25 Nisan 2012 Çarşamba

çay bazen de hararet yapar bünyede

ingiltere prensesine mektup yazsam. sayın prenses bi akşamüstü sizi beş çayına bekliyorum. buyrun gelin... desem. prenses de kabul etse. atlasa gelse buraya. ben de gitsem mutfağa prenses oturma odasında otururken. çayı koysam. sonra içeri gelsem türk çayını övsem. türk çayı şöyledir türk çayı böyledir desem. sizin çaylarınız da çay mı yahu diye şakayla karışık laf soksam. beklesek beklesek ben çayı getirsem. sonra bi döksem çayı ama çay akmasa bardağa. sadece sıcak su aksa. prensesin gelmesi dolayısıyla heycana kapılıp demliğe çay koymayı unutmuş olsam. rezil olsam prensese. ülke ilişkileri çıkmaza girse filan. prensesin korumaları beni tartaklasa, itse kaksa. gücünüz bize mi yetiyor lan ingiliz piçleri diye çıkışsam onlara. sonra bir güzel dövüp gitseler beni. pişman olsam çağırdığıma, demlik kere, mektup kere, krallık kere sikeyim seni diye küfretsem koca prensesin arkasından.

3 yorum:

éLLa Ç. dedi ki...

ne hayal gucu ama :)

Must. dedi ki...

Olan olmuş bir kere. Üzerine "Soğuk içiniz" yazarsan en azından ağzı yanmaz prensesin. Belki hafifletici sebep olur senin için de..

stickman dedi ki...

éLLa Ç, yaşlı demeden düşkün demeden saydırdım ya koskoca prensesin arkasından, orda biraz ayıp ettim sanki.

Must, kadın gelmiş 580 yaşında. onda damak mı kalır. sıcak soğuk ayırmadan içer ne bulursa.