7 Nisan 2013 Pazar

ufak bir ankara macerası

çarşamba günü resmi bir işlem için ailecek ankaraya gittik. aslında ailecek gitmemize gerek yoktu ama biz gittik. resmi işlemi kısa bir süre içinde hallettikten sonra ankara'da biraz fink atalım dedik ama deyim yerindeyse yaldır yaldır yürüdük. yani ben şahsen 16,5 kilometre yürümüşüm. nerdeyse hiç yorulmadım diyebilirim. aslında bunun iki katından biraz daha fazla yürümeyi planlamıştım ama hava muhalefeti ile karşılaşınca işler değişti. işimizi hallettikten sonra meclisin yanından geçiyorduk ki bi baktık ziyaret saati içerisindeyiz. bi girelim lan dedik nasılmış şu meclis. iki kere didik didik güvenlik kontrolünden geçtik. annemin çantasından makas ve bıçak çıktı (babamın midesi fenaydı biraz o yüzden limon almış yanına kadın anam, bıçak da kesmek için) asdnsalkdad... kadın polis anneme: BIÇAK VAR SENDE!!! dedi. gözaltına alınacak diye hafif bi endişe yaşadım fakat sonra kadın polis ve annem arasında koyu bir sohbetin döndüğüne şahit oldum. masum bir çekirdek aile olduğumuz 100 km öteden anlaşılıyor olsa bile annemle kadın polis arasındaki sohbeti saymazsak polislerde en ufak bir ciddiyet kaybı ve yumuşak muamele olmadı lan. ikinci kontrol daha sıkıydı. adam beremi ve atkımı bile çıkarttırdı. ceplerde ne varsa boşalttırdı. montun önünü açtı falan. o kadar arandık tarandık da noldu derseniz meclisin etrafında şöyle bi tur attık ve çıktık. bazı aceleci ve pinpirikli arkadaşlarımız yüzünden bi genel kurula giremedik, meclisin içini göremedik. ama bu kadarından bile devlet kavramını ilk defa bu kadar net hissettim. bastığımız heryer, gördüğümüz her insan adeta BEN DEVLETİM VE İŞTE BURADAYIM! diyordu.
ondan sonra naptıydık lan. hee evet. meclisten çıktıktan sonra kızılaya doğru yavaş yavaş etrafa baka baka yürüdük. şu komutanlık bu komutanlık cart bakanlığı curt bakanlığı, yargıtay margıtay. herşeyin en başı burada. bi de bir ömürlük memur görme ihtiyacımızı tıka basa karşıladık. heryerden memur fırlıyor adeta. bi süre sonra insanın üstüne üstüne gelirmiş gibi oluyorlar. üstelik çalışma saati içindeyken durum böyleyse öğle araları ve iş çıkışındaki görüntüyü düşünmek bile istemiyorum. o kadar çok sayıda takım elbiseli insan görmeye alışkın olmayan bünyede acayip hisler uyandırabiliyor.
adliye'ye doğru ilerlemeye devam ederken bi ara yaklaşık 50 kişilik bi çevik kuvvet polisi grubunun yanından geçtik. tam onların yanından geçerken 25-30 kadar da ayrı bi çevik kuvvet gibi bişey de diğer yanımızdan geçti. onlar daha techizatlı ve irilerdi. kız olanları da vardı ve onlar bile insanı ikiye katlayacak güçteymiş gibi duruyorlardı. eylem yapan ve bu polislerle kavgaya tutuşan insanlarda hakikaten iyi cesaret var.
adliyeyi biraz geçtikten sonra tırsım tırsım tırstığımız sağanak yağışın inmesine ramak kaldığını haber veren hafif atıştırma başlamıştı. gençlik parkına girince sağanak başladı ve sığınacak bi yer aradık ve sığındık. tost yedik ve çay içtik. hayatımda yediğim en güzel tosttu. herifler tost konusunda uzmanlaşmış. sağanak dinmişti. sağanak yağışı ben uzun süre çok yağmur yağması sanıyordum ama öyle değilmiş. kısa süren şiddetli yağışmış.
biraz dinlendikten sonra ebeveynleri bırakıp kardeşimle behzat ç.'nin evine gitmeye karar verdik ve gittik. evin nerde olduğunu uzun zamandır merak ediyordum ama internette yaptığım aramalarda sadece gazi mahallesi sonucuna ulaşabilmiştim. sağolsun yandex sokak görünümü ve ayrıntılara dikkat eden bir izleyici olmam sayesinde evin adresini bi kaç bölüm önceki bi ayrıntıdan yola çıkarak nokta atışı şeklinde tespit etmiştim. elimizle koymuş gibi bulduk.
evin önünden gidesim gelmedi. tam bana göre bi ev. burası benim evimmiş meğersem kıvamında oturdum durdum. adeta bana göre tasarlanmış. ne yapıp ne edip bu evi ele geçirmem lazım. hatta içindeki eşyalarla birlikte. ne olur sanki lan bana veriverseler bu evi. giderken burada bi iz bırakalım dedik ve not bıraktık. tabi o not orda ne kadar durur, oyuncular görür mü orası biraz muallak.

ordan dönüşte de anıtkabir'e ve ordan da tekrar gar önünden adliyeye çıkıp, kızılay'a doğru gidip sakarya'ya uğrayıp tekrar meclisin yan tarafından yukarı doğru kuğulu park, seğmenler parkı, atakule filan oralara gitmeyi planlamıştık (40 yıllık ankaralı gibi sayıyorum yalnız) fakat kuzey afrika'dan rüzgarlarla gelen toz bulutu ankaranın üzerine çökmüştü. ilerdeki binaların filan nerdeyse hiç gözükmemesi yüzünden biz bu durumu sis sanmıştık ama öyle değilmiş. gele gele afrikanın tozunun çöktüğü zaman gelmişiz buraya. ara sıra çiseleyen yağmurla da çamur gibi yağıyordu ve alerjik astımı olan kardeşimi hasta etmişti bu toz bulutu. o yüzden biletleri değiştirip erken dönmek zorunda kaldık.
makine kimya'mıdır nedir onlara uyuz oldum. herifler kaldırımı yarım metre yükseklikteki betonlarla gasp etmişler ve kendilerine yol yapmışlar resmen. bi de pek çok kişi bize adres sordu. iki tanesini hayatımda ilk defa ankara'ya geliyor olmama rağmen yandex sokak görünümünden edindiğim yüce bilgilerimle 40 yıllık bir ankaralıymışcasına tarif etmenin gururunu yaşadım. tabi bunda hazırladığım haritaların rolü yadsınamaz.
mahallenizin cd'si stickman.. düğün kasetleriniz cd'ye aktarılır.. tadında bir videoyla yazıyı sonlandırıyorum la bebeler :s  

7 yorum:

kitap gibi kız dedi ki...

eyvallah, ben Ankara'lıyım, böyle güzel anlatan görmedim.

cledora dedi ki...

1- amirimin evine gitmeniz şu an beni kıskançlık krizlerine soktu

2- 1:17'den itibaren amirimin evinin önünde şüpheli davranışlar sergileyen kişi sen misin

3- amirimin kapısına astığınız notu çok kıskandım

4- tam adresi neymiş? ben de yandex'ten bakmak istiyorum :D

5- çok kıskandım

stickman dedi ki...

kitap gibi kız, aman efenim teveccühünüz. dilimiz döndüğünce gördüklerimizi yaşadıklarımızı anlatmaya çalıştık sağolunuz.

cledora, kıskanmayınız hanfendi. evet o şüpheli benim. yandex sokak görünümünde behzat'ın sokağa girmiyor ona az yakın bi yere kadar geliyor ordan keşfettim. tabi elimde sokak ismi mevcut ehehehe. sizin gibi sokakta gördüğü kırmızı vosvosları sayacak derecede tutkun bir izleyicinin emek vererek bunu kendisinin bulması gerektiğini düşünüyor ve şu an için söylememem gerektiğini düşünüyorum :p (sinirlenme) belki bir müddet sonra söyleyebilirim :p belli olmaz tabi belki de söylemem :p

Neslihan Çagli dedi ki...

ben hiç gitmedim Ankara'ya, sen böyle güzel anlatınca merak ettim göresim geldi. Stickman kafası da çok şeker olmuş :)

stickman dedi ki...

nes, git tabi merak ettiysen ama güzel bi havada git derim. veya istediğin bi zamanda da gidebilirsin. en azından afrikadan toz bulutunun gelip ankara'nın üstüne çamur olarak yağdığı bir zamana denk getirmeyeceğine eminim :D

âyine dedi ki...

hey dostum behzat izlediğini bilmiyordum, takdir ettim azmetmişin gitmişin, o notu da görmüşlerdir bence yani ^^

stickman dedi ki...

gördülerse dizide ufak bi sahnede kullansalar mesela çok süper olurdu. behzat eve girerken notu görse, bi kaç saniyeliğine kamera yakından çekse, sonra behzat; bu ne la!.. diyip notu buruşturup atsa. oha senaryo yazdım!