26 Ocak 2012 Perşembe

made in japan

bi gün kafama esse. atlayıp uçağa japonyaya gitsem. orda bi kaç japon arkadaş edinsem. onlar da bizim karaktersiz insanlarımızın yabancılara yaptığı gibi günlük hayatta kullanılan kelimeleri küfür şeklinde öğretseler bana. sonra onlar yokken bi lokantaya gitsem. garsona desem ki o ağzıma çok yakışan japoncamla; bana bi tabak o güzel mi güzel japon çorbanızdan getirir misin? ama bunu japonca; sizin meşhur ebenizin amı çorbası varmış, onu içmeye geldim be ne bakarsın öyle yarrağımın kafası! demiş olsam. bunu duyan garsonudur, aşcısıdır, komisidir, şefidir bi toplansalar. turist murist demeyip orda ağzımı burnumu kırsalar. üstelik henüz dünyaya yayılmamış, sadece japonların bildiği gizli bir dövüş tekniğiyle yapsalar bunu. japonyalarda hastanelerde yatsam aylarca. sonra türkiye'ye gelince atıp tutsam bu japonların arkasından. abi çok manyak bi millet bu japonlar. aman oraya gitmeyin, çorba isteyince bir temiz dövüyolar adamı desem. üstelik öyle bir teknikle dövüyorlar ki ben böyle şey görmedim hayatımda desem. japon arkadaşlarımın bana yaptığı pisliği de hiç öğrenemesem. sırf çorba istedim diye dövüldüğümü sansam tüm hayatım boyunca. japonyaya nefret duysam hep. çoluğumu çocuğumu japon düşmanı olarak yetiştirsem. arkadaşlarıma hiç geyşa anısı filan da anlatamasam. nereye anlatıyosun tabi daha ilk gün gitmişim dayağı yemiş vizem bitene kadar da hastanelerde kalmışım. hiç geyşa yüzü göremeden gelmişim koskoca japonya imparatorluğundan.

2 yorum:

MOMOL dedi ki...

belki hastanede yatarken çıtı pıtı bir hemşire tavlardın, hikaye böyle sonuçlanmak zorunda değil man :)

stickman dedi ki...

yaa demi ne güzel olurdu ama işte gel gör ki ben öyle pozitif düşünemiyorum. hep negatif düşünüyorum. pozitif düşünmeyi bi türlü başaramıyorum. niyee yapamıyoruuuum! hadi pozitif düşünmeyi geçtim. negatif düşünmesem, yani hiç düşünmesem ona da razıyım ama yok. elimde değil. illa ki negatif düşünüyorum.