25 Şubat 2011 Cuma

pardon canım, geciktim..

geç kalan insanlar. evet. böyle insanlar neden var anlamıyorum. her yere her zaman geç kalırlar. sanki geç kalmak için yaratılmışlardır. bir de sanki çok işleri varmış gibi sürekli telaşlı davranırlar. halbuki tek bir mantıklı, faydalı işleri yoktur bunların. 15 dakikaya kadar geliyorumculardır bunlar ama tabiki asla gelmezler. en az bir saat sonra gelicilerdir. geldiklerinde de sizi anında ikna edecek en az bir bahaneleri mutlaka vardır. çok iyi bahane bulucudur bunlar ve sizin kafanızda aniden "-e adam haklı" fikrini oluşturuverirler. kızamazsınız onlara. hatta kendinizi onun yanında suçlu hissedersiniz. ulan adamın uğraştığı süper ötesi işlere bak, ben bir de karşına geçmiş, vay efendim geç geldin, yok efendim geç geldin diye hesap soruyorum. ne kadar iğrenç ve düşüncesiz bi insanım ben... diyerek üzülürsünüz, hatta utancınızdan büzülürsünüz.

geç kalan, geç kaldığı yere illaki cep telefonundan birileriyle konuşarak gelir. hatta geldikten sonra onun konuşmasının bitmesini beklersiniz. belki bir kaç karşılıklı göz kırpma yaşanabilir. geldiklerinden itibaren 30 dakikaya kadar konuşulamayanları vardır. nihayet telefon görüşmesi bittiğinde geldiği ortamı da hemen ele geçirir bizim 15 dakikaya kadar geliyorumcu. ortamın en önemli insanı oluverir. sanki geç kaldığı için ödüllendirilmiştir. sanki biz oraya sırf onu beklemek ve sonrasında da gelişiyle mutlu olmak için toplanmışızdır. o bir numaradır. en büyüktür. cehenemmeden çıkan çılgın türk'dür.

bakın ne önemli işlerim var, ne kadar yoğun bir insanım, ne olaylar yaşadım ama yine de sizlerleyim, aranızdayım... mesajını altmetinlerle öyle bir yerleştirmiştirki beynimize, hepimiz onun küçük köleleri olmuşuzdur bile. ki grup içindeki bireylerden bazıları, grubun geri kalanından bağımsız bir şekilde, geç kalanla arasında özel bir bağ olduğunu, aslında diğerlerinden bambaşka bir yakınlıkta arkadaş olduğunu, sadece ikisinin anlayıp gülebildiği espriler yaparak veya sadece ikisinin yaşadığı, ortamdaki diğer kişilerin bilmediği anılarını yine sadece kendilerinin duyabileceği bir ses tonunda konuşup üstüne sesli gülüşler veya tamam hallederiz... olsun kafana takma... yada o iş tamam... tarzında ciddi mimiklerle tamamlayıp süsleyerek vurgularlar. bir kişi gider, başka bir geç kalan yalakası yaklaşır onun yanına. hiç boş kalmaz.

ve geç kalan insan her zaman en erken gidendir. gitmesi de en az gelmesi kadar olaylıdır. muhtemelen şu sıralarda da bir yerlere geç kalıyordur. en az üç telaşlı telefon görüşmesi ve aceleyle yazılan beş mesajlaşmadan sonra gidebilir o. gitmeden önce kısa bir kaos yaşanır ortamda. önce gideceği haberi grup içinde telaşla yayılır. o gidiyormuş! aa öyle mi? evet o gidiyormuş? gidiyormuş o!

tam gideceği sırada yine grubunun sevgi gösterisinin içinde boğulur. yaa gidiyo musun olum? ya yeni gelmiştin nere kaçıyosun çakal! sevgilinin yanına mı gidiyorsun kız?! gibi cümlelerle geç kalan yalakaları vedalaşma konuşması yapmak için hızla yanına gider geç kalanın. yine çok gizemli, çok ciddi, çok önemli kısa konuşmalarla uğurlarlar onu. peki gitmesiyle olay biter mi? tabi ki bitmez. o gittikten sonra yine konuşulmaya devam eder. -deli bu çocuk ya! ama seviyorum!.. -iyi çocuk.. -iyi adam.. -dürüst insan.. -iyi kız.. -cimcime ya... tarzı cümleler kurulur arkasından. size bişey söleyim mi? ben hiç sevmiyorum bu geç kalan insanları. hiç sevmiyorum bu on beş dakikaya kadar ordayımcıları. ciddi birer şerefsiz ve lağım terliğidir bu geç kalanlar. kanalizasyon artığıdır. lama tükürüğüdür.

4 yorum:

Şirvan dedi ki...

Bekletilmiş ve kızmışız sanırsam. Ama iyi yazmışsın klavyene sağlık:))

rahat yazar dedi ki...

Güzel yazı. Geç kalanlara sinir oluyorum ya sanki ortamda herkes onları beklemeye programlanmış gibi geliyor. Bana kalsa beklemek istemem ama yazıda da dediğin gibi bu geç kalanların özel bir havası oluyor, örneğin "assolist" diyorum öyle kızlara:)

takkerman dedi ki...

yardırmışsın yine :D ama malesef bu insanlar hep olacak hayatımızda. belki de bazen fark etmeden biz o insanlar gibi olacağız.
bir arkadaş grubu içinde o gizemli tavırlar içinde bulunan insanlar isteyerek ve kafalarında bir şeyler planyarak öyle davranıyor gibime geliyor bazen. muhakkak iki kişinin arasında farklı bir bağ varmış gibi görünüyor. sen kendini dıştan biriymiş gibi hissediyorsun. garip!

stickman dedi ki...

Şirvan, eh işte zaman zaman oluyo kısmen. şu an başıma gelmiş bişi değil yani. yaşadım, gözlemledim, biriktirdim, sinirlendim ve kustum efenim :)

rahat yazar, aslında bekleyenlerde de hata var. bak geç gelen yalakalarına geçirmeyi unutmuşum yazıda. artık başka yazılara saklayım onları.

takkerman, hepsini dövecem onların. hepsini!