7 Kasım 2012 Çarşamba

büfecilik, arkadaşlık ve gözlük olayları

büfecilik yaptığım dönemden sonra (toplamda 10 saat filandır) ne zaman bi büfeye girsem; biz de biliriz bu işleri... zamanında biz de büfecilik yaptık... ben de sizdenim gardaş... izlenimi vermek istediğimi farkettim. ama çok şükür ki şu ana kadar bunun için bi girişimde bulunmadım. sadece önünden geçtiğim büfelerdeki çalışanların gözlerinin içine -neler hissettiğini biliyorum adamım... dercesine bakıyorum. tüm büfeciler kardeşimdir. ben stickman! büfeciler odası yardımlaşma ve dayanışma derneği başkanı!

kendisine bişey söyleyeceğim arkadaşla yolda karşılaşmayı beklediğim için nereye çıksam yolumu bilerek uzatıyorum. sırf karşılaşma ihtimalimiz artsın diye yapıyorum bunu. kalabalık yerlere filan gidiyorum ama şu ana kadar herhangi bi sonuç alamadım. bi ara evlerine gitmeyi düşündüm fakat şöyle bişey var ki adamların zili yok. evet zili yok. 26 yıldır aynı yerde oturuyorlar ve bi zil yaptıramadılar anasını satıyım. evlerine gitmeyi düşündüğümde geçmiş yıllarda bir zamanlar nerdeyse her gün oraya gidip üç katlı o garip apartmanın önünde arkadaşımın ismini haykırarak bağırdığım günleri hatırladım. neden üç kat çıkıp da kapılarını vurarak çalmadığım da şu an aklıma dank etti. bazen ona sesimi duyurmam o kadar uzun sürerdi ki sinirlenip garip ses tonlarında bağırırdım ismini. ismi de bağırmaya gelmeyen bir isimdir. neyse elbet bir gün karşılaşacağız. o zaman anlarız olayı. neymiş derdi, neden kaçıyormuş benden. bütün bunlar bir kaç kilo çamur için.

malumunuz 3-4 aydır gözlük kullanan bir insanım. gel gör ki gözlük kullanmaya hiç alışamadım. daha doğrusu benimseyemedim bunu. gözlüğü kutusuna koyup çıkarırken bile sanki başkasının gözlüğüymüş gibi hissediyorum. böyle bir nesnenin benim hayatımda yeri olamayacağını düşünmüştüm hep. fakat bu acayip nesne öyle bi girdi ki hayatıma aklım şaştı. ilk zamanlar gece yattığımda yatarken sanki gözlük gözümdeymiş gibi bişi görüyordum gözümün etrafında. eskisi kadar sık olmasa da bu olmaya devam ediyor. hatta uyku haliyle onu çıkarmaya çalıştığım bile oluyor. üstelik gözlüğü sadece bilgisayar başındayken kullandığım halde. tüm günü gözlükle geçirmek nasıl bişeydir düşünmek bile istemiyorum. ayrıca boyun, kulak ve burun ağrısı yapması gibi yan etkileri de var. gözü kurtalarım derken şu çektiğim nedir ya. ruhsal ve fiziksel yıpranma yaşamışım resmen. insanların neden lens kullandığını anladım.

2 yorum:

melodram dedi ki...

Şok şok şok zil kullanmayan aile tespit edildi, şehrin ortasında gizli gizli zilsiz yaşamaya çalışan x ailesi stickmanın blogunda bahsetmesiyle Türkiye gündemine oturdu :D

O bu değil de zilsiz ev mi olur lan.

Gözlük konusuna girmeyeceğim, ama şunu söyleyebilirim ki, piercing yaptırmaktan zerre korkmayan burnunu bile tabancasız elle deldiren ben lensten ürküyorum :D

stickman dedi ki...

hayırseverler ailenin zil masraflarına karşılamak için sıraya girdi. insanlık bir kez daha kazandı.
aslında zilin olmaması kadar ilginç bi özelliği daha var o apartmanın. kapısı da yok. sürekli açık. belki de zili bu yüzden gereksiz görmüşlerdir. insanın gözünün üstüne bişey yapıştırıp çıkarması akıl alır şey değil.