16 Ağustos 2013 Cuma

çevirme

ankara hatay yozgat 89... (((polis telsizi cızırtısı)))
bu sesle uyandım. bi de bi yerlerden balyoz sesi geliyordu. inşaatla ilişkili her türlü balyoz, çivi çakma, matkap, hizar gibi sesleri artık bünyem normal karşılar hale geldi yıllarca işitmekten. rahatsız bile olmayan bi hale geldim diyebilirim. çünkü tepki göstermek insanı gereksiz yere yormak ve daha da sinirlendirmekten başka hiç bi işe yaramıyor. telsiz cızırtısı devam ediyor. polis yine bizim evin önünde çevirme yapıp ceza yağdırıyor trafik kurallarını ihlal edenlere. bu hoşuma gidiyor çünkü evin önünden geçen arabaların sesi beni delirtiyordu. onların zarara uğraması hoşuma gidiyor.

rüyamda eskiden aşık olduğum bi kızı görüyordum. öncesini hatırlamadığım bi şekilde bi anda yanyanaydık ve bişeyler konuşuyorduk. birden burnumun tek tarafından genel olarak bilinen yoğunluğundan çok daha sıvı bir şekilde sümük akmaya başladı. bi ana atardamardan kan boşalır gibi sümük boşalıyordu burnumun tek yanından. hiç bi acı hissetmiyordum ama yüz üstü yere yattım. sümük akmaya devam ediyordu. etraf kan gölü gibi sümük gölüne dönüşmüştü. etraftaki insanlar yardıma koşuştular. ayağa kaldırdılar. hafif bi şekilde sümük akmaya devam ediyordu. bu sefer selpakla silinecek kadar az. eskiden aşık olduğum kızla kalabalık bi köşe başında dururken onun bi kaç yıl önceki halini yolun diğer tarafındaki kaldırımda yürürken gördük. ikimiz de hayretle baktık. sen dur diye elimi kaldırdım. ben takip ederim. başladım onu takip etmeye. aynı insanı bi yerde bırakıp bi yerde takip ediyordum. ağaçlı çimli ve yokuş bi yerden aşağıya doğru kaymaya başladık. o önde ben arkasında. elimden tutuyordu, kayarken düşmemeye çalışıyorduk. sonra yüzünü döndü ve başka bir kıza dönüşmüştü. çok daha önce aşık olduğum bi kıza.

bana hemen eski sevgilisiyle konuşmam gerektiğini söyledi. onu da ortada bıraktık ya ayıp oldu dedi. nası lan? dedim içimden. o seni bırakmamış mıydı? iyi de neden ben konuşuyorum? sevgili değilim ki seninle. sevgili olsam da niye gidip konuşayım senin eski sevgilinle? zaten uyuz olurdum o piçe... diye düşünürken emin olmak için tipini tarif ettirdim. karşılıklı çeşitli el ve kol hareketleriyle herifin tipi konusunda ortak bi yerde buluşabildik. kendimi bi anda onunla konuşmaya giderken buldum. ne diyecektim ne yapacaktım bilmiyordum ama gidiyordum. bi de bira almaya çalışıyordum adama. herif aşık olduğum kızla sevgili olmuş, sonra bırakmış, kız kendisi onu ortada bıraktığını sanıyor ve ben onunla konuşmaya mı gidiyorum?!?! bi de bira almaya çalışıyorum beyfendiye. bu aşkın girdiği en karmaşık geometrik şekillerden biri olmalı. eskiden aşık olduğum kız, onun iki yıl önceki hali, daha eskiden aşık olduğum kız, onun eski sevgilisi, bi de ben. hatırladığım kadarıyla geometri de yamuk diye bi şekil vardı. acayip bi yamuğun içindeydim. cins cins dükkanları dolaşıyorum. bana sürekli bardakta bira veriyorlar. bardak olmayacak şişe bira olacak diyorum. yok. bi türlü anlatamıyorum derdimi. elin herifine bira almak için neden bu kadar uğraşıyorsam. bi dükkanda koliyle soğuk çay veriyorlar bana. bunu alıp şurdaki dükkana git, orda şişe birayla takas yapabilirsin bunları dediler. bi koli soğuk çayı alıp gidiyorum. saat gece dörtmüş. patron şu an yok. patron olmadan böyle bişey yapamayız diyorlar. ankara hatay yozgat 89... (((polis telsizi cızırtısı))) uyanıyorum.

yatakta gözlerim yarı açık ne olduğunu anlamaya çalışırken annem giriyor odaya. akşam şu şu olacak. sen de bunu bunu yapacaksın. tamam mı? iki gelecek zamanlı emir kipi içeren cümleden sonra bi soru cümlesi. tek şıklı ve boş bırakamayacağın bi soru. işte bunlar hep intihar.

 

Hiç yorum yok: