20 Ağustos 2007 Pazartesi

Annemi ver!...

Sabah olmuş, yeni bir gün başlamış, insanlar işlerine güçlerine koştururken benimde yatma vaktim gelmişti artık, uykuda iyice bastırmıştı. Gözlerimi açık tutmakta zorluk çekiyordum. Çıktım ranzanın ikinci katındaki yatağıma ve kendimi onun şevkat dolu kucaklarına bıraktım. Herşey güzel gidiyordu ben uykuya dalmak üzereydim ki, apartmanın sabahın köründe kalkan çocuklarından biri(her apartmanda bir kaç tane mevcuttur), çıkarabildiği son sesle ANNEEEEE, ANNEEEE diye üçüncü kattaki, muhtemelen mışıl mışıl uyuyan, bilmem kaçıncı rüyasının ortasında olan annesini çağırma telaşındaydı. Henüz zil nedir? ne işe yarar? gibi soruların cevabını bulamamış bu çocuk, o cıyyak sesiyle bağıra bağıra benim gibi bir çok apartman sakininden çeşitli küfürler yiyedursun, bu feryadını duyan abisi;

-ne var lan?... şeklinde bir çıkışta bulunur ve işte o uykulu anımda beni yatakta kopartan, uykumu kaçıran müthiş cevap aşşağıda sızlanmak olan çocuktan bir cem yılmaz espirisi edasıyla fırlar;

-annemi ver...

bu çocuk annemi ver derken ne demek istemiştir, daha önce kaç defa telefonla konuşmuştur ki bu çocuk, çıkardığı kelime sayısı kısıtlıdır zaten. Hem telefonda konuşmuş olsa bile telefonda konuştuğu kişiden başkalarını vermesini isteyecek kadar ne konuşur, bu kadar çevresi varmıdır?

Buna benzeyen olaylar yaşadım daha önceden; mesela zil çaldığında apartman boşluğuna ALOO diye bağırmak, zili çalan kişi biraz muzursa yanlış numara diyip kaçması vb.

Hiç yorum yok: