saçmalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saçmalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2007 Salı

oruç devam ediyor...mu acaba?

Ramazan bitti bitmesine ama ben yine kendimi oruç tutuyormuş gibi hissediyorum. Bi şeye alıştım mı kolay kolay bırakamıyorum onu. Akşam yemeğine oturduğumda tuhaf bi tedirginlik oluyo içimde, -lan ezan okundu mu ki?... gibi kafamda sorular türüyo. Çok susadığım bi an, önümde bir şişe su ve boş bir bardak duruyor ama içmiyorum. Su dolu o miss gibi şişeye biraz dikkatli bakınca farkediyorum oruç olmadığımı, hayvan gibi içiyorum. Geceleri midem kazınıyo, mutfağa gidip bişiler atıştırıyorum, bir an sahur gibi geliyo ama yok yok diil işte, resmen bitmiş ramazan. Sahur sıcaklığı yok ortamda. Sahurdan sonra hiç uyumazdım, saat 5,15 te atılan top sesiyle irkilirdim. Yine uyumadığım zaman 5,15 de irkilme ihtiyacı hissediyorum. Ama o camları inleten top sesi yok.

Aslında yalan söyledim, bal gibide hissediyorum ramazanın bittiğini. Oruç gibiymişim gibi filan da hissetmiyorum kendimi. Canım istediği zaman dalıyorum mutfağa ne varsa yiyorum. Susadığım anda gürül gürül içiyorum suları. O manyak davulcuda gitti ohh bee rahatladım. Zaten bilmiyodu davul çalmayı. Akşam yemeğinde de daha annem yemeği tabağa koyar koymaz atlıyorum, başlıyorum yemeye. Hayvanmıyım neyim. Ramazan bittiğine göre artık seksi kola ve dondurma reklamlarıda çıkar. Bu yazıyı da hiç beğenmedim aslında, çok dandik oldu. Beni yalancı gibi göstercek. Yada oruç ve ramazan düşmanı gibi de gösterebilir. Pis bir insan gibi. Pis tüketici. Nuri Alço, gerçek hayatında esmermiş. Kafam karıştı. Konuda bütünlükten eser yok. Kopmuşken tam kopayım. (parantez içine girdim çıkamıyorum, biri beni çıkarsın, anahtar dışarda kaldı, biri parantezi kapayıp üstüme kilitledi.) kendimden tiksindim, ne ki şimdi bu?...!...

Kendimi affettirebilecek bişeyler yazayım bari. Bu cümleden sonra yazan ismi okumaya çalışmayın, çok zor, yormayın kendinizi, ne demiş ona bakın. François de La Rochefoucauld amcamız demiş ki;
"-kendi sırlarımızı kendimiz korumayı başaramazken, bunları anlattığımız başkalarının bu sırları korumalarını nasıl bekleyebiliriz ki?"
sustum...

7 Eylül 2007 Cuma

Çok fazla insan var dünyada

Bazen dünyada bu kadar çok insan yaşadığına inanamıyorum. İnanasım gelmiyor. O kadar fazla insan, o kadar farklı hayatlar varki, düşündükçe çıldırcakmışım gibi hissediyorum, bırakıyorum düşünmeyi...ama olmuyor, yeniden düşüyor aklıma. Bu kadar çok insan, bu kadar çok farklı yaşam nasıl olabilir.

Düşünsene Paris'in cafelerinden birinde oturup kahvesini ve sigarasını içen yaşlı bir fransız kadın, aynı anda Irak'da oğlunun cesedini arayan Iraklı bir kadın, aynı anda amerikada golf oynayan emekli bir adam, aynı anda Türkiye'de emeklilik maaşı yetmediği için çöplerden topladıklarını satarak geçinmeye çalışan yaşlı bir emekli var bu dünyada.

Hatalı sollama yapan bir aracın içindeki aile karşıdan gelen kamyona çarpmak üzereyken, aynı anda dünyanın diğer ucunda doğumgünlerini kutlayan binlerce insan. O gün karnını nasıl doyuracağını düşünen insanlar var, aynı anda 16. yaş günü için babasından son model araba, süper bir parti isteyen insanlarda var. Vatanını korumak için teröristler tarafından hayatının baharında öldürülen bir asker ve bunun acı haberini alıp yıkılmış bir aile, aynı vatanda gününü gün eden ama bu vatan için hiçbirşey yapmamış insanlarda var.

Sen burda bu yazıyı okurken aynı anda başka biri intihar ediyor. Bunun gibi sayfalar dolusu örnek yazabilirim.

Bazen reddediyorum, olamaz böyle bişey. Çevremdeki herkes, gördüğüm her kişi benim hayatımda ufak veya büyük bir rol oynayan ne yapacağı önceden biri tarafından programlanmış kişiler gibi. Mesela yolda yürürken yanımdan geçen kişi sadece bir figüran. Veya balkona çıkıp dışarıyı izlerken gördüğüm insanlar, onlarda figüran. Belki de evimizin önündeki sokaktan geçip caddeyi döndükten sonra yok oluyorlar. Onların görevi sadece o anda bana görülmekti ve bunu yaptılar. Annem, babam, kardeşim...Mesela evin kapısını kapatıp dışarı çıktığım an, evin içindeki tüm kişiler ve tüm eşyalar yok oluyor olabilir. Truman Show u izlemişsin sen ondan etkilenmişsin diye düşünebilirsiniz. Ama o filmi izlemeden çok önce de düşünüyordum bunları.
Sanırım yıllar önce izlediğim Micheal Douglas'ın filmi "Oyun" dan biraz fazla etkilenmişim

:) neyse...

Çok ama çok fazla insan var dünyada. Haddinden fazla. Herkes kendi derdinde, herkes birşeylerin peşinden koşturuyor. Herkesin farklı farklı hayalleri var. Ama amaç biryerde aynı. Mutlu olmak, istediğin şeyi elde etmek. Bazen insan birşeyi istemese bile, onu elde etmiş olmayı başarmak için kendini paralıyor. Zaten insanın bitmek tükenmek bilmeyen isteklerinin sonucu dünyanın bu hale geldiğini düşünüyorum ve nasıl bir sonumuz olacağını merakla bekliyorum. (binbir türlü felaket filmlerini izleyerek. Nedense hep kurtuluyoruz bu filmlerde, hep insanoğlu kazanıyor, bir kerede tamamen yok olalım şu dünyadan)