3 Eylül 2008 Çarşamba

Efes Pilsen World Cup 2008 KONYA - stickman'în turnuva izlenimleri

turnuva günlüğü fikri ne iş?
Kaan Kural all star 2008 günlüğü, Murat Kosova nba final 2008 günlüğü yazarsa, bende Efes Cup 2008 Konya günlüğü yazarım. ama bir gün. e adı üstünde günlük. gün sayısı belirtilmediğine göre bir gün olarak kabul ediyorum. zaten bir günlük biletimiz vardı :)

olaylar nasıl gelişti?
herşey turnuva tarihinden yaklaşık bir ay önce başladı. soğuk ve karlı bir yaz günüydü, bizde şaşırmıştık noluyo lan diye. yok yav çok pis sıcaktı. zil çaldı, kapıyı açtım ve zenci karşımda iki biletle duruyordu. yine o iğrenç gülümsemesini yüzüne geçirmiş vaziyette tabi. bak efes cup konyada yapılcakmış bilet aldım dedi. hadi lan dedim. senin gibi bi adamın gidip 1 ay sonraki turnuvaya bilet alması, benim Dwight Howard'ın üstünden smaç basmam kadar imkansız. kesin şu geniş çevrenden birilerinden edinmişsindir dedim. (küfür etti) +efes cup'ın Konyada yapılmasınada pek ihtimal vermiyordum. ama hem biletlere bakıp hemde internet sitesine bakınca turnuvanın bu yıl konyada yapılacağına inandım. ama biletler konusunda turnuvanın üstünden bi kaç gün geçmesine rağmen bizim zencinin 1 ay önce bizzat gidipde bilet almasına hala inanamıyorum.

ver şu biletleri, sen şimdi kesin kaybedersin, yırtarsın filan diye aldım. Kaan Kural'ın hastasıyım bu oyunun adlı kitabının arasına koydum ve tamam saol, maç günü görüşürüz dedim ve kapıyı suratına kapattım. kapıyı kapattıktan sonra kapı deliğinden baktım, hareket filan çekmedi. çekseydi kapıyı açıp ağzını burnunu dağıtırdım orda. kapıyı kapattıktan sonra biletletden emin olmak için ışığa tutup sahte olup olmadığına baktım. efes şişesi silüetini görünce tamam gerçek dedim. ve kaan abinin kitabının arasında muhafaza ettim.

bekleyiş süreci
bu sürecin pek heycanlı geçtiğini söyleyemem. daha çok, zencinin turnuvayla ilgili belediye çalışmalarının haberlerini ve saçma esprilerini dinlemekle geçti. e turnuvaya katılacak takımlarda belliydi, (bosna, ingiltere, portekiz) öyle çok bi heycan yapmaya gerek yoktu. ingiltere'de basketbol oynandığını öğrenmek heycanlandırdı aslında bizi. itiraf etmek gerekirse ben sadece hidayeti görmek ve kaan kural'a kitabını imzalatmak ve her ikisi ile de fotoğraf çekinebilmek için gitmiştim. bunlar oldu mu olmadı mı ilerleyen satırlarda göreceğiz.

turnuva yaklaştıkça afişlerin filan asıldığı haberlerini aldım zenciden. bi nevi benim muhbirim ve basın danışmanımdır bu zenci. basıp, danışırım hehehe :p biraz ajans press muamelesi yaparım kendisine. şu aralar simit sarayında çalışcam gibi bişeyler diyodu ve bende artık ona simitçi demeye karar verdim.

maç günü
biletimiz turnuvanın ilk gün maçları içindi. o gün pek çok kişi sadece Türkiye-İngiltere maçını izlemeye gelirken, biz yüce insan İsmet Badem'in tabiriyle "sevgili basketbolseverler, sevgili basketbol aşıkları" -böyle bi tabiri varmıydı bilmiyorum, salladım- olarak Bosna Hersek-Portekiz maçını da kaçırmak istemedik.

Kaan Kural'a imzalatmak için kitabını yanıma aldım. -ve maça kitapla giden ilk insan olarak tarihe geçtim- üstümede bişeyler geçirip (maça çıplak gidilmez) tam simitçiyi arıyacakken. o beni aradı kontör ona girdi. hehehe :p ne mikrobum.

ulaşım
Yol baya uzun süreceği için ilk maçın başlamasından 1,5 saat önce filan çıktık yola.şimdi bu yeni salona gitmemiz gerekiyodu, bilmem kaç trilyona yapılan. cehennemin dibinde arsalar ucuza satılıyo olmalı ki, tam olarak cehennemin dibinin ortasına yapmışlar salonu. ilerde acayip dağlar vardı, hatta bi ara Mordor'un kara kapılarını görür gibi oldum. tramvayla gitmemiz halinde, inince eşşek gibi yol yürüyeceğimiz için, dolmuşa binmeye karar verdik. ben dolmuş şöförünün iki eliyle hem aracı kullanmasına, hem telefonla konuşmasına, hem para üstüyle uğraşmasına, hem trafiğe kızmasına daha fazla dayanamarak, belki biraz yükünü hafifletirim diyerekten para işini gönüllü olarak üstlendim. yoksa o kadar yol otur otur çekilmezdi.

varış
salona vardığımızda simitçi sıcaktan kavrulmuş ve gelen geçene su diye yalvarıyordu. güvenlikçilere bile sordu buralarda çeşme varmı diye. güvenlikçi etrafa bakındı ve sadece gülümsedi. neden bu kadar panik yapıyosun, şu salonun etrafını dolaşalım biraz nasılmış bi bakalım, hem daha kapılar açılmamış, içerde su alırsın dedim. burda suyu acımadan köserler dedi. nitekim köstülerde zaten. neyse salonun etrafında biraz dolaştıktan sonra kendi kendimize mimari yorumlar yaptık. salon uzaktan bakınca ingiltere premier ligi takımlarının stadlarına benziyo filan dedik. ve salonun adının Mevlana Arena olması gerektiği konusunda hemfikir olduk simitçiyle.

salona girdiğimde beklediğim kadar büyük olmayan bi salonla karşılaştım. ses sistemi kötüylü, salon dj'i dövülesiydi. serdar ortaç filan çaldı bi ara. oturma düzeni ve koltuklar güzeldi. -her ne kadar salonun en kötü yerinden maçı izlemiş olsamda- salonu biraz dolaşıp, simitçinin susuzluğunu tatmin ettikten sonra benim gözlerim hemen Kaan Kural'ı aradı. -bu arada boşnaklar ve portekizli elemanlar sahaya çıkmış ısınıyolardı- NTVspor'un bu turnuvayı yayınlayacağını bildiğim için, NTVspor'un demirbaşlarından Kaan Kural'ın burda olmaması imkansız diye düşünüyordum. Gözlerim heryerde Kaan Kural'ı aradı, bu kitabı imzalatmalıydım ona. ve acı gerçek yavaş yavaş kendini hissettiriyordu bana, Kaan Kural'ı göremiyordum. Demek ki yoktu, gelmemişti Konya'ya. çünkü gelmiş olsa ve o gün o salonda olsaydı, salona girer girmez gözünüze çarpacak ilk kişi Kaan Kural'dan başkası olamazdı. Yine'de Türkiye maçına kadar umutla bekledim, belki o maç için gelir diye ama hayır. yoktu işte. Hatta NTVspor ekibinden sadece, saha içi röportajları yapan Irmak Kazuk'u görebildim. Sesimi duyabileceğinden emin olsam Irmaaak hocaam, Kaaaan Kuuuraaaal geeeldiii miiii? diye soracaktım. -bu Irmak Kazuk'ta da ne boy var be arkadaş, çoğu basketbolcudan uzun, röportaj yaparken kafalarını kaldırıp konuşuyo oyuncular :) - velhasıl kelam Kaan Kural'a kitap imzalatma hayali suya düşmüştü. Murat Kosova'yı da sonradan farkettim, -henüz slam'in son sayısındaki sakallı fotoğraflarını görmemiştim o zaman- simitçi, Murat Kosova'yı gösterince, o değil dedim, tanıyamadım sakaldan, sakal yakışmış Murat abi ama acayip yaşlı göstermiş seni, bi de beyaz filan çıkınca bi kısmı :) ama karizmatik olmuşun. valla :) bak, az önce biten Türkiye-Litvanya maçından hemen sonra tam siz programı kapatırken çektim bu fotoyu. Sanırım Abdi İpekçiyi siz kapatıp gideceksiniz. eee bu işte iyi olmak istiyosan ilk gelen ve son giden olcaksın tabi. (bu arada Kaan Kural bu aralar neden yorumlara katımıyo, bu beni çok endişelendirdi, maç sonunda Irmak Kazuk'a röportaj verirkenki yüz ifadesidende tedirgin oldum.)

Maçlar hakkında pek bişi söyleyemicem çünkü oturduğum yerden nasıl bi oyun oynandığı hakkında fikir yürütmek imkansızdı. simitçinin alacağı bilet bu kadar olur işte :) Boşnaklardan Kenan Bajramovic'in oyun tarzını beğendim. Portekiz guardı benim boyumdaydı sanırsam :) bire bir maç teklif etcektim, çok basit bi rakip olur diyerekten salladım. İngilizlere halı saha maçı teklif ettik kabul etmediler. Bizim takıma gelecek olursak, Hidayet bu turnuvaya çok ağır kaldı diyim önce. Benim minikler ligindeki çocuklarla oynamam gibi bişey oldu. Gerçek performansının yarısını anca kullandığını düşünüyorum. Yinede onu izlemek çok keyifliydi. Sonunda Hidayet Türkoğlu'nu da çıplak gözle izleme şerefine nail olduk :) Ama onun yerinde olsam milli takıma katılmazdım, (hemen vatan haini ilan etmeyin) amerikada bi yıl boyunca canın çıkıyo zaten abicim, yapsana tatilini, kendine, ailene biraz daha zaman ayırsana. niye bu tarz turnuvalara katılıp kendini riske atıyosun ki, hadi bi sakatlık olsa? bilirsin Türk spor izleyicisi nankördür. Sen şimdi bu kadar emek vermene rağmen bi maçta kötü oynasan seni sahaya gömerler. Şimdi vatan hayini olarak ilan edilebilirim ama sen artık nbade superstar seviyesinde bi oyuncusun. Dünya şampiyonası, Olimpiyat Şampiyonası filan olsa neyse. (napıyom ben :) biri beni durdursun, resmen burdan Hidayet Türkoğlu'na akıl veriyorum) yok akıl vermek değil, sadece fikirlerimi söylüyorum. neyse, eve bombalı saldırı yapılmadan önce başka bi oyuncuya geçicem. Sinan Güler. bu turnuvada Hidayetten sonra izlemekten en keyif aldığım oyuncu. eee ne de olsa NCAA'de oynamış bi oyuncu. Tam benim tarzım.

bide ntvspor.net'daki habere yorum bırakan basketbolsever arkadaşlar milli takım koçu tanjevicden baya şikayetçi. tanjevic'e selamlarınızı söyledim arkadaşlar. ben şahsen onun basketbolla herhangi bir alakası olduğunu düşünmüyorum, zira cimri, kazıkçı bakkal tipi var adamda. bi kulağının arkasında kalemi eksik. kızınca sallanan saçlarınında hastasıyım. hele o kenarda bacaklarını açıp dizlerini kırarak duruşu yokmu :)

Efes Kızları ve Crazy Dunkers
efes kızlarıda neydi öyle be :) ve Crazy Dunkers da iyiydi. taa ki bir efes kızı konya havası bünyesinde ters etki yaptığındanmıdır bilmem, smaç basmaya kalktı, kafayı kırıyodu az daha.

buyrun "Efes World Cup 2008 KONYA" videoları
maç öncesi ısınma süre: 1 dk 28 sn
sahaya çıkış ve milli marşlar süre: 4 dk 26 sn
Türkiye-İngiltere maçı, ilk periyotdan tadımlık süre: 7 dk 39 sn
Crayz Dunkers 1. bölüm süre: 3:30
Cryaz Dunkers 2.bölüm (çılgın bi efes kızının smaç denemeside var) süre: 6 dk 44 sn
Efes kızları (kaç dk olduğunun bi önemi varmı?)

eve dönüş
maçlar bitti ve artık dönüş zamanı, basketbol çevremiz işe yaradı ve staddan arkadaşımız, basketbola uzun yıllarını vermiş bi abimiz bizi arabasıyla evimize yakın bi yerde bıraktı. yalnız çok çılgın sürüyordu. çok hızlı bi yılan gibi kıvrılarak geçtik arabaların arasından, ve 40'la girilmesi gereken bi altgeçit virajına girerken hız göstergesi 100'ü gösteriyordu. o an simitçiye baktım ve sanırım şu an tam da dua etmemiz gereken anı yaşıyoruz dedim gözlerimle. veee bir organizasyonu daha burda noktalamış bulunuyoruz. yayında ve yapımda emeği geçenler 4 çıkarsın, yarın iftardan sonra tek pota maç yapıcaz. ben yapım 4'ünde olurum. yapıcı bi insanım sonuçta. I love this game diyorum ve uzaklaşıyorum...

hee bu arada, o gece ntvspor'da maçın tekrarına rastladım bitmek üzereyken ve kendimi ntvspor ekranlarında gördüm. demek ki kıymetimi anladınız, teşekkürler ntvspor ama bi daha ki organizasyonda Irmak Kazuk benimle röportaj yapsın, sonraki organizasyonda da üçüncü yorumcu olarak Murat Kosova-Kaan Kural süper ikilisine katılayım. uykum geldi, uyumalıyım.

Hiç yorum yok: