21 Aralık 2010 Salı

yine yemekli bir yazı

mikrodalga fırın - evimizde yeni bir çağın başlangıcı
ayıptır söylemesi (?) geçen gece hayatımda ilk kez mikrodalga fırında ekmek arası tulum peynir ısıtıp yedim. iyice moderinleştik lan :p mikrodalga fırın falan. kıhkıhkıh.. aaah ahh vedat milör'ün kulakları çınlasın... halbuki ispanyada böyle değil. ordaki tüm evlerin mutfaklarında taş fırın var ve adamlar yumurta dahi kırsalar meşe odunu ateşinde pişiriyorlar :p

aslında daha önce de mikrodalga fırında ısıtılan bişiler yedim tabi yemedim değil. o kadar da postmodernizm değilimdir... ?? !! ?! ...mesela 6-7 yıl önceydi galiba, yıl hesaplarında iyi değilimdir. neyse işte o ara yazın ben bi süre cdci de çalışmıştım. (korsan cdci) orda dükkana yakın bi bakkal vardı. (korsan bakkal değil) hergün öğlen ora gidiyodum adam orda bana bir somun ekmeğin içine sucuk+kaşar koyup ısıtıyordu. nefis oluyordu tabi bende dükkana gelip yiyordum. bi de bakkala ortadan ikiye böldürüyodum bıçakla ekmeği, yemesi kolay olsun diye. galiba bu sebeple yarısını benim, diğer yarısını da patronun yediğini düşünüyordu bakkal. bi gün noldu tam hatırlamıyorum, bişi sormuştu galiba. -abi ben bunu tek başıma yiyorum... dedim. adam beni yadırgadı lan. -tek kişiye bu çok, cıks cıks cıks... falan gibi bişiler dedi gayet ciddi bi şekilde. ben de ehehehe diyebildim sadece :D sanane amına kodumun ya, parasıyla değilmi. üni. birinci sınıftayken de okulun bilgisayar merkezindeki kantinci benzer bişi yapmıştı. üç tane poğaça aldığım için yadırgamıştı beni. -üç tane çok değil mi? demişti. hayret bişey ya. insanlar benim yememe takmış. bu arada o yediğim kaşar+sucuk ekmekler müşterilere kokuyomuydu ki. umarım kokmamıştır insanlara. gerçi pek müşteri de gelmezdi. ulan dertlendiğim şeye bak, olayın üstünden kaç yıl geçmiş bunu düşünüyorum. neyse konuya döneyim, daha önceden de bi şekilde olmuş mikrodalga fırın hayatımda ama evde olması ve benim kullanmam hakkaten acayip bir deneyimmiş, çok ilginç bir duyguymuş. elektronik eşyalara çok içtenlikle yaklaşmam, kullanmadan önce klavuzunu baştan sona tamamen okumama rağmen bazıları bana içten içe gıcıktır, işte bu yüzden tedirginlikle yaklaştım mikrodalga fırına. bi de tabi bu mikrodalga fırın benim zihnimde çok acayip bi konumda. bi kere isme bi bakın. mikrodalga. çok ultrasupersonik ışınlı, radyoaktiviteli, radyasyonlu falan bişi bu benim zihnimde. çok dikkatli olmak lazım, ya değilse ikinci bir çernobil faciası yaşanabilir mutfakta. yapacağım en ufak bir hata ultrasüpersonik radyoaktivideli radyasyona maruz kalmama neden olabilirdi.
o yüzden radyoaktivite kıyafetimi giyindim. yarım somun ekmeğin içine ki aslında o bir somun ekmek sayılır. çünkü kullandığım ekmek iki somunun birleştirilerek satıldığı ekmeklerdendi. neyse işte bu yarım somun ekmeğin içine tulum peyniri doldurdum. ekmeğin çeşitli yerlerine de az miktarda tereyağı koydum. üstüne de biraz tereyağı sürüp bıçakla ekmek üzerine hafif kesikler açtım. ve işte o an gelmişti. mikrodalga fırınla ilk deneyimimi yaşamak üzereydim. içimde tedirginlik ve korkunun yanı sıra bu operasyonu başarıyla tamamlamak istemenin umudu ve sonrasında yaşayacağım sevincin kıpırtıları da vardı. tüm planımı yapmıştım, herşey hazırdı. ayarları kontrol ettim, kapağı açtım, ekmeği içeri koydum, kapağı kapattım ve süreyi ayarladım. operasyon başlamıştı, ekmeğim içerde dönüyordu. süre yavaş yavaş geriliyordu. nihayet dinkkk sesiyle operasyon noktalandı. ekmeğimi çıkarıp biraz bekledim. çünkü biraz beklenmesi gerekiyordu. kılavuzda öyle yazıyordu. çünkü besinlerin içindeki enerjiden dolayı bir süre daha ısınmaya devam edecekti ekmeğim. bi süre bekledikten sonra ekmeğimi elime aldım, o sıcacık, yumuşacık ekmeği hissettim ve ısırdım. işte bu, işte ultrasüpersonik mikrodalga teknolojisinin geldiği son nokta. nefis bir tulum peynirli somun vardı elimde ve ben onu yiyordum.

4 yorum:

A-H dedi ki...

kullanimi cok kolay ama keske birde saglikli olsa :(

stickman dedi ki...

sağlıksız olduğuna dair net bir bilgi varmı emin değilim A-H ama çeşitli söylentiler var tabi ve insan huzursuz olabilir. ilk başta bende de olmuştu ama artık zerre yok :D neden diceksin? amaaaan boşver, sanki 100 yıl mı yaşayacaz. hem 100 yıl yaşasak nolacak. ben şahsen istemem 100 yıl filan yaşamak. atın ölümü arpadan olsun. bi de ben günde hiç düşünmesem en az 15 dakika keşke hemen ölsem lan diye düşünen biriyim. eh böyle biri için de sağlıksız şeyler korkusu biraz samimiyetten uzak olurdu. zaten sigaraya da başlayacam. içkiye filan da başlarım. ahaha :D hatta sigaramı mikrodalgada yakarım :D

taen dedi ki...

çizimler güzel olmuş.

stickman dedi ki...

teşekkürler taen.