12 Temmuz 2013 Cuma

blog yazısı 561

bu fotoğrafı bugün çektim. 13-14 yıl önce bu sokak içinde oturan bi arkadaşım vardı. soldaki ikinci kapı. birinci kapıda da dedesigil oturuyordu zaten. hatta ordaki dükkan da dedesinin bakkalıydı. güvercinleri vardı bu arkadaşın. kuşcuydu diyemiyorum zira güvercinleri bi müddet sonra hep kaçar bi daha da geri gelmezdi. kuşçuluk da böyle bişey var o arkadaşım sayesinde biliyorum. haftasonları bu tarz hayvanların alınıp satıldığı ufak bi pazar kuruluyor. güvercin, tavşan, tavuk falan filan o ayarda hayvanlar. ordan güvercin alırdı bu sık sık. tabi güvercinler kaçınca tekrar eski sahibinin olduğu yere gidiyor nasıl gidiyorsa çılgın hayvan. kuşları sat sat sonra geri gelsin sana. istemsiz çakallık. istemli de olabilir. bi de bu güvercinlerin takla atanları var. nasıl öğrettilerse artık. yoksa kendileri mi yapıyor bilmiyorum tabi. işin ilginç tarafı bunların yavruları da takla atabiliyormuş.

bi de iki tane tavşan almıştı bu arkadaş. eve yakın boş bi tarlada bunları salardık biz. sonra yakala yakalayabilirsen. bu tavşanların yemesi için yonca toplamaya filan giderdik. bunlar yine normal olaylar. ben kendi mahallemize uçurtma sevdası yaydığım ve elektrik tellerine takılan uçurtma sayılarında artış gözükmesine neden olduğum yetmiyormuş gibi aynı şeyi arkadaşım aracılığıyla burdaki mahallede de yaptım. 7.-8. sınıfta filanız o zamanlar. arkadaş uçurtma yapmış bi arsada onu uçuruyoruz. ne olduysa uçurma bi anda döne döne hızla alçaldı ve baya uzak bi yere düştü. biz hemen evden bisikletleri alıp uçurtmanın peşine düştük tabi. döndük dolaştık ve uçurtmayı toplamaya çalışan bi kişi gördük ve gittik yanına. dedik bu uçurtma bizim. siktirin dedi. bu bizden büyük tabi. 19-20 filan var. vermedi uçurtmayı, ufak bi itiş kakış oldu. arkadaşım ve kardeşi baya mücadele etti bunla ama tabi başa çıkamadılar. ben de bi yandan yahu durun ayıptır günahtır alt tarafı bir uçurtma için başımız ağrımasın filan modundayım. sonra biz gittik tekrar eve. bu arkadaşım ve kardeşi meyve bıçağı aldılar yanına. sonra dedelerine söylediler. o da bunlarla gitti. lan dedim ben gidiyom ne manyak adamlarmışsınız bi uçurtma için bıçaklarla filan kavgaya mı gidilir... (bi keresinde ben ortaokul yıllarındayken sakin sakin uçurtmamı uçururken benden 1-2 yaş küçük bi çocuk gelip durduk yere elindeki bi cam parçasıyla uçurtmamın ipini kesmişti. ben bunu bi dövdüm aga. hayatımda öyle bi adam dövdüğümü hatırlamıyorum. tıpkı amerikan hapishanelerindeki kavgalar gibiydi. o an artık nasıl sinirlendiysem ben bunu boynundan tuttuğum gibi yere serdim. başladım yumruklamaya. sol elimle saçının ucundan tutuyorum sağ elimle indiriyorum yumrukları suratına. bi süre suratını yumrukladıktan sonra yerler çakıllı olduğu için çocuğun gafam yarıldı gafam yarıldıı!!! feryadına acıyıp bırakmıştım. sonra nasıl olduysa bi arkadaş da benim uçurtmayı tesadüfen bulmuş getirmiş. ben küçükken çok kavga ederdim lan ama karşımdakini çok temiz ve net dövdüğüm tek kavgam buydu. onun dışındaki kavgalarda az çok vurmuş olsam da ufak tefek olduğum için genelde dayağı ben yedim. bi keresinde aynı boyutlarda olduğum bi çocukla yok yere kavga çıkarmıştım ama hakettiğim şekilde çok da temiz bi dayak yemiştim. kavga edeceksen ilk vuran olacaksın. ya değilse %70 dayağı yiyorsun) ne acayip bi konu çevirdim ya bu fotoğraf üzerine.
yanından geçtiğim inşaatlarda şu uyarıları görünce kendimi tarifi imkansız duygular içinde buluyorum. olay bu adamların yüz ifadeleri. o nası bi ifade ya. sanırım özellikle bu şekilde yapmışlardır bunu. mimiklerini siktiklerim ya surata bak şunların. hişş. o eli bi indir. insanı çok garip hissettiriyor ya. lan olum bakmayın öyle.

bu bebek burda dursun. kimse ellemesin.

Hiç yorum yok: