hastane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2008 Salı

Acil

gece...saat 4,5-5 civarı. Kalktım. tuvalete girdim mi çıktım mı emin değilim. aşırı derecede bi mide bulantısı. öyle böyle değil. hemen yatağıma dönmeye çalıştım.
son hatırladığım buydu...
hayatımda ilk defa bayıldım.
Bizim odanın girişine yığılmışım. yere düşmemin çıkardığı sesle bütün ev halkı uyanmış. 75 kilo birden yere yığılıyo. gece sessizliğinde çıkaracağı sesi düşünün. ben duymadım gerçi. O sırada nerdeydim bilmiyorum. herkes etrafımda, beni kaldırmaya çalışıyolar. beni uyandırdıklarında söylediğim bi kaç cümle;
ne var ya ben 10 dk dır yatıyom burda!
niye kaldırdınız beni? yatcam ben!


hiç bişey olmamış gibi çıkıp yatmışım, yorganıda sıkıca örtmüşüm üstüme.

işte o an neler olduğunu anladım sanırım. evet bayılmıştım. Başımda çok şiddetli bi acı. gözlerimden akıp süzülmüş iki damla yaşı da hissettim. sadece iki damla. Uyuşmuş gibi sanki, bi tuhaf, her ne olduysa çok acıyo. Dişlerimin bi kısmı kırılmış sanki. Ellerimi başıma değdiriyorum, sanki bi süngere değermiş gibi bi his ve uyuşukluk. Başımı yere vurmuşum. çok sert bi şekilde. Acayip bi acı. Normal yürürken düşseniz veya biri sizi iteklese de düşseniz kendinizi koruma şansınız olur, ellerinizi kullanabilirsiniz hiç bişey yapamazsanız istemsiz olarak kasarsınız kendinizi ne kadar sert düşsenizde pek bişey olmaz. Ama bayılarak düşüyosun. vucudun kontrolün dışında, adeta bi ceset gibi. 10-15 cm sağ tarafa sobanın altına koyulan taşa kafanı çarpmanı engelleyebilecek kontrole sahip değilsin.

yatakta titremeye başladım. istemsizce sallanan vucudumu kontrol etmeye çalışıyorum, olmuyo. hakim olamıyorum. çok pis titriyorum. azer bülbül gibi. o anda azer bülbül aklımın ucundan bile geçmiyo tabi. şimdi benzetme açısından yazıyım dedim. geçmiyo bu titreme. korkuyorum. kafamı çok sert çarptım, acaba beynime bişey mi oldu? sanki bi kaç kişi bi ayağımdan tutmuş yere çekiyodu beni, ölüyodum sanki. ölümden korkmuyodum. şu an benden daha çok titreyen 3 kişi vardı karşımda, onları düşünerek korkuyodum. titreme devam ediyodu, durmuyodu. noluyodu? işte benim de acil servise yetiştirilmem gereken bi gecenin körü varmış. o gecenin körü de bu gecenin körüymüş.

acil servis...
titremem geçmişti oraya varınca. o şiddetti baş ağrısıyla, yürüyerek girdim içeri.
derin nefes alıp verdim, doktor dinledi.
sonra kanımı aldılar test için
röntgen?
röntgen odasına giriş... (hamileler giremez! uyarısı beni bağlamazdı, ben hamile olmadığımdan emin olduğum için elimi kolumu sallaya sallaya girdim)

noldu delikanlı bu gece vakti?
-bayıldım...başım ağğ...öhhü öhhüü
şöyle geç bakalım, anlını yasla şura
-tamam.......midem bulanıyo....

ZzZzZzZzZzZzZzZ UuUuUuUu

koşuyodum...ama bi bataklıkta koştum sanki. sadece 2-3 adım atabildim. ayaklarım gömülüyodu. dizlerim kırılıyo, düzeltemiyorum. o kadının personeeeel diye bağırışını duydum ama mono bi şekilde ve derinlerden. filmlerde bayılma sahnelerini bayılan kişinin gözünden görür ve duyarız ya. Evet lan. hakkaten aynen o şekilde oluyo. Yanında seni yere düşmemen için tutacak birileri olsa zevkli aslında. Uçuyosun. acaba uyuşturucu da böyle bişey mi ki...kafanı yere vurmadıkça bayılmak güzel hakkaten. gerçekten ayrılıyosun bu dünyadan. bu yandaki film tam benim bayılma anımda çekilmiş. dikkat ederseniz omuzlarımda beni tutan kahramanların parmakları gözükmüş. ordaki görevli kadın ve annem. Benim içim de ne biçimmiş öyle, yamuk yumuk zaten tam bayılma anında, gözlerimde kapalı çıkmış. bakın siz bilmezsiniz :p orda göz kemiği kapalı durumda.

ayıldıktan sonra röntgenci kadın sevinçle karışık kızdı bana;
off be çocuk(delikanlıya noldu? haa bayıldı) korkuttun beni, yüreğim ağzıma geldi, başını bi yere vursan napardım ben?
pardon ablacım, özür... napardın? valla bilmiyom, kaldırırdın herhalde yerden, kaldırmaz mıydın? ayıp ederdin valla. röntgencisin bi yerde ama iyi birine benziyosun, kaldırırdın sen beni, hadi hadi kaldırırdın kaldırırdıııın yeme beni...demeyi bile düşünmedim. sustum.

sonra baktı kadın ben bayılıp duruyom, yatırarak bi önden bi yandan başımı çekti. çok tip bi başım varmış. ben biraz iğrenç buldum. bayılma ihtimalime karşı beni sedye ile kapısında erkek gözlem yazan bi yere götürdüler. sedyeyle gitmesi çok zevkli. tavandaki ışıklar gözüme vuruyordu ve yavaş yavaş teker teker geçiyoduk altlarından. tıpkı filmlerdeki gibi. 50 cent gibi 9 kurşun yemiştim ve ameliyata yetiştiriliyodum sanki. İki şişe serum aktı içime, nereye sığdı o kadar sıvı bilmiyorum. Biraz toparlanmıştım. doktor gidebilirsiniz dedi. Giderken yine midem bulandı. 1 saniye içinde 5 km koşmuş gibi terledim. Evet birazdan yine bayılcaktım. Ama artık çözmüştüm olayı. Hemen oturdum. Yarım saat gözlem odasında uyuduktan sonra eve bayılmadan gelebildim.

işte serum olayından bi kare ve kan testinin sonuçları. ben baktım, pek bişi yok :p tansiyonumu da iki saat sonra ölçtüler, normal çıktı. e çok normal. EEG (beyin elektrosu) olayları yakında...iyi de ne kadar yakında ? PEEEK

26 Aralık 2007 Çarşamba

Kulak

Bir hafta kadar önce banyodan çıktıktan sonra kulaklarımı temizliyordum. Çok ilginç bi yöntemim vardır. Tuvalet kağıdını veya herhangi bi kağıt mendili bükerek ince ve uzun bi hale getirip, onu kulağımın içine çevirerek sokarak, kulak içi ve etrafındaki pislikleri temizlerim. Yine bunu yapıyordum ki kulağımdaki pislikleri bu şekilde içeri doğru itmiş bulundum ve kulağım tıkandı. Çok pis bişey bu. Ağrı, acı veya duyma problemi olmuyo ama çok rahatsızlık verici bi tıkanıklık hissediyosunuz. Siz sakın böyle bi temizleme yöntemi kullanmayın. Hatta mümkün olduğunca herhangi bişeyi kulağınıza sokarak temizlemeyin. Buna o iki ucu pamuklu kulak çöpleri de dahil. Çok kirlenirse şöyle hafifçe, derine inmeden siliverin. Zaten kulak yavaş yavaş kendi kirini dışarı atarmış, aslında o kir bile değil, kulağın içine tozun girmemesi ve kulağın işlevinin düzgün çalışması için salgılanan bi salgıymış. Bundan sonra kulağının içinde salgı bulunan insanları aaaa ne pis adam diye yadırgamıcam :) (Ayrıntılı bilgi)

Bu sabah artık bu tıkanıklık hissinin verdiği rahatsızlığa daha fazla dayanamayacağımı ve bu durumun kendi kendine geçmiyeceğini anladım ve doktora gittim. Öncelikle hastaneye kurulan yeni sistemden bahsetmek istiyorum. Bu sistemi kim kurduysa bravo valla, çok süper yapmış. Hastanenin çeşitli yerlerinde bulunan dokunmatik ekranlı bilgisayarlara tc kimlik numaranızı giriyosunuz yada sağlık karnesindeki barkodu okutuyosunuz, giriş tuşuna basıp gideceğiniz bölümü seçiyosunuz. Ben KBB'yı seçtim. Yani kulak-burun-boğaz. Sonra istediğiniz doktoru seçiyosunuz. Ben, odası bana en yakın doktoru seçtim :) ve numaramı aldım. Oturdum bekledim sıramı. Her doktorun odasının kapısının üstünde 15 inçlik lcd monitörler var. Sıranız geldiğinde monitörde isminiz ve numaranız çıkıyo ve hemen altında içeri giriniz yazıyo. Buna rağmen bazı öküz insanlarımız ısrarla kapının dibinde beklemeyi tercih edip beni sinir ediyolar. Bi de amcanın birine çok güldüm :) O tc kimlik numarasının girildiği bilgisayarda giriş tuşu ince ve uzun bi tuş. Adam tuşun başına koyuyo parmağını ve bastırıp sürükleyerek sonuna kadar getiriyo. Böyle yapınca olmuyo tabi. Ben hem gülüyorum hem de; Amca öyle yapma, bi kere bas çek heuehu, öyle yapma amca yaa bi kere bas ehehehe :):) diyorum. Israrla yapmaya devam ediyor. Bundan zevk mi alıyodur ne. Neyse sonunda normal bi şekilde basmayı kabul ettirdik.

Sıramı alıp doktorun gelmesini beklerken çevredeki insanlara filan bakıyodum. Bu arada doktorun yanında çalışan yardımcı kızın bana baktığını fark ettim. Doktor henüz gelmediği için odasının kapısı açıktı. Ben ona bakınca aniden kafasını çevirmişti :) sonra ben başka bi yere bakar gibi yaptım ve o yine bana baktı. Hemen kafamı çevirdim ona, o da aynı az önceki gibi başka bi yere baktı hemen :) doktorun gelmesini beklerken bir iki kestim kızı ama yok arkadaş olmuyo böyle, ben kulağımın derdindeyim burda. başka bi zamanda başka bi yerde belki? Zaten yanımda sarhoş tipli bi herif duruyodu, cins cins bakıp soru sorup duruyodu bana.
Doktor geldimi? ne zaman gelecek doktor? Sizinki kaç numara?
heeehee diyip kafamı sallayarak geçiştiriyodum onu.

Gelelim asıl olaya. Doktor gelmişti ve ben o anda başka bi yere baktığım için tipini görememiştim. Ben her ne kadar rahat olmaya ve olayı iplemiyomuş gibi gözükmeye çalışsamda içten içe bi tedirginlik hissediyodum. Lan acaba nası bi doktor bu, ters ve acımasız biri çıkmasa bari, kulağıma ne sokcak acaba, acıyacak mı? gibi şeyler düşünüp duruyordum. Git gide sıra bana yaklaşıyodu. İyice heycanlanmaya ve tırsmaya başladım, kalp atışlarım hızlandı. Ama kendi kendimi kandırmaya çalışıyodum, tamam sakinsin sen, sen bu durumlarda filan tırsmazsın olum, neler yaşadık biz, böyle basit bişeyden mi tıstcan, he heeyyt. Ama herşey açık ve netti. Yusuf yusuf çekiyodum. Sıra bana geldi, monitörde ismimi gördüm ve odaya girdim. Az önce kesiştiğimiz kıza sağlık karnemi uzattım ve;
-Merhaba :)
dedim. Kız bişi söylemedi. Yüzüne hafif bi tebessüm vererek ufak bi hareketle başını yukarı aşağı salladı. Bu, "tamam tamam merhaba sana da, hiç artislik yapma, küçük bi kız çocuğu gibi tırstığını hissediyorum, kulağını deşecez biz senin, zikecez kulağını, hem ben az önce sana değil arkadaki yakışıklıya baktım." bakışıydı.

Kızın yanında kafasında bi aletle doktor oturuyodu. Tipi ve ses tonu eski Türk filmlerindeki adamları anımsatıyodu bana. Kısık bi sesle, hasta koltuğunun göstererek;
-şöyle geçin, oturun dedi.

gittim oturdum, matrixdeki koltuklar gibiydi.
ayağa kalktı ve yanıma geldi.

-şikayetiniz nedir?
-şimdi hocam, benim şikayetim sağ kulağımdan, bir hafta kadar önce banyodan çıktım ve kulağımı temizli...
-tıkandı demi?
-evet, sanırım kiri içeri doğru ittim, tıkanıklık hissediyorum.

kulağıma bi aleti hafifçe sokarak baktı, korkum biraz azalmıştı, acıtmamıştı çünkü. sonra diğer kulağıma baktı, bunda bişi yok dedi. Sonra diğer aletlerine doğru yöneldi. Eline acayip bi alet aldı. Küçük bi huni gibiydi. Sonra ona uzun bişi ekledi. Tüm bunları arka tarafımda yapıyodu, ben göz ucuyla bakıyodum. Orda bi işler çevirdiğini anlamıştım artık. Göz ucuyla bakmaya devam ediyodum ki, işte o an sıçtığım andı. O alet tazzikli bi şekilde su fışkırtıyodu ve uzun bişeydi. Elinde bi kap getirdi ve boynuma dayadı. Bunu bu şekilde tut dedi, gıkımı çıkarmadan tuttum. Kıpırdama dedi ve aleti soktu kulağıma. Bastı suyu.
OFFF o nası bi şeydir öyle!...
banyoda kulağınıza su kaçar ya, onun sürekli olduğunu ve bin kat güçlü olduğunu düşünün. manyak bişeydi. benim yüzüm binbir şekile girdi orda. doktor, sıkma kendini dedi. nası sıkmayım a.q, kulağıma hortum soktun resmen, bahçe sular gibi suluyosun. dayanmaya çalışıyodum bütün gücümle, çok pis bişey ya, 100 tane iğne vursalar daha iyi.
bu olay ne kadar sürdü bilmiyorum ama bana çoooook uzun geldi. kulağımdaki o hissi ve o acayip sesi sanırım hiç unutamıcam :)

iş bittiğinde o tasa baktım ve kulağımı tıkayan o kulak salgısını ( sarı tonlarında iğrenç pislik) gördüm.
-vauuuv
demişim o anda :) kulağımda bi acayiplik oluşmuştu, böyle hiç duymadığım sesler duyuyodum sanki, kulağın açıldığının hissiydi bu.
noldu, tıkanıklığın geçtiğini hissediyomusun?
evet hocam, hissettim valla.

pamukla sildi ıslak yerleri, bir iki bişiler yaptı, yolladı. çıkarken teşekkür ederim dedim. yine bişey demediler :)

siz siz olun, kulağınıza çok dikkat edin. Yazının başında da söylediğim gibi çok dikkatli temizleyin, derinlere inmeden. Aman diyim. Kulağınızın yıkanması çok pis bişey, acı desen değil, ağrı desen değil ki ben bunlara oldukça dayanıklıyımdır, böyle acayip kötü bi his, valla bi ara dayanamıcam çekicem kafamı diye korktum kendimden. offf, bu kesin rüyama girer :) hep biyerlerimize bişey olunca hatırlıyoruz, sağlık çok önemli bişi bea, sağlık olmadan hiç bişeyin tadı olmuyo, sağlığınıza çok çok iyi bakın.

Aslında doktora sormak istediğim bişey vardı; "hocam, kulağımız çınladığında birinin bizi andığı doğrumudur?" ama o aleti kulağıma tekrar sokmasından korktuğum için sormadım.