sağlık karnesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık karnesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Eylül 2008 Pazar
DOKTOR ÇAĞIRIN!
güneş girmiyor diyorum ulan çağırsanıza. fena hastaydım bi kaç gün önce, hemen dedim ki kendi kendime; şimdi yanımda olsa bana bakardı, hemen iyileştirirdi beni. hemen bilirdi neden hasta olduğumu, beni nasıl iyileştireceğini bilirdi. aslında bi kerecik öpse bile iyileşirim ben. ne güzel olurdu. çorba filan içirirdi bana, üstümü örterdi üşümeyim diye. serum filan da bağlayabilirdi ne yapsa razıyım. boynumda tutulmuştu biraz, hafifde masaj yapardı zarif elleriyle.. neler söyledim böyle, kişisel ihtiyaçlarım için istiyomuşum gibi oldu. ama normal ya, hastalıktan çıktık. aslında tam olarak çıkabildiğimden emin değilim, bu sabah yine kendimde bazı belirtiler tesbit ettim. (tuvaletteyken, anlatmıyım şimdi) off ulan off, hastayken daha bi onsuzluk çöküyo üstüme. keşke yanımda olsaydı, semptomatik tedaviye bile razıyım. sağlık karnemin süresimi doldu ki yine? o yüzden gelmiyo olabilir mi acep. bi daha bi uzattırayım ben o süreyi. brokratik işlemler... ne macera ne macera...
Etiketler:
brokrasi,
doktor,
hasta stickman,
hastalık,
ilaç,
papatya,
sağlık karnesi,
seni seviyorum,
serum
19 Ocak 2008 Cumartesi
Sağlık Karnesi
Geçenlerde sağlık karnemin süresi dolduğu için, okuldan öğrenci belgesi almam ve bu süreyi uzattırmam gerekiyordu. Neyse gittim okuldan öğrenci belgesi aldım 1 ytlye :) Sonra tekrar merkeze dönüp, gerekli işlemin yapılacağı binaya geldim. (bina diyorum çünkü ismi baya uzun. sosyal sigortalar kurumu konya bölge müdürlüğü, konya şubesi filan gibi bişey. bunun 3 katını filan düşünün işte) Kapının çevresinde bekleyen insanlar vardı. Ordan adamın birine saati sordum çeyrek var dedi. Böyle yarım yamalak saat söyleyen adamlara uyuz olurum. Kaça çeyrek var? Adam gibi bire çeyrek var de işte. Ölür müsün? Neyse. 15 dk çok değil, mesai 1 de başlıcak, bekliyim şurda dedim. Tabi insan bi müddet bekledikten sonra süreyi kontrol etmek istiyo ama saat yok. Şöyle etraftaki insanlar saatlerine bakınca bende görebildiğim kadarıyla bakmaya çalışıyodum. Kapının dibine durdum ki, içeri girilmeye başlayınca arkalarda kalmıyım :) Hemen kapının diğer dibinde de çok tedirgin biri bekliyodu. Onun yanında her türlü bekleme ortamında en az bi tane bulunan, konuşkan ve eleştiri yapan, her kelimeden sohbet ortamı oluşturmayı kendine amaç edinmiş, güleç suratlı, kısa boylu adamlardan vardı bi tane. Yanındaki hacı amcaya bişeyler anlatıp duruyodu ama konuştuklarının yarısı anlaşılmıyodu.
Saat 1'e iyice yaklaşmış olcaktı ki, kapının önündeki kalabalık gitgide büyüyordu. Ben ara sıra gözucuyla içerdeki güvenlik görevlisine bakıyodum. Sanırım girmemizi o söylücekti. Bir yandan da kapıyı kontrol ediyordum ki benden önce yüklenmesinler ve arkada kalmayım. Tam bu düşüncemin bitmesiyle tekrar güvenlik görevlisine baktım ki beklediğim o işaret gelmişti. Ortam bir anda hareketlenmişti. Anlaşılan kuyrukta fazla beklemek istemeyen tek kişi ben değildim.
O kapının diğer yanında bekleyen tedirgin eleman hakkaten tedirginmiş. İşareti görür görmez bi panik oldu, yüz şekli değişti. Koşmaya başladı. Bende onun arkasından fazla kasmadan hafif tempoda koşmaya başladım.
Daha bazı memurlar merdivenlerden yeni çıkarken önümdeki elemanın onların arasından açtığı boşluklardan bende faydalandım, kıvrak ve estetik hareketlerle aralarından sıyrılıp koşuyordum. Bu koşudan sonra ilgili bölüme varmıştım. Tam istediğim yerde, tedirginin arkasında ikinci sıraya yerleşmiştim.
Tedirgin eleman bana doğru döndü ve nasıl anladıysa -sizinkide mi sağlık karnesi uzatma hocam? diye sordu. Evet dedim ve -sadece öğrenci belgesi lazım demi başka bişey gerekmiyo? diye sordu, ben yine Evet dedim. Tedirginliği geçti. Kısa boylu adam her zaman ki gibi yine sohbet etme peşindeydi ve bişeyler anlatıp duruyodu. Kafa sallayarak dinliyodum onu. Artık tedirgin olmayan eleman içeri girdi, işini halledip çıktı. Ama çıkarken de bi havalar, bi kasılmalar, bi uzaklara bakmalar filan. Sanki az önce muhtaç gözlerle bakıp yardım isteyen o değildi. Sonra içerden ürkütücü bi ses tonu duydum. -GEEEELL. bir an için tırstım ve afalladım galiba. Kısa boylu uyardı beni. -Gir gardaş. Ben girdim.
İşte içerde bunlar yaşandı. Kadından öyle tırsmıştım ki işlemi bitirdiği anda, sağlık karnemi alıp fırladım dışarı.
Artık bütün işimi bitirdiğim ve o odada yaratığımsı bişeyle bir müddet başbaşa kaldığım için son sürat binadan çıkmaya çalışıyodum. Gün ışığını görmüştüm, kapıya çok az bir mesafe kalmıştı. Son sürat koşmaya devam ettim.
Özgürlüğüme kavuşmanın verdiği huzur ve enerjiyle havalara uçmuş ve içimden geleni haykırmıştım dünyaya. O binanın önünde mutlu bi adam vardı artık ve evine gitmemesi için hiç bir neden yoktu. Gittide zaten. Yattı, uyudu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)