8 Mayıs 2012 Salı

potanın perileri

lisede bi kere okulun kız basketbol takımının maçını izlemeye gitmiştik arkadaşla beraber. bunlar 70 sayı fark yediler. gülmekten zor izledik. öyle şeyler oluyodu ki ben bi ara gülmekten kasıklarım patlayacak sandım. kızın teki şut atıyo mesela, karşı takımdan biri girmez ooo! diye bağırıyo, basket oluyo ve şutu atan kız, o kıza dönüp ahhhh götüne girdi! şeklinde hareket çekiyor. öyle bir maç. potaları karıştırıp kendi potasına şut atan bi kız bile vardı. gizeeeem orası bizim potaaa! diye bağırarak uyarmıştı arkadaşı. bi pozisyon önce yüzüne top gelmişti kızın. artık kafası nasıl döndüyse. bu 70 sayı farkın nasıl oluştuğunu anlayabilmişinizdir herhalde. neyse işte bi gün arkadaşla tenefüste okulun bahçesinde dolaşıyoruz. takımdan iki kız karşıdan geliyolar. ellerinde de çay var. kantinden çay almışlar çay içerek geliyolar. içerek geliyolar çay. geliyorlar çay içerek. neyse işte kızın biri bizden uzun, diğeri bizim yarımız kadar filan. böyle acayip bi boy dağılımı vardı takımda. arkadaşım tam o kızlar bizim yanımızdan geçerken onların duyabileceği bir ses tonuyla, bizim okul takımı 70 sayı fark yemiş yeaa duydun mu? dedi bana. sonra o uzun boylu kız elindeki çayı yere fırlatıp bize bi girişti abi. ahdsasdaas!!! şaka şaka girişmedi de arkadaşın o lafı biter bitmez aynen şöyle dedi; bana bak şu çayı senin tependen aşağı dökerim sonra da ağzına sıçarım! ben gülerek olay yerinden uzaklaştım. o kızın o bardağı kaldırıp ağız dolusu küfrü basması hala tüm ayrıntılarıyla bir fotoğraf hatta bir gif şeklinde beynimde kayıtlı duruyor hiç de unutmam, unutamam.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

ay çok sıkıldım yaaa
senin yazılarını okudukça aklıma fırat geliyo. hani şu bebek olan. uğur gürsoy'un fırat'ı. ekmek yiyen hani. anlamışsıdır zaten. ilk cümleden anlamışsındır bence

stickman dedi ki...

hakkaten şu son günlerde nedendir bilmiyorum herkesin can sıkıntısı inanılmaz bi seviyede. benim de öyle. hatta canım o kadar sıkıldı ki 1,5 gündür bilgisayarı açmadım o derece! fırat'ı f desen bile bilirdim :D hem fırat bebek mi ya?! gerçi çocuk da diyemeyiz tam olarak. bebeklikle çocukluk arasında bi yerde. geçiş aşaması sancıları çekiyor. bi arkadaşım da fırat'ın ilk kitabı çıktığında almış. onu kitaplıkta gördükçe ben geliyormuşum aklına :) ben küçükken çok fırattım ondandır. gerçi hala fıratım.

Hande* dedi ki...

Basketbol oynayan bir kız olarak maç anlarımız aklıma geldi de bir ezilme hissettim kendimde. Benden bayaa iri bir kızın işi çirkefliğe vurup beni yere yapıştırdığını falanda hatırlattın. Bu kendi potana atma olayına da şahitlik etmişliğim var. Ama işin komik kısmı soyunma odalarında. Şahsen düzleştirici-maşa getirip maç öncesi saçını yapan kızlar gördüm soyunma odalarında :P

stickman dedi ki...

senin dediklerinden de yola çıkarak varacağım nokta şu ki kızlar basketbol oynarken çirkefleşmekte sınır tanımıyorlar. ve basketbol oynayan kızların soyunma odası da bambaşka bi dünyaymış. düzleştirici ha. vay be. james naismith'in kemikleri mezarında sızım sızım sızlıyordur şimdi. o böyle şeyler olsun istemezdi. asla istemezdi.