsa hafifletecek olan bazı isteklerim olacak senden :p
şimdi ilk isteğim oha yok artık dedirtebilir ama şansımı denemeye değer adamım.kobe'nin forması:) XL beden (kaan abi bana kobe forması alsanaaaa, alsanaaa, alsanaaa oooo) tamam tamam bu biraz abartıya kaçmış olabilir o zaman şöyle bi seçenek sunayım sana kaan abi (yüzsüzlükte son nokta, adam bi de seçenek sunuyo, insaflı yüzsüz :p)gri sweatshirtXL. hadi ekonomik kriz var, hepsini geçtik diyelim. şu şorta bayıldım. siyah şort L :)
şimdi yukarda söylediğim herşey bu istekler için söylenmiş gibi gelecek demi? öyle anlaşılacak. Yok yavv, Kaan abi anlamıştır zaten benim içimdeki basketbol sevgisi ve samimiyeti. demi Kaan abi? sen şu kitabı bi imzalasan, bi de ikinci kitap çıkarsan o yeter bana bea. ama şu şortu bari al be abi :p (neyse bu kadar yüzsüzlük yeter, yazıya devam)
kaan abi sende ps3 var mıdır? bence kesin vardır ve nba2k9'un anasını ağlatıyosundur. bende nba2k9 oynuyorum bilgisayarda, lakers'ı alıp lig kurdum ve çok ilginç ki oyundaki lig durumuyla nbadeki lig durumu arasında çok benzerlik var. adamlar nası bi oyun yaptıysa artık. aşmışlar. bi gün seninle bi lakers-boston maçı yapalım. ama şimdiden söyleyim acımam, ezebilirim, çok farklı yenebilirim. çünkü rotasyonu acayip sağlam oturttum. 12 kişilik kadroda nerdeyse oyatmadığım oyuncu kalmıyo. böylece takım çok yorulmuyo, oyuncular daha iyi performans gösteriyo. çok güçlü bi benc desteğim var. adeta ikinci bir takım gibi. geçen gün utah-lakers maçı yapıyodum. bi bölümün ekran görüntüsünü kaydettim. buraya tıklayarak izleyebilirsin Kaan abi. tabi sizde izleyebilirsiniz sevgili basketbol severler yada sevmeyenler:)
abi senin olayın ne güzel ya, hem maçları izliyosun, yorumluyosun, dergide yazıyosun. üstüne bi de para veriyolar. sevdiğin işi yaparak para kazanıyosun. eminim ntv sana hiç bi ücret ödemese sen yine maçları takip etmeye devam edersin :) şşş sakın ntv yönetimi duymasın.
Efes Cup için Konya'ya geleceğini düşünerek sana soracağım soruların bi listesini yapmıştım, işte liste şöyleydi;
(ama sen gelmedin kaan abi, gözüm salonun heryerinde seni aradı, hüzne boğdun beni, bu sorularda ırmak kazuk'a sorulmaz ki, sap gibi kaldım salonda)
GAYRİ CİDDİ SORULAR 1-WHAT'S UP MY NIGGA WHAT'S UP
2-RAHAT GELDİNİZ Mİ KAAN ABİ?
3-KONYA'YI NASIL BULDUN? YOL KENARINDAKİ TABELALAR İŞE YARADI MI?
4-ETLİEKMEK YEDİN Mİ? YEMEDİYSEN ISMARLAYABİLİR MİYİM?
5-PAZAR GÜNÜNE KADAR KAL ABİ BİZDE, PAZAR GÜNÜ PİLAVA GÖTÜREYİM SENİ, KONYA DÜĞÜN PİLAVINA.
6-ABİ BENİ NBA MAÇINA GÖTÜRÜR MÜSÜN?
CİDDİ SORULAR 1-ABİ KİTABI İMZALAR MISIN?
2-İKİNCİ KİTAP NE ZAMAN GELİYO?
3-TURİAF, LAKERS'A YAMUK YAPMADI MI? YILLARCA LAKERS MAÇLARINDA, BIKMADAN, USANMADAN DEFALARCA LAKERS ORGANİZASYONUNUN RONNY TURIAF'IN SAĞLIK PROBLEMLERİNE NASIL YARDIMCI OLDUĞUNU ANLATTIN? TURIAF'IN GOLDEN STATE YERİNE LAKERS'IN DANS GRUBUNA GİTMESİ GEREKMEZMİYDİ? (bi kısmı ciddi soru)
4-ABD MİLLİ TAKIMI'NIN UÇAĞI DÜŞERSE DAVID STERN'ÜN HALİ NE OLUR? (düşünmesi bile acı verici soru) (dünya piyasaları etkilenir)(allah korusun ya ne dedim ben böyle :/ )
5-RAHMETLİ WILL CHAMBERLEN'IN SOL AYAĞINDA 6 PARMAĞININ OLDUĞUNU BİLİYOMUYDUN? (ben bilmiyordum. çünkü uydurdum, yok böyle bişey)
6-HİDAYET TÜRKOĞLU TATAR MI? (gözler hafif böyle çekik gibi ya, ondan dedim)
BOMBA SORU 1-BOY STEPSİ KALKTI MI?
abi hepsini geçtim ama şu son soruya lütfen cevap ver, yıllardır sokaklarda basketbol oynarken bazı çocuklar topu yüksekten sektirip üzerimizden aşırtarak bizi geçtiler, sonra biz steps diyincede -boy stepsi kalktı oolum!bilmiyon mu? diye aşşaladılar bizi :p artık buna bi son ver, kurtar bizi bu durumdan. :)
Kaan abi allah sana ve Murat Kosova'ya uzun, sağlıklı ömür versin. Nba maçlarını ölene kadar sizin sesleriniz eşliğinde izlemek istiyorum :) I love this game :)
(bu yazı Kaan Kural'a bi sesleniş niteliğindedir, duyması temenni edilir)
SU bir litrelik kola şişesinden soğuk su içmenin tadı başka neyde var hele bi deyiverin bana. burnumda kesif kola kokusu. içim yanmış. iç stickman iç. sevdiğinin dudakları gibi. kana kana su içmek gibiydi demi güzelim.
NBA GECELERİ lan yemin ederim sanırım şu hayattaki tek eğlencem kaan kural-murat kosova diyaloglarını yorumlamak.
BEBEK BEZİ bebek bezi reklamlarında niye şirinlikler kullanıyolar anlamıyom. hiç kendi bezini almak için markete giden bi bebek gördünüz mü? mmm şunu alıyım reklamı çok şirindi... yada şunu mu alsam, diğerlerine göre yüzde bilmem kaç daha emici... yok yok en iyisi şunu alıyım. çişimi bundan daha hızlı emen bi bez yok... narin popomuda korur, işer işemez emiyo nerdeyse
BİR ŞEHİR İÇİ ULAŞIM ARACI OLARAK BİSİKLET efenim şehir içi ulaşımda genelde bisiklet kullanırım, hem benzin istemez, park sorunu yok sayılır, doğayıda kirletmiyo. ama şöyle şeyler olabilir ki, sorun değildir. mesela geçen gün bisikletle giderken gözüme sinek girdi. hızlı gidiyodum, şimşek gibi reflekslerime rağmen kaçamadım. ağzıma arı girdiğide olmuştu, tükürmüştüm hemen. bunlar filan neyse de, bazı çılgın kuşlar var. onlarla çarpışmaktan korkuyorum.
PAPATYALAR DA SIÇAR, ZAMBAKLAR DA gülümseyen sevimli kız :) ağzımın orta yerine edeceğini nerden bilebilirim. evet kızlarda tuvalete gidip çatır çatır sıçarlar, bazen tuvalete gitmeden direkt ağzıma sıçarlar. üstelik minik ve pembe değildir bokları. bildiğin boktur. ne şirindin halbuki. o hafiften tebessümün altında, rüzgardan uçuşan sarı saçlarının dibinde neler dönüyomuş da haberim yokmuş. ne papatyalar sevmişim hiç açmamışlar, hiç sevmemişler. ne zambaklar sevmişim, hiç bulamamışım, ulaşamamışım.
24 SAAT AÇIK sonra kapalı. hani 24 saat açık mekanlar varya. oralar ilk açılırken tedirgin oluyorum. ya sadece 24 saat açık kalıp sonra kapanırsa. böyle bişey olma ihtimali yok mudur? vardır. ne kadar kapalı kalacağınıda bilemezsin, çünkü saat vermemiştir.
ne olacak. bloklarla afallattık. alan savunmasıyla boğduk. nefis hucumlarla tokatladık. abdi ipekçinin zeminine gömdük. huzur içinde yatsınlar, ruhlarına el-fatiha. [bu tarz, nası koyduk ama! gibi yaklaşımlarından hoşlanmam, şaka bile olsa kısa sürmeli, uzatılmamalı. ciddiye almayın. sadece öylesine :)]
alan savunması karşısında bu kadar aciz kalan bi takım daha görmedim. bu savunma, bu hucum ve bu rotasyonla kim durabilir karşımızda söyle bana Kaan abi. hakkaten Kaan Kural konusunda endişelenmeye başladım. Nerelerde? Bu maçı bi de onun yorumuyla izlemek lazımdı. 12 dev adamın bugüne kadar ki izlediğim en iyi maçı diyebilirim. her yönden. tek kötü yanı kaan kural'ın olmamasıydı. bu maçtaki yorumcu abimizde gerçekten çok bilgili, iyi okuyo oyunu ama kaan kural başka be abicim.
murat kosova Lakers organizasyonu ve Turiaf konusuna girdi :) o kadar çok dinledim ki bunu, bir Lakers'lı olarak sanki Turiaf'ın kalp ameliyatını kendim yapmışım gibi hissediyorum.
gece gece canım sıkıldı, eğer 10 dk daha bu odanın içinde dursaydım ölebilirdim. içimden bi ses çıkma olum diyor. aldım topu çıktım. bi kaç cingen eleman ve bizim berber arkadaş takılıyolardı mekanda. başladık maça. berber benim takımdan, yan taraftan üç saniyeye girerken pas istedim, tam top ellerime geliyordu ki bana sürekli kankaa kankaa diyen cingen elini soktu araya ve top aniden hızlanıp tam sol gözümün üstüne geldi a.q
sürekli özür dileyip duruyo bu, çok pardon, çok özür filan diyo. önemli değil, senlik bişey yok zaten dedim. olur basketbolda böyle şeyler. bilerek yapmış olsan şu an konuşma becerisine sahip olamazdın zaten :) dişlerin ve çenen kırıldığı için en fazla anlamsız ve acı çektiğini belirten sesler çıkarabilirdin.
nba finallerindeki paul pierce'a döndüm şerefsizim. tam da gözüm açıkken geldi, kapatamadım güzümü, top o kadar hızlı geliyo düşün yani. sol gözümden yaşlar boşalıyo, gittim yüzümü filan yıkadım, havluyla sildim. şu yaşarmanın bitmesini bekledim. biraz sonra paul piers gibi döndüm sahaya. sahaya girerkende dedim ki; ve paul pierce alkışlarla oyuna dönüyor. cingenler harbiden alkışladı. seviyom lan ben bu cingenleri. hele biri tam benim kafadan. neyse alkışlarla girdim sahaya. sonra bi üçlükler, bi smaçlar sorma gitsin be kaan abi... bu cingenlerde fena be abicim, böyle hiphop tarzı filan giyiniyolar feci tarz takılıyolar, ne yalan söyleyim yakışıyoda, zenciler gibi dövmeleride sıralamışlar. bi de bunların takıldığı hatunları bi görecen, of diyim. ve gözüne top yemiş bi beyaz olarak evime döneyim. (maçı kazandık bu arada)
[blogu kaan kural okuyomuş izlenimi yaratmaya çalışmak (okuyosa ne göt olursunuz ama hepiniz)]
turnuva günlüğü fikri ne iş? Kaan Kural all star 2008 günlüğü, Murat Kosova nba final 2008 günlüğü yazarsa, bende Efes Cup 2008 Konya günlüğü yazarım. ama bir gün. e adı üstünde günlük. gün sayısı belirtilmediğine göre bir gün olarak kabul ediyorum. zaten bir günlük biletimiz vardı :)
olaylar nasıl gelişti? herşey turnuva tarihinden yaklaşık bir ay önce başladı. soğuk ve karlı bir yaz günüydü, bizde şaşırmıştık noluyo lan diye. yok yav çok pis sıcaktı. zil çaldı, kapıyı açtım ve zenci karşımda iki biletle duruyordu. yine o iğrenç gülümsemesini yüzüne geçirmiş vaziyette tabi. bak efes cup konyada yapılcakmış bilet aldım dedi. hadi lan dedim. senin gibi bi adamın gidip 1 ay sonraki turnuvaya bilet alması, benim Dwight Howard'ın üstünden smaç basmam kadar imkansız. kesin şu geniş çevrenden birilerinden edinmişsindir dedim. (küfür etti) +efes cup'ın Konyada yapılmasınada pek ihtimal vermiyordum. ama hem biletlere bakıp hemde internet sitesine bakınca turnuvanın bu yıl konyada yapılacağına inandım. ama biletler konusunda turnuvanın üstünden bi kaç gün geçmesine rağmen bizim zencinin 1 ay önce bizzat gidipde bilet almasına hala inanamıyorum.
ver şu biletleri, sen şimdi kesin kaybedersin, yırtarsın filan diye aldım. Kaan Kural'ın hastasıyım bu oyunun adlı kitabının arasına koydum ve tamam saol, maç günü görüşürüz dedim ve kapıyı suratına kapattım. kapıyı kapattıktan sonra kapı deliğinden baktım, hareket filan çekmedi. çekseydi kapıyı açıp ağzını burnunu dağıtırdım orda. kapıyı kapattıktan sonra biletletden emin olmak için ışığa tutup sahte olup olmadığına baktım. efes şişesi silüetini görünce tamam gerçek dedim. ve kaan abinin kitabının arasında muhafaza ettim.
bekleyiş süreci bu sürecin pek heycanlı geçtiğini söyleyemem. daha çok, zencinin turnuvayla ilgili belediye çalışmalarının haberlerini ve saçma esprilerini dinlemekle geçti. e turnuvaya katılacak takımlarda belliydi, (bosna, ingiltere, portekiz) öyle çok bi heycan yapmaya gerek yoktu. ingiltere'de basketbol oynandığını öğrenmek heycanlandırdı aslında bizi. itiraf etmek gerekirse ben sadece hidayeti görmek ve kaan kural'a kitabını imzalatmak ve her ikisi ile de fotoğraf çekinebilmek için gitmiştim. bunlar oldu mu olmadı mı ilerleyen satırlarda göreceğiz.
turnuva yaklaştıkça afişlerin filan asıldığı haberlerini aldım zenciden. bi nevi benim muhbirim ve basın danışmanımdır bu zenci. basıp, danışırım hehehe :p biraz ajans press muamelesi yaparım kendisine. şu aralar simit sarayında çalışcam gibi bişeyler diyodu ve bende artık ona simitçi demeye karar verdim.
maç günü biletimiz turnuvanın ilk gün maçları içindi. o gün pek çok kişi sadece Türkiye-İngiltere maçını izlemeye gelirken, biz yüce insan İsmet Badem'in tabiriyle "sevgili basketbolseverler, sevgili basketbol aşıkları" -böyle bi tabiri varmıydı bilmiyorum, salladım- olarak Bosna Hersek-Portekiz maçını da kaçırmak istemedik.
Kaan Kural'a imzalatmak için kitabını yanıma aldım. -ve maça kitapla giden ilk insan olarak tarihe geçtim- üstümede bişeyler geçirip (maça çıplak gidilmez) tam simitçiyi arıyacakken. o beni aradı kontör ona girdi. hehehe :p ne mikrobum.
ulaşım Yol baya uzun süreceği için ilk maçın başlamasından 1,5 saat önce filan çıktık yola.şimdi bu yeni salona gitmemiz gerekiyodu, bilmem kaç trilyona yapılan. cehennemin dibinde arsalar ucuza satılıyo olmalı ki, tam olarak cehennemin dibinin ortasına yapmışlar salonu. ilerde acayip dağlar vardı, hatta bi ara Mordor'un kara kapılarını görür gibi oldum. tramvayla gitmemiz halinde, inince eşşek gibi yol yürüyeceğimiz için, dolmuşa binmeye karar verdik. ben dolmuş şöförünün iki eliyle hem aracı kullanmasına, hem telefonla konuşmasına, hem para üstüyle uğraşmasına, hem trafiğe kızmasına daha fazla dayanamarak, belki biraz yükünü hafifletirim diyerekten para işini gönüllü olarak üstlendim. yoksa o kadar yol otur otur çekilmezdi.
varış salona vardığımızda simitçi sıcaktan kavrulmuş ve gelen geçene su diye yalvarıyordu. güvenlikçilere bile sordu buralarda çeşme varmı diye. güvenlikçi etrafa bakındı ve sadece gülümsedi. neden bu kadar panik yapıyosun, şu salonun etrafını dolaşalım biraz nasılmış bi bakalım, hem daha kapılar açılmamış, içerde su alırsın dedim. burda suyu acımadan köserler dedi. nitekim köstülerde zaten. neyse salonun etrafında biraz dolaştıktan sonra kendi kendimize mimari yorumlar yaptık. salon uzaktan bakınca ingiltere premier ligi takımlarının stadlarına benziyo filan dedik. ve salonun adının Mevlana Arena olması gerektiği konusunda hemfikir olduk simitçiyle.
salona girdiğimde beklediğim kadar büyük olmayan bi salonla karşılaştım. ses sistemi kötüylü, salon dj'i dövülesiydi. serdar ortaç filan çaldı bi ara. oturma düzeni ve koltuklar güzeldi. -her ne kadar salonun en kötü yerinden maçı izlemiş olsamda- salonu biraz dolaşıp, simitçinin susuzluğunu tatmin ettikten sonra benim gözlerim hemen Kaan Kural'ı aradı. -bu arada boşnaklar ve portekizli elemanlar sahaya çıkmış ısınıyolardı- NTVspor'un bu turnuvayı yayınlayacağını bildiğim için, NTVspor'un demirbaşlarından Kaan Kural'ın burda olmaması imkansız diye düşünüyordum. Gözlerim heryerde Kaan Kural'ı aradı, bu kitabı imzalatmalıydım ona. ve acı gerçek yavaş yavaş kendini hissettiriyordu bana, Kaan Kural'ı göremiyordum. Demek ki yoktu, gelmemişti Konya'ya. çünkü gelmiş olsa ve o gün o salonda olsaydı, salona girer girmez gözünüze çarpacak ilk kişi Kaan Kural'dan başkası olamazdı. Yine'de Türkiye maçına kadar umutla bekledim, belki o maç için gelir diye ama hayır. yoktu işte. Hatta NTVspor ekibinden sadece, saha içi röportajları yapan Irmak Kazuk'u görebildim. Sesimi duyabileceğinden emin olsam Irmaaak hocaam, Kaaaan Kuuuraaaal geeeldiii miiii? diye soracaktım. -bu Irmak Kazuk'ta da ne boy var be arkadaş, çoğu basketbolcudan uzun, röportaj yaparken kafalarını kaldırıp konuşuyo oyuncular :) - velhasıl kelam Kaan Kural'a kitap imzalatma hayali suya düşmüştü. Murat Kosova'yı da sonradan farkettim, -henüz slam'in son sayısındaki sakallı fotoğraflarını görmemiştim o zaman- simitçi, Murat Kosova'yı gösterince, o değil dedim, tanıyamadım sakaldan, sakal yakışmış Murat abi ama acayip yaşlı göstermiş seni, bi de beyaz filan çıkınca bi kısmı :) ama karizmatik olmuşun. valla :) bak, az önce biten Türkiye-Litvanya maçından hemen sonra tam siz programı kapatırken çektim bu fotoyu. Sanırım Abdi İpekçiyi siz kapatıp gideceksiniz. eee bu işte iyi olmak istiyosan ilk gelen ve son giden olcaksın tabi. (bu arada Kaan Kural bu aralar neden yorumlara katımıyo, bu beni çok endişelendirdi, maç sonunda Irmak Kazuk'a röportaj verirkenki yüz ifadesidende tedirgin oldum.)
Maçlar hakkında pek bişi söyleyemicem çünkü oturduğum yerden nasıl bi oyun oynandığı hakkında fikir yürütmek imkansızdı. simitçinin alacağı bilet bu kadar olur işte :) Boşnaklardan Kenan Bajramovic'in oyun tarzını beğendim. Portekiz guardı benim boyumdaydı sanırsam :) bire bir maç teklif etcektim, çok basit bi rakip olur diyerekten salladım. İngilizlere halı saha maçı teklif ettik kabul etmediler. Bizim takıma gelecek olursak, Hidayet bu turnuvaya çok ağır kaldı diyim önce. Benim minikler ligindeki çocuklarla oynamam gibi bişey oldu. Gerçek performansının yarısını anca kullandığını düşünüyorum. Yinede onu izlemek çok keyifliydi. Sonunda Hidayet Türkoğlu'nu da çıplak gözle izleme şerefine nail olduk :) Ama onun yerinde olsam milli takıma katılmazdım, (hemen vatan haini ilan etmeyin) amerikada bi yıl boyunca canın çıkıyo zaten abicim, yapsana tatilini, kendine, ailene biraz daha zaman ayırsana. niye bu tarz turnuvalara katılıp kendini riske atıyosun ki, hadi bi sakatlık olsa? bilirsin Türk spor izleyicisi nankördür. Sen şimdi bu kadar emek vermene rağmen bi maçta kötü oynasan seni sahaya gömerler. Şimdi vatan hayini olarak ilan edilebilirim ama sen artık nbade superstar seviyesinde bi oyuncusun. Dünya şampiyonası, Olimpiyat Şampiyonası filan olsa neyse. (napıyom ben :) biri beni durdursun, resmen burdan Hidayet Türkoğlu'na akıl veriyorum) yok akıl vermek değil, sadece fikirlerimi söylüyorum. neyse, eve bombalı saldırı yapılmadan önce başka bi oyuncuya geçicem. Sinan Güler. bu turnuvada Hidayetten sonra izlemekten en keyif aldığım oyuncu. eee ne de olsa NCAA'de oynamış bi oyuncu. Tam benim tarzım.
bide ntvspor.net'daki habere yorum bırakan basketbolsever arkadaşlar milli takım koçu tanjevicden baya şikayetçi. tanjevic'e selamlarınızı söyledim arkadaşlar. ben şahsen onun basketbolla herhangi bir alakası olduğunu düşünmüyorum, zira cimri, kazıkçı bakkal tipi var adamda. bi kulağının arkasında kalemi eksik. kızınca sallanan saçlarınında hastasıyım. hele o kenarda bacaklarını açıp dizlerini kırarak duruşu yokmu :)
Efes Kızları ve Crazy Dunkers efes kızlarıda neydi öyle be :) ve Crazy Dunkers da iyiydi. taa ki bir efes kızı konya havası bünyesinde ters etki yaptığındanmıdır bilmem, smaç basmaya kalktı, kafayı kırıyodu az daha.
eve dönüş maçlar bitti ve artık dönüş zamanı, basketbol çevremiz işe yaradı ve staddan arkadaşımız, basketbola uzun yıllarını vermiş bi abimiz bizi arabasıyla evimize yakın bi yerde bıraktı. yalnız çok çılgın sürüyordu. çok hızlı bi yılan gibi kıvrılarak geçtik arabaların arasından, ve 40'la girilmesi gereken bi altgeçit virajına girerken hız göstergesi 100'ü gösteriyordu. o an simitçiye baktım ve sanırım şu an tam da dua etmemiz gereken anı yaşıyoruz dedim gözlerimle. veee bir organizasyonu daha burda noktalamış bulunuyoruz. yayında ve yapımda emeği geçenler 4 çıkarsın, yarın iftardan sonra tek pota maç yapıcaz. ben yapım 4'ünde olurum. yapıcı bi insanım sonuçta. I love this game diyorum ve uzaklaşıyorum...
hee bu arada, o gece ntvspor'da maçın tekrarına rastladım bitmek üzereyken ve kendimi ntvspor ekranlarında gördüm. demek ki kıymetimi anladınız, teşekkürler ntvspor ama bi daha ki organizasyonda Irmak Kazuk benimle röportaj yapsın, sonraki organizasyonda da üçüncü yorumcu olarak Murat Kosova-Kaan Kural süper ikilisine katılayım. uykum geldi, uyumalıyım.
okuduğumuz kitaplarda bize önemli gelen yerlerin altını çizeriz ya, işte bu da hayatta bana önemli gelen şeylerin altının çizildiği bir blog... yada önemsiz gelenlerin yada bir şekilde kafama takılanların… (anam anam cümleye bak be) bloğun tamamının yada bir kısmının kaynak gösterilmeden herhangi bir şekilde kopyalanması yada efendime söyleyim başka bir mecrada yayınlanması YASAKTIR (kaynak göster ahanda böyle ciğerimi dalağımı ye) neye dayanarak böyle bi yasak koyduğumu ben de bilmiyorum. aksini gerçekleştirenler hakkında hukuki işlem başlatılacaktır. sonra yok efendim ben duymadım... ben görmedim... demeyin. başımı belaya sokmayın. bu yazı çok resmi olmuş yeni fark ettim. ayrıca hiç inandırıcı değil. düzmece gibi. adam kopyalasa napabilirim ki... hiç bişey yapamam. ama yine de yapma. ayıp diye bişey var. orospu çocukluğu yapma!..