15 Eylül 2009 Salı

stickman ile çılgın şehir turu insanı

onu görmüştüm ve tam da o anda telefonum çalmıştı. arayan oydu. ama ben 5 saniye içinde yanında olacağımı bildiğim için meşgule aldım. bisikletimle son sürat ona doğru yaklaştım. heeey diye bağırmak üzereydim ki son 5 metre kala onun bi başkası olduğunu anladım. yüz ifademi mobese kayıtlarından bulup günlerce gülebilirsiniz.

petallarımı heyecanla ama yavaşça çevirmeye devam ediyordum. ilerde onu gördüm. o da beni görünce çıldırdı ve kollarını kaldırarak ve kocaman bi gülümsemeyle bana doğru koşmaya başladı. benim yüzümede o sevinç anında aniden bir charlie brown gülümsemesi ilişiverdi ve mutlulukla petallara daha kuvvetli asıldım. bir an için çarpışacaz ve ikimizde hastanelik olacaz diye düşünürken bisikletimin süper firen sistemini devreye soktum. tam önünde durdum. işte karşı karşıyaydık. sarıldık hemen, üptük birbirimizi. adeta bir tele tabi sevgi yumağıydık. sarılalım sıkı sıkıydık. naadarda sıcak bi insan imüş, naadarda ufacuk tefecük içi dolu reçelcik imüüüüş. ne de datlu konuşuur imüüüş. ben hayatımda bu kadar sıcak bi insan daha görmemiiş imüüşş. iyki buluşmuşuk, çok sevdim ki ben seni.

ama :/ ama! ama bi düşmanımız vardı! büyük bir düşmanımız, çok güçlü bir düşmanımız vaar idiii. istanbul üniversitesi kalleş bi bizanslı gibi saldırmış idüü bize. sen kim isüün lan istanbul üniversitesi! heheeeyyyt! sen nasıl bize zaman kısıtlaması koyarsın! allaah mısın üleen sen! neyse ilim irfan yuvası. daha da söylenmeyecem sana. de get yoluna.

herneyüsee, hiç bişi moralimizi bozamazdı. organizasyoncu kişiliğimi arşivimden çıkarttım ve yürürlüğe koydum. bana anında fevkaladelin fevkinde olmasa bile uygun bir fikir ihsan eylemişti. (niye böyle konuşuyom lan!) ufak bir şehir turu doğru bir karardı. atla bebek, ağlatalım asfaltı. dur altına minder seriyimde rahat otur. naadar düşünceliyim bak. evet, hazırız. beş kırmızı ışık sırasıyla yandı ve aynı anda söndüler. bas gazaa stickk bas gazaaa kim tutar seni bas gazaaaa. ani bir çıkışın ardından duyduğum; yavaş ulan stick! lan araba geliyo seni lanet zenci, çekil arabanın yanından! hey senin sorunun ne dostum! hey, neden bize bir iyilik yapıp daha yavaş gitmiyosun bok torbası! nidalarıyla şehir içi hız limitlerinde seyretmem gerektiği sonucuna varmıştım. ara ara bu kuralı bozsam, kırmızı ışıklarda geçsem ve bi otobüse çarpmamak için ani fren yapıp onun sırtıma hızlıca çarpmasına neden olsamda, keyifli bi yolculuktu. veda zamanı gelmişti. devlet demir yollarının şakası yoktu. kara tren gecikmez, belki hiç beklemezdi. o yüzden sağda müsait bi yerde bizim için ayrılık zamanıydı. çabuk geri gelecek olması bu vedaya gözyaşlarının girmesine engel oldu :) çok keyifliydi, teşekkürler :) kimden mi bahsediyorum? size ne lan! ne meraklı insanlarsınız! bu da bizim güççük sırrrımız olsun. hey bu arada! kara kıçını beladan uzak tut zenci!

Hiç yorum yok: