31 Ağustos 2012 Cuma

bu çok acı bişey

bi mucize olsun ve yarın tekrar bugün yaşadığım güne uyanayım istiyorum. ve bişeyleri değiştirebileyim. ilk defa görüp, ilk defa konuşup, yakın zamanda veya bir daha asla ikinci bir defa göremeyeceğim ve konuşamayacağım bi insanla karşılaşıp değişik şeyler hissedince... bu cümleyi burda bitirmek istiyorum çünkü devamını yazamıyorum. yazıya çeviremedim o duyguyu. ve bugün böyle bişey oldu. hem de şehrin çok alakasız, kuytu bi yerinde. benim kırk yılda bir geçtiğim ve karşı taraftaki insanın da hayatında ilk defa girdiği kuytu mu kuytu bi sokakta oldu herşey. 15 saniye kadar süren bu olaydan bi süre sonra ben kendime geldim ve yine söyleyemediğim şeyler için pişman oldum ve neden bunu yapmadığımı anlayamadım. böyle insanlar vardır. sanki sizin için yaratılmıştır, yıllarca onu beklersiniz ve bir anda çok alakasız bi yer ve zamanda karşınıza çıkıverir. hazırlanma şansınız yoktur. hatta o olduğunu anlayamazsınız bile ama yine de o an garip bişeyler olur. garip bişeyler hissedersiniz. görüntünün etrafında bi koyuluk var gibi olur. sanki istemsiz hareket edersiniz. davranışlarınızı ve sözlerinizi siz söylemezsiniz sanki. kontrol sizde değildir. vucudunuzun içinde kısılmış kalmış çaresiz bi şekilde olanları izlersiniz. 15 saniyelik bu olay size 1-2 saniye filan gibi gelir. kafanız yerine gelince düşünüp hareket edebilme yetinizi yeniden kazanırsınız. bana da böyle oldu. bi 15 dakika kadar sonra kendime geldim. berbat görünmeme, pis olmama ve muhtemelen kokuyor olma ihtimalimi de hiç umursamayarak ikinci defa görüp ikinci defa konuşabilme umuduyla geri döndüm. bıraktığım yerde olmasa da oranın biraz yakınında ikinci defa görmeyi başardım. fakat bir yanında annesi bir yanında da abisi olduğunu tahmin ettiğim iki kişi vardı. bir devlet kurumunun bahçesindeki bankda oturuyorlardı. onun buralı olmadığını aslında ilk görüşte anlamıştım. buralarda market var mı? diye sorduğunda da bundan emin olmuştum. tüm bunları, burda ne aradığını, nereden geldiğini, marketi bulup bulamadığını sormak ve hazırladığım esprileri de yapmak için yanına gittiğimde yalnız olmayışı şanssız bir durumdu. daha önce de şöyle bişey olmuştu. ama bu başkaydı ya. bu bambaşka bişeydi. ikinci kez gördükten ama ikinci kez konuşamadıktan sonra o bölgede görüş açımı kaybetmemeye dikkat ederek ağır adımlarla yürümeye devam ettim. derken kalktıklarını gördüm. babası o devlet binasından çıkmıştı ve yanlarında bi adamla beraber 5 kişi arabalarına doğru ilerlediler. muhtemelen o devlet kurumunda çalışan adam babalarına yolu tarif etti. nedense plakayı tam almak yerine sadece başındaki 25'i kafama kaydettim. eve gelip internetten bakana kadar 25'in hangi şehre ait olduğunu bilmiyordum. bütün trafik kodlarının hangi şehirlere ait olduğunu bilen çılgın tiplerden değilim. erzurum'muş. bindiler ve gittiler. işte bu kadar. şu an hala yolda olabilirler. belki de hiç gitmemişlerdir. bilemem.

4 yorum:

Melis Gökçe dedi ki...

okumaya başlar başlamaz pembeli geldi aklıma, sen de unutmamışsın. bence pembeliyi bul hem erzurum uzak yahu.

Daçe dedi ki...

güzel hikaye. acı olmuş ama zaten hep böyle olmaz mı?

gloomysun dedi ki...

bazen her gün gördüğünüz ve her an konuşabilme fırsatına sahip olduğunuz birisidir o. yine de yine de olmuyor, konuşamıyorsunuz ama. neden yapamadığımı ben de bilmiyorum.

stickman dedi ki...

Melis, yoksa pembeli sen misin? :p bu kız söz konusu olunca pembeli çok teferruat kalıyor yav. değil erzurum, çindeyim gel dese bile giderim bu kız için.

Daçe, benim salaklığım yüzünden işte. Ya değilse böyle olmayabilirdi. Şu an ona çikolata yediriyor bile olabilirdim.

gloomysun, seviyorsan git konuş bence :D belki o da seninle konuşmak istiyordur ama konuşamıyordur.