yıllardır bu iki muhteşem adamın sesiyle doluyor odalarımız. onların anlatımı ve yorumlarıyla izliyoruz maçlarımızı. peki bu insanlar kim? nasıl yaşıyorlar? neler yapıyorlar? başarılı yönetmen stickman'in gözünden etkileyici bir yapım. "Bilmiyorum katılacak mısın Kaan?" basketbolun ve nba'in hiç görmediğiniz ilginç yönlerini etkileyici bir anlatımla gözler önüne seriyor. çekimleri biten ve galasında efsane nba oyuncularını, koçlarını ve basketbol dünyasına damgasını vurmuş büyük isimleri ağırlayan film, eleştirmenlerden büyük övgü aldı. Pek yakında Türkiye'deki basketbolseverlerlede buluşacak film basketbol aşığı iki insanın yaşamlarını, Türkiye ve dünyadaki basketbolun gelişimini, dünyanın her yerinden, hem sokaklarda hemde salonlardaki oyuncuların nabzını tutarak, bu oyunun sadece bir oyun olmadığını göstererek, hiç bilinmeyen yönleriyle, farklı bakış açılarıyla irdeliyor.
basketbol tarihine damgasını vuracak bir yapım.
(LA. Lakers coach Phil Jackson)
pon pon kızları daha fazla çekebilirlerdi.
(İsmet Badem)
bu filmden sonra basketbola tekrar dönmeyi düşünüyorum.
(Michael Jordan)
81 sayı attığım geceden beri hiç bişey beni bu kadar etkilememişti.
(Kobe Bryant)
filmi Dwayt ile birlikte izledik. sonra en yakın potaya gidip 11'de bitme bi maç yaptık. sonra dayanamayıp Memo ve Carlos'da geldi. Carlos sakat olmasına rağmen ikiye iki maç çevirdik.
(Hidayet Türkoğlu)
beğendiğim bir filmde oynayamadığım için hiç bu kadar üzülmemiştim.
(Jack Nicholson)
Kaan Kural. O, sizin poponuzda pireler uçuştuğu sırada, ben battaniyeye sarılmış, bir nba maçı izlerken, soğuk gecenin sessizliğini bozan üç sesten birinin sahibi. (diğer iki ses Murat Kosova ve maçın sesi)
Kaan Kural benim adamım. tam benim kafadan. boşuna kankam olsun demiyorum. bir basketbol maçı izlemek vardır. bir de o maçı Kaan Kural'ın yorumlarıyla ve pozisyon tepkileriyle izlemek vardır. ikisi arasında dağlar kadar fark vardır. ben her zaman ikincisinin olmasını dilerim. zaten pekin olimpiyatlarındaki basketbol maçlarında çok çektik bunun sıkıntısını. Kaan abi, neydi o trt spikerleri ya :) bazen dayanamayıp sesini tamamen kısarak izlediğim oldu. herifler bi de tam amerikan düşmanı, busha kızıp gelmişler oyunculara saldırıyolar. bi de oyuncu isimlerini telaffuzları bombaydı. dıvane veyd. dıvat hovart. trt spikerlerini hiç görmedim ama o seslerden kafamda oluşturduğum tip, takım elbiseli, kıravatlı, sinek kaydı traş, gözlük ve uzaklara bakan bakışlar :) ama yanılıyo olabilirim. zira, sen ntvye ilk başladığın zamanlar, yorumladığın ilk maçları izleyince senin tipinide çok farklı düşünmüştüm.
sevgili basketbol aşığı Kaan abi, geçenlerde bi işim vardı okul kütüphanesine uğradım. hazır oraya kadar gitmişken süreli yayınlar salonuna bi bakayım, belki slam'de vardır diye düşündüm. varmış. şu yandaki sayılar vardı. ilk sayıdan beri okuyamıyordum. hepsini kaptım, başladım karıştırmaya. yazıların süper. özellikle all star haftasonunu anlattığın yazıyı iki-üç defa okudum :) gerek allstarda yaşadıklarınız, gerekse finallerde murat kosovanın ağzından dinlediğimiz günlerinizi kıskanmadım desem yalan olur. ama timsah eti konusunda çekimserim. donut neyime yetmez benim :)
ve nedir bu basketbolla ilişkili insanların çok yeme sorunsalı :) Osman Sakallıoğlunun New Orleansda, karnının hacminden büyük pancake ziyafeti. Murat Kosova'nın orta asya usulü kuzu çevirmesi ve bazen televizyonda bahsettiği pilav üstü döneri. benim gece maçlardan önce kendime özgü hazırladığım ilginç menülerim. dahası varda, yeter. bazı arkadaşlarımın bu konudaki alışkanlıklarından bahsetmek bile istemiyorum.
Ben Lakerslıyım Kaan abi, aslında önce Kobeyi sevdim, sonra Lakers'ı. ve Lakerslı olduk çıktık. Sanırım 99 yada 2000'den beri nba'i elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. o zamanlar kanal d'de çıkıyodu maçlar. sanırım Hidayet'in ilk sezonuydu ve kanal d bol bol sacramento ve lakers maçları yayınlıyodu. İşin ilginci ben bu gelişim sürecinin nasıl olduğunun farkına bile varamadım, nası başladı anlayamadım. bi gün bi uyandım ki Kobe Bryant hastasıyım, Lakers taraftarıyım. sanki yüz yıldır tanıyorum Kobeyi ve sanki bi zamanlar Lakers kadrosundaydım. böyle bi durum benimkisi. Tıpkı senin önce Lary Bird'e sonrada Celtics'e aşık olman gibi. Yalnız geçen sene finallerde söylediğin bi söz bana çok koydu :) "-Lakers taraftarı maçı izlemeye geliyor. Boston taraftarı maçı yaşamaya geliyor." valla ne diyim, haklısın. Ama bizim Lakers taraftarlarının nerdeyse hepsi artis adamlar. California'nın içinden. yapısında yok adamların :) ve Boston'ın geçmişine bakacak olursak zaten, oranın insanı bence ingiliz futbol taraftarlarının genlerini hala barındırıyolar bünyelerinde. öyle işte. hem boston'ın taraftarı maçı yaşamaya geliyorsa bizim de Jack Nicholson'ımız var. yani bir nevi zalimin zulmu varsa sevenin allahı var durumu.
slam'i karıştırırken ntvspor'un reklamlarınıda gördüm ve sizin fotoğraflarda koptum:) kim düşünmüşse süper düşünmüş. ve o çarpışma fotoğrafında Murat Kosova'nın cesaretini alkışlamak lazım :) ama sanırım o fotoğraftan sonra bişey oldu ve yüzündeki yaraları gizlemek için sakal bıraktı :p
Kaan Kural'ın maçlarda güzel hareketlere verdiği tepkilerin yanı sıra, en beğendiğim özelliklerinden biri de, nerdeyse nba'deki tüm oyuncuların özel hayatlarını, iç hesaplaşmalarını, daha analarının karnında minik bir embriyo iken bile ne düşündüklerini en ince ayrıntısına kadar biliyo olması :) abi nası biliyosun bunları ya, amerikan spor medyasını yakından takip ettiğini biliyorum, çıkıyo mu orda böyle haberler. mesela T-mac ve Vince Carter'ın teyze oğulları olduklarını biliyosun tamam ama annelerinin arasının açık olduğunu nerden biliyosun? ve bunun T-mac'in maçtaki performansına yansıdığını nasıl anlıyosun :) bu tarz bilgileri senin aracılığın sayesinde öğrenmek gerçekten güzel. mesela;
Rasheed'in halasının oğlunun dişi kırılmış, ona üzülmüş. performansını etkiledi tabi bu durum.
jason kidd'in morali bozuk. içmiş bu, karısını dövmüş. ayrılıyolarmış, mahkemeleri devam ediyor. kidd psikolojik tedavi ve alkol tedavisi alıyomuş :)
Paul Piers'ın midesi ekşimiş, maçtan önce soda içmiş.
tabi hepsini hatırlayamadığım için bunları uydurdum biraz :)
şaka bi yana, sayende oyuncuların ailelerin sağlık durumunu bile en ince ayrıntısına kadar biliyorum. ve arada onlarca kilometre mesafe olmasına rağmen insan burdan üzülüyo, onlar hissetmese bile belki acılarını paylaşabiliyo, dua edebiliyo. işte sporun sınır tanımaz gücü ve nerde olursa olsun insanları birbirine yakınlaştırması. Derek Fisher'ın kızının göz hastalığı mesela, Carlos Boozer'ın oğlunun hastalığı. Bu oyuncuları benden daha iyi kimse anlayamaz. ve bütün bu olaylara rağmen sahaya çıkıp işlerini en iyi şekilde yapmaları müthiş bişey. müthiş bir güç ve disiplin. hastalık nedeniyle olmasada, kobeninde mahkemeden çıkıp, hızır gibi yetişip çevirdiği maçları unutmamak lazım.
abi bide amerikada tanımadığın ünlü yok yavv.. bazen lakers maçlarında ünlüleri yakın plan çekiyolar molalarda filan, daha adı altta yazmadan hemen söylüyosun ismini, hadi bunu geçtim. o insanında yedi ceddini biliyosun :)
ve Kaan abi artık senden rica ediyorum. hazır Ronny Turiaf başka takıma gitmişken, Lakers organizasyonunun Ronny Turiaf için yaptıklarını anlatmaktan vazgeç lütfen :) her lakers maçında dinlemekten yemin ederim ezberledim olayı ve sanki Turiaf'ın kalp ameliyatını ben yapmışım gibi hissediyorum. En son Türkiye-Fransa maçında Murat Kosova anlattı. artık o son olsun :) bu arada Turiaf'da en sevdiğim oyuncular arasındadır. Lakersdan gitmesine kızmadım, ama üzüldüm :)
bu arada ikinci kitabı sabırsızlıkla bekliyorum. iki sene önce mutlu akü selçuk üniversitesi - fenerbahçe maçında Konya'ya gelmiştin ve ben sana ulaşıp bu kitabı imzalatmak istiyodum ama gel görki iğrenç zamanlaması olan bi arkadaşım yüzünden o maçı kaçırdım. Sonra ki umudum seni Efes Cup'ta yakalamaktı ama oraya gelmedin. Ama bi gün olacak abi, kaçabilirsin ama saklanamazsın. bi gün seninle karşılaşacağız ve sen bu kitabı imzalıyacaksın adamım, bunu yapacaksın, yoksa beni zor kullanmak zorunda bırakırsın. :p (hee bu arada kitap korsan değil valla, the orijinal)
giyim kuşam konusunda hiç kıskançlık sahibi olmayan biriyim ama buna rağmen senin tişört ve sweatlerini acayip kıskanıyorum kaan abi. herkesin bilmediğinin aksine ben nerden aldığını biliyorum. bende bakıyorum ara sıra oralara :) yooo, kendimi acındırıp kobe'nin özel siyah forması veya sarı formasını yada lakers sweati istemeye çalıştığım filan yok. tamam tamam kabul, var.
bi aralar nba stüdyoda ödüllü soru yarşışması vardı ya. bazı sorular tamam çok zordu ama kıl payı kaçırdığım soru sayısıda az değildi. benden önce cevabı gönderen nasıl oluyo anlamıyorum, herşeyi hazırlıyorum ve cevabı yazıp anında gönderiyorum. ama yinede benden önce gönderip kazananlar oluyodu. o yüzden şimdi yüzsüzlüğün kralını yapıcam ve kıyafetlerini kıskanmamı bir nebzede olsa hafifletecek olan bazı isteklerim olacak senden :p
şimdi ilk isteğim oha yok artık dedirtebilir ama şansımı denemeye değer adamım.kobe'nin forması:) XL beden (kaan abi bana kobe forması alsanaaaa, alsanaaa, alsanaaa oooo) tamam tamam bu biraz abartıya kaçmış olabilir o zaman şöyle bi seçenek sunayım sana kaan abi (yüzsüzlükte son nokta, adam bi de seçenek sunuyo, insaflı yüzsüz :p)gri sweatshirtXL. hadi ekonomik kriz var, hepsini geçtik diyelim. şu şorta bayıldım. siyah şort L :)
şimdi yukarda söylediğim herşey bu istekler için söylenmiş gibi gelecek demi? öyle anlaşılacak. Yok yavv, Kaan abi anlamıştır zaten benim içimdeki basketbol sevgisi ve samimiyeti. demi Kaan abi? sen şu kitabı bi imzalasan, bi de ikinci kitap çıkarsan o yeter bana bea. ama şu şortu bari al be abi :p (neyse bu kadar yüzsüzlük yeter, yazıya devam)
kaan abi sende ps3 var mıdır? bence kesin vardır ve nba2k9'un anasını ağlatıyosundur. bende nba2k9 oynuyorum bilgisayarda, lakers'ı alıp lig kurdum ve çok ilginç ki oyundaki lig durumuyla nbadeki lig durumu arasında çok benzerlik var. adamlar nası bi oyun yaptıysa artık. aşmışlar. bi gün seninle bi lakers-boston maçı yapalım. ama şimdiden söyleyim acımam, ezebilirim, çok farklı yenebilirim. çünkü rotasyonu acayip sağlam oturttum. 12 kişilik kadroda nerdeyse oyatmadığım oyuncu kalmıyo. böylece takım çok yorulmuyo, oyuncular daha iyi performans gösteriyo. çok güçlü bi benc desteğim var. adeta ikinci bir takım gibi. geçen gün utah-lakers maçı yapıyodum. bi bölümün ekran görüntüsünü kaydettim. buraya tıklayarak izleyebilirsin Kaan abi. tabi sizde izleyebilirsiniz sevgili basketbol severler yada sevmeyenler:)
abi senin olayın ne güzel ya, hem maçları izliyosun, yorumluyosun, dergide yazıyosun. üstüne bi de para veriyolar. sevdiğin işi yaparak para kazanıyosun. eminim ntv sana hiç bi ücret ödemese sen yine maçları takip etmeye devam edersin :) şşş sakın ntv yönetimi duymasın.
Efes Cup için Konya'ya geleceğini düşünerek sana soracağım soruların bi listesini yapmıştım, işte liste şöyleydi;
(ama sen gelmedin kaan abi, gözüm salonun heryerinde seni aradı, hüzne boğdun beni, bu sorularda ırmak kazuk'a sorulmaz ki, sap gibi kaldım salonda)
GAYRİ CİDDİ SORULAR 1-WHAT'S UP MY NIGGA WHAT'S UP
2-RAHAT GELDİNİZ Mİ KAAN ABİ?
3-KONYA'YI NASIL BULDUN? YOL KENARINDAKİ TABELALAR İŞE YARADI MI?
4-ETLİEKMEK YEDİN Mİ? YEMEDİYSEN ISMARLAYABİLİR MİYİM?
5-PAZAR GÜNÜNE KADAR KAL ABİ BİZDE, PAZAR GÜNÜ PİLAVA GÖTÜREYİM SENİ, KONYA DÜĞÜN PİLAVINA.
6-ABİ BENİ NBA MAÇINA GÖTÜRÜR MÜSÜN?
CİDDİ SORULAR 1-ABİ KİTABI İMZALAR MISIN?
2-İKİNCİ KİTAP NE ZAMAN GELİYO?
3-TURİAF, LAKERS'A YAMUK YAPMADI MI? YILLARCA LAKERS MAÇLARINDA, BIKMADAN, USANMADAN DEFALARCA LAKERS ORGANİZASYONUNUN RONNY TURIAF'IN SAĞLIK PROBLEMLERİNE NASIL YARDIMCI OLDUĞUNU ANLATTIN? TURIAF'IN GOLDEN STATE YERİNE LAKERS'IN DANS GRUBUNA GİTMESİ GEREKMEZMİYDİ? (bi kısmı ciddi soru)
4-ABD MİLLİ TAKIMI'NIN UÇAĞI DÜŞERSE DAVID STERN'ÜN HALİ NE OLUR? (düşünmesi bile acı verici soru) (dünya piyasaları etkilenir)(allah korusun ya ne dedim ben böyle :/ )
5-RAHMETLİ WILL CHAMBERLEN'IN SOL AYAĞINDA 6 PARMAĞININ OLDUĞUNU BİLİYOMUYDUN? (ben bilmiyordum. çünkü uydurdum, yok böyle bişey)
6-HİDAYET TÜRKOĞLU TATAR MI? (gözler hafif böyle çekik gibi ya, ondan dedim)
BOMBA SORU 1-BOY STEPSİ KALKTI MI?
abi hepsini geçtim ama şu son soruya lütfen cevap ver, yıllardır sokaklarda basketbol oynarken bazı çocuklar topu yüksekten sektirip üzerimizden aşırtarak bizi geçtiler, sonra biz steps diyincede -boy stepsi kalktı oolum!bilmiyon mu? diye aşşaladılar bizi :p artık buna bi son ver, kurtar bizi bu durumdan. :)
Kaan abi allah sana ve Murat Kosova'ya uzun, sağlıklı ömür versin. Nba maçlarını ölene kadar sizin sesleriniz eşliğinde izlemek istiyorum :) I love this game :)
(bu yazı Kaan Kural'a bi sesleniş niteliğindedir, duyması temenni edilir)
turnuva günlüğü fikri ne iş? Kaan Kural all star 2008 günlüğü, Murat Kosova nba final 2008 günlüğü yazarsa, bende Efes Cup 2008 Konya günlüğü yazarım. ama bir gün. e adı üstünde günlük. gün sayısı belirtilmediğine göre bir gün olarak kabul ediyorum. zaten bir günlük biletimiz vardı :)
olaylar nasıl gelişti? herşey turnuva tarihinden yaklaşık bir ay önce başladı. soğuk ve karlı bir yaz günüydü, bizde şaşırmıştık noluyo lan diye. yok yav çok pis sıcaktı. zil çaldı, kapıyı açtım ve zenci karşımda iki biletle duruyordu. yine o iğrenç gülümsemesini yüzüne geçirmiş vaziyette tabi. bak efes cup konyada yapılcakmış bilet aldım dedi. hadi lan dedim. senin gibi bi adamın gidip 1 ay sonraki turnuvaya bilet alması, benim Dwight Howard'ın üstünden smaç basmam kadar imkansız. kesin şu geniş çevrenden birilerinden edinmişsindir dedim. (küfür etti) +efes cup'ın Konyada yapılmasınada pek ihtimal vermiyordum. ama hem biletlere bakıp hemde internet sitesine bakınca turnuvanın bu yıl konyada yapılacağına inandım. ama biletler konusunda turnuvanın üstünden bi kaç gün geçmesine rağmen bizim zencinin 1 ay önce bizzat gidipde bilet almasına hala inanamıyorum.
ver şu biletleri, sen şimdi kesin kaybedersin, yırtarsın filan diye aldım. Kaan Kural'ın hastasıyım bu oyunun adlı kitabının arasına koydum ve tamam saol, maç günü görüşürüz dedim ve kapıyı suratına kapattım. kapıyı kapattıktan sonra kapı deliğinden baktım, hareket filan çekmedi. çekseydi kapıyı açıp ağzını burnunu dağıtırdım orda. kapıyı kapattıktan sonra biletletden emin olmak için ışığa tutup sahte olup olmadığına baktım. efes şişesi silüetini görünce tamam gerçek dedim. ve kaan abinin kitabının arasında muhafaza ettim.
bekleyiş süreci bu sürecin pek heycanlı geçtiğini söyleyemem. daha çok, zencinin turnuvayla ilgili belediye çalışmalarının haberlerini ve saçma esprilerini dinlemekle geçti. e turnuvaya katılacak takımlarda belliydi, (bosna, ingiltere, portekiz) öyle çok bi heycan yapmaya gerek yoktu. ingiltere'de basketbol oynandığını öğrenmek heycanlandırdı aslında bizi. itiraf etmek gerekirse ben sadece hidayeti görmek ve kaan kural'a kitabını imzalatmak ve her ikisi ile de fotoğraf çekinebilmek için gitmiştim. bunlar oldu mu olmadı mı ilerleyen satırlarda göreceğiz.
turnuva yaklaştıkça afişlerin filan asıldığı haberlerini aldım zenciden. bi nevi benim muhbirim ve basın danışmanımdır bu zenci. basıp, danışırım hehehe :p biraz ajans press muamelesi yaparım kendisine. şu aralar simit sarayında çalışcam gibi bişeyler diyodu ve bende artık ona simitçi demeye karar verdim.
maç günü biletimiz turnuvanın ilk gün maçları içindi. o gün pek çok kişi sadece Türkiye-İngiltere maçını izlemeye gelirken, biz yüce insan İsmet Badem'in tabiriyle "sevgili basketbolseverler, sevgili basketbol aşıkları" -böyle bi tabiri varmıydı bilmiyorum, salladım- olarak Bosna Hersek-Portekiz maçını da kaçırmak istemedik.
Kaan Kural'a imzalatmak için kitabını yanıma aldım. -ve maça kitapla giden ilk insan olarak tarihe geçtim- üstümede bişeyler geçirip (maça çıplak gidilmez) tam simitçiyi arıyacakken. o beni aradı kontör ona girdi. hehehe :p ne mikrobum.
ulaşım Yol baya uzun süreceği için ilk maçın başlamasından 1,5 saat önce filan çıktık yola.şimdi bu yeni salona gitmemiz gerekiyodu, bilmem kaç trilyona yapılan. cehennemin dibinde arsalar ucuza satılıyo olmalı ki, tam olarak cehennemin dibinin ortasına yapmışlar salonu. ilerde acayip dağlar vardı, hatta bi ara Mordor'un kara kapılarını görür gibi oldum. tramvayla gitmemiz halinde, inince eşşek gibi yol yürüyeceğimiz için, dolmuşa binmeye karar verdik. ben dolmuş şöförünün iki eliyle hem aracı kullanmasına, hem telefonla konuşmasına, hem para üstüyle uğraşmasına, hem trafiğe kızmasına daha fazla dayanamarak, belki biraz yükünü hafifletirim diyerekten para işini gönüllü olarak üstlendim. yoksa o kadar yol otur otur çekilmezdi.
varış salona vardığımızda simitçi sıcaktan kavrulmuş ve gelen geçene su diye yalvarıyordu. güvenlikçilere bile sordu buralarda çeşme varmı diye. güvenlikçi etrafa bakındı ve sadece gülümsedi. neden bu kadar panik yapıyosun, şu salonun etrafını dolaşalım biraz nasılmış bi bakalım, hem daha kapılar açılmamış, içerde su alırsın dedim. burda suyu acımadan köserler dedi. nitekim köstülerde zaten. neyse salonun etrafında biraz dolaştıktan sonra kendi kendimize mimari yorumlar yaptık. salon uzaktan bakınca ingiltere premier ligi takımlarının stadlarına benziyo filan dedik. ve salonun adının Mevlana Arena olması gerektiği konusunda hemfikir olduk simitçiyle.
salona girdiğimde beklediğim kadar büyük olmayan bi salonla karşılaştım. ses sistemi kötüylü, salon dj'i dövülesiydi. serdar ortaç filan çaldı bi ara. oturma düzeni ve koltuklar güzeldi. -her ne kadar salonun en kötü yerinden maçı izlemiş olsamda- salonu biraz dolaşıp, simitçinin susuzluğunu tatmin ettikten sonra benim gözlerim hemen Kaan Kural'ı aradı. -bu arada boşnaklar ve portekizli elemanlar sahaya çıkmış ısınıyolardı- NTVspor'un bu turnuvayı yayınlayacağını bildiğim için, NTVspor'un demirbaşlarından Kaan Kural'ın burda olmaması imkansız diye düşünüyordum. Gözlerim heryerde Kaan Kural'ı aradı, bu kitabı imzalatmalıydım ona. ve acı gerçek yavaş yavaş kendini hissettiriyordu bana, Kaan Kural'ı göremiyordum. Demek ki yoktu, gelmemişti Konya'ya. çünkü gelmiş olsa ve o gün o salonda olsaydı, salona girer girmez gözünüze çarpacak ilk kişi Kaan Kural'dan başkası olamazdı. Yine'de Türkiye maçına kadar umutla bekledim, belki o maç için gelir diye ama hayır. yoktu işte. Hatta NTVspor ekibinden sadece, saha içi röportajları yapan Irmak Kazuk'u görebildim. Sesimi duyabileceğinden emin olsam Irmaaak hocaam, Kaaaan Kuuuraaaal geeeldiii miiii? diye soracaktım. -bu Irmak Kazuk'ta da ne boy var be arkadaş, çoğu basketbolcudan uzun, röportaj yaparken kafalarını kaldırıp konuşuyo oyuncular :) - velhasıl kelam Kaan Kural'a kitap imzalatma hayali suya düşmüştü. Murat Kosova'yı da sonradan farkettim, -henüz slam'in son sayısındaki sakallı fotoğraflarını görmemiştim o zaman- simitçi, Murat Kosova'yı gösterince, o değil dedim, tanıyamadım sakaldan, sakal yakışmış Murat abi ama acayip yaşlı göstermiş seni, bi de beyaz filan çıkınca bi kısmı :) ama karizmatik olmuşun. valla :) bak, az önce biten Türkiye-Litvanya maçından hemen sonra tam siz programı kapatırken çektim bu fotoyu. Sanırım Abdi İpekçiyi siz kapatıp gideceksiniz. eee bu işte iyi olmak istiyosan ilk gelen ve son giden olcaksın tabi. (bu arada Kaan Kural bu aralar neden yorumlara katımıyo, bu beni çok endişelendirdi, maç sonunda Irmak Kazuk'a röportaj verirkenki yüz ifadesidende tedirgin oldum.)
Maçlar hakkında pek bişi söyleyemicem çünkü oturduğum yerden nasıl bi oyun oynandığı hakkında fikir yürütmek imkansızdı. simitçinin alacağı bilet bu kadar olur işte :) Boşnaklardan Kenan Bajramovic'in oyun tarzını beğendim. Portekiz guardı benim boyumdaydı sanırsam :) bire bir maç teklif etcektim, çok basit bi rakip olur diyerekten salladım. İngilizlere halı saha maçı teklif ettik kabul etmediler. Bizim takıma gelecek olursak, Hidayet bu turnuvaya çok ağır kaldı diyim önce. Benim minikler ligindeki çocuklarla oynamam gibi bişey oldu. Gerçek performansının yarısını anca kullandığını düşünüyorum. Yinede onu izlemek çok keyifliydi. Sonunda Hidayet Türkoğlu'nu da çıplak gözle izleme şerefine nail olduk :) Ama onun yerinde olsam milli takıma katılmazdım, (hemen vatan haini ilan etmeyin) amerikada bi yıl boyunca canın çıkıyo zaten abicim, yapsana tatilini, kendine, ailene biraz daha zaman ayırsana. niye bu tarz turnuvalara katılıp kendini riske atıyosun ki, hadi bi sakatlık olsa? bilirsin Türk spor izleyicisi nankördür. Sen şimdi bu kadar emek vermene rağmen bi maçta kötü oynasan seni sahaya gömerler. Şimdi vatan hayini olarak ilan edilebilirim ama sen artık nbade superstar seviyesinde bi oyuncusun. Dünya şampiyonası, Olimpiyat Şampiyonası filan olsa neyse. (napıyom ben :) biri beni durdursun, resmen burdan Hidayet Türkoğlu'na akıl veriyorum) yok akıl vermek değil, sadece fikirlerimi söylüyorum. neyse, eve bombalı saldırı yapılmadan önce başka bi oyuncuya geçicem. Sinan Güler. bu turnuvada Hidayetten sonra izlemekten en keyif aldığım oyuncu. eee ne de olsa NCAA'de oynamış bi oyuncu. Tam benim tarzım.
bide ntvspor.net'daki habere yorum bırakan basketbolsever arkadaşlar milli takım koçu tanjevicden baya şikayetçi. tanjevic'e selamlarınızı söyledim arkadaşlar. ben şahsen onun basketbolla herhangi bir alakası olduğunu düşünmüyorum, zira cimri, kazıkçı bakkal tipi var adamda. bi kulağının arkasında kalemi eksik. kızınca sallanan saçlarınında hastasıyım. hele o kenarda bacaklarını açıp dizlerini kırarak duruşu yokmu :)
Efes Kızları ve Crazy Dunkers efes kızlarıda neydi öyle be :) ve Crazy Dunkers da iyiydi. taa ki bir efes kızı konya havası bünyesinde ters etki yaptığındanmıdır bilmem, smaç basmaya kalktı, kafayı kırıyodu az daha.
eve dönüş maçlar bitti ve artık dönüş zamanı, basketbol çevremiz işe yaradı ve staddan arkadaşımız, basketbola uzun yıllarını vermiş bi abimiz bizi arabasıyla evimize yakın bi yerde bıraktı. yalnız çok çılgın sürüyordu. çok hızlı bi yılan gibi kıvrılarak geçtik arabaların arasından, ve 40'la girilmesi gereken bi altgeçit virajına girerken hız göstergesi 100'ü gösteriyordu. o an simitçiye baktım ve sanırım şu an tam da dua etmemiz gereken anı yaşıyoruz dedim gözlerimle. veee bir organizasyonu daha burda noktalamış bulunuyoruz. yayında ve yapımda emeği geçenler 4 çıkarsın, yarın iftardan sonra tek pota maç yapıcaz. ben yapım 4'ünde olurum. yapıcı bi insanım sonuçta. I love this game diyorum ve uzaklaşıyorum...
hee bu arada, o gece ntvspor'da maçın tekrarına rastladım bitmek üzereyken ve kendimi ntvspor ekranlarında gördüm. demek ki kıymetimi anladınız, teşekkürler ntvspor ama bi daha ki organizasyonda Irmak Kazuk benimle röportaj yapsın, sonraki organizasyonda da üçüncü yorumcu olarak Murat Kosova-Kaan Kural süper ikilisine katılayım. uykum geldi, uyumalıyım.
okuduğumuz kitaplarda bize önemli gelen yerlerin altını çizeriz ya, işte bu da hayatta bana önemli gelen şeylerin altının çizildiği bir blog... yada önemsiz gelenlerin yada bir şekilde kafama takılanların… (anam anam cümleye bak be) bloğun tamamının yada bir kısmının kaynak gösterilmeden herhangi bir şekilde kopyalanması yada efendime söyleyim başka bir mecrada yayınlanması YASAKTIR (kaynak göster ahanda böyle ciğerimi dalağımı ye) neye dayanarak böyle bi yasak koyduğumu ben de bilmiyorum. aksini gerçekleştirenler hakkında hukuki işlem başlatılacaktır. sonra yok efendim ben duymadım... ben görmedim... demeyin. başımı belaya sokmayın. bu yazı çok resmi olmuş yeni fark ettim. ayrıca hiç inandırıcı değil. düzmece gibi. adam kopyalasa napabilirim ki... hiç bişey yapamam. ama yine de yapma. ayıp diye bişey var. orospu çocukluğu yapma!..