baskebol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
baskebol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Aralık 2008 Cuma

Bilmiyorum katılacak mısın Kaan?

yıllardır bu iki muhteşem adamın sesiyle doluyor odalarımız. onların anlatımı ve yorumlarıyla izliyoruz maçlarımızı. peki bu insanlar kim? nasıl yaşıyorlar? neler yapıyorlar? başarılı yönetmen stickman'in gözünden etkileyici bir yapım. "Bilmiyorum katılacak mısın Kaan?" basketbolun ve nba'in hiç görmediğiniz ilginç yönlerini etkileyici bir anlatımla gözler önüne seriyor. çekimleri biten ve galasında efsane nba oyuncularını, koçlarını ve basketbol dünyasına damgasını vurmuş büyük isimleri ağırlayan film, eleştirmenlerden büyük övgü aldı. Pek yakında Türkiye'deki basketbolseverlerlede buluşacak film basketbol aşığı iki insanın yaşamlarını, Türkiye ve dünyadaki basketbolun gelişimini, dünyanın her yerinden, hem sokaklarda hemde salonlardaki oyuncuların nabzını tutarak, bu oyunun sadece bir oyun olmadığını göstererek, hiç bilinmeyen yönleriyle, farklı bakış açılarıyla irdeliyor.

basketbol tarihine damgasını vuracak bir yapım.
(LA. Lakers coach Phil Jackson)

pon pon kızları daha fazla çekebilirlerdi.
(İsmet Badem)

bu filmden sonra basketbola tekrar dönmeyi düşünüyorum.
(Michael Jordan)

81 sayı attığım geceden beri hiç bişey beni bu kadar etkilememişti.
(Kobe Bryant)

filmi Dwayt ile birlikte izledik. sonra en yakın potaya gidip 11'de bitme bi maç yaptık. sonra dayanamayıp Memo ve Carlos'da geldi. Carlos sakat olmasına rağmen ikiye iki maç çevirdik.
(Hidayet Türkoğlu)

beğendiğim bir filmde oynayamadığım için hiç bu kadar üzülmemiştim.
(Jack Nicholson)

lanet olsun dostum!
(Rasheed Wallace)

4 Kasım 2007 Pazar

wnba'den konuklarımız var...

Bir hafta kadar önce, aylardır basketbol oynamamanın verdiği hırs ve hamlıkla gittim stada potaların olduğu bölüme. Kendi kedime biraz ısınırken gecenin o vaktinde iki kız çıktı geldi 17-18 yaşlarında. Oralara kızlar pek gelmediği hatta hiç gelmediği için şaşırdım biraz. Yan potada maç yapanların tanıdıkları sandım ilk önce ama diillermiş. Bi tanesi biraz hırçın :) diğeri daha uysal gibiydi. Hırçın olan geldi yanıma;
hadi birini bulda ikiye iki maç yapalım.
ha? hee... yaa kimi buluyum yalnız geldim. siz ikiniz olun ben tek olurum...ehem ehem...
vaay çok güveniyosun kendine
yok yav bişiler yapcaz işte.

Neyse başladık maça, bu hırçın olan sürekli faul yapıp duruyo bana, faul yaptığınıda kabul etmiyo bi türlü. diğer uysal olanda elimi yoldu :) Ben tabi aylardır oynamamanın hamlığıyla iki basket atınca yığıldım kaldım, nefes nefeseyim, hareket edemiyorum, savunma yapamıyorum. Kendimi dinlendire dinlendire oynuyorum. Bunlarda o sırada beleşten sayıları atıyolar tabi. Hırçın olana bi kaç şaşırtıcı hareket yaptım, kafası döndü, nerden geldiğini şaşırdı :) ve beni fiziksel olarak durduramayacağını anlayınca, psikolojik olarak etkilemeye çalıştı. Sürekli olarak;

-ya yapamassın sen o hareketi...
-ya bırak bunları...

-atamaz o atamaz...

böyle şeyler söyleyip duruyodu, bende aynı şekilde cevap verip, gülüyodum ona. Şunları biraz korkutuyum dedim, hırçın olana biraz sert savunma yaptım, hemen;

ayhh... yaa fauul ama, napıyosun yaa, öyle elinle vuramassııın...

gibi tepkilerde bulundu. Ben maçı uzatmak için her şeyi yapıyodum. Bilerek basket kaçırıyodum, faul yapıyodum filan. Diğer uysal olan kız, pota altından sürekli basket atıp duruyo biraz serbest bıraktık diye. Lan dedim şunu bi korkutuyum. Bi blok koydum, hayata küstü bu :)
korkmaya başladı, atamıyodu artık.
Ama sonra bi feyk verdi bana, ben bi yükselmişim hooop kızın üstüne düşüp, ordanda yere düşüp kafayı gözü dağıtıyodum az daha. Kabul bakkala gönderdi beni. Lan yoruldum ha, zor nefes alıyom. Bunlar benim yorgunluğumdan faydalanıp sahadan sildiler :) Bende hafiften, zaten iplemedim sizi ayaklarına yatarak olayı örf bas ettim. Sonra yan potadan bi eleman çağırdım ikiye iki yaptık. Tabi bu sefer hiç bişey yapamadıkları için, hırçın olan iyice sert savunma yapmaya başladı. Yani resmen dövüyodu beni :) Ben yine maçı uzatmak için basket atmalarına izin veriyodum. Uzatabildiğim kadar uzattım maçı, sonra bunlar;
geç oldu biz gidicez, saat kaç?
(11 olduğunu bildiğim halde) -ya 10'a filan geliyodur herhalde...
(çantasından saatine bakarak)-aaa 10 diyosun sen 11 olmuş
ama bi saat geri alıncak ya bu gece, öyle düşün... eheh ehheee
heheehee ehe...

neyse sonra bunlar alel acele gittiler. Sonrası için bi maç teklifi yapcaktım ama fırsatını bulamadım. Siz ikiniz eğer denk gelirde bunları okursanız, bana ulaşın bi maç daha yapalım :) hemen çektiniz gittiniz öyle ya :)

günün sözü: I LoVe tHis GaMe

not: çizimler bana ait, çoook önceden msnde bi arkadaşla basketbolla ilgili konuşurken çizmiştim. konuyla uyumlu oldu, koydum :)