5 Şubat 2011 Cumartesi

ağrısız kulak delinir (fuck you!)

ücretli izin
şu ücretli izin nedir anlayamadım gitti. birilerine sormaya da çekiniyorum beni aşşalarlar diye. yani adama izin veriyolar üstüne bi de para mı veriyolar? yoksa çalışan adam al abicim şu parayı ben izne çıkıyorum mu diyor? veriyor 10 tl. 10 günlük izin mesela. nasıl? bu tarz mevzuları ben niye hiç bilmiyorum ya. ühühü. kıdem tazminatını filan da bilmiyom lan ben. ühühü :( askerlik borçlanması ne bi de? askerde benden borç mu isteyecekler. ben askerlerden borç mu alacam. sigorta prim günü filan ne ya. ne gerek var böyle şeylere. hayat neden bu kadar karmaşık allahım :(

yemek hafızası
hani koku hafızası var tamam biliyoruz, şarkı hafızası da var, hatta hava durumu hafızası bile var ama bi de yemek hafızası varmış. bunu yeni keşfettim. uzun zaman önce belli bi yerde sıklıkla yediğiniz yemeği yerken tekrar o anlara dönüyosunuz. güzel oluyor. böylece yemek yemek için yeni bi bahanem ve yemek yemeyi soktuğum yeni bi şekil var. zamanda yolculuk!

ispanyolca kursu
üç gün önce ispanyolca kursuna başladım. çok iyi oldu. çok da güzel iyi oldu tamam mı. kızlar beni aramıyorken başka bi yerde olabileceğim. ahahaa. şaka lan başlamadım kursa filan. zaten bu espri family guy'ın şu an hatırlamadığım bir bölümünde şu şekilde geçiyor; -hey Meg! okulun bayrak takımına seçilmen güzel oldu evet. iyi oldu iyi. erkekler seni aramıyorken başka bi yerde olabileceksin. puahuahuahaaa! bence bu aşırı komik.

insan bi aynaya bakar aynaya!
ben bile bazen aynanın karşısına geçtiğimde; ulan bu genleri gelecek kuşağa aktarmaya ne hakkım var?!.. diye sorguluyorum kendimi. ben bile bunu yapabiliyorken bazı insanların, özellikle de hintlilerin ve kuzey korelilerin bunu yapmaması büyük gerzeklik. insan bi kendinin farkında olur be. ha hintlilerim benim be? ha kuzey korelilerim!

ağrısız kulak delinir (fuck you!)
yıl 2011 ama bazı eczanelerin camında hala "ağrısız kulak delinir" yazıyor ve yine yıl 2011 ve ben bu yazıyı her görüşümde kendi kendime; -kulağım ağrıyorsa hadi ehehehe... diyorum. delmeyecek misiniz yani? diyorum. -gidip bi ağrı kesici ilaç içeyim de öyle geleyim o zaman ehehehe... diyorum. -salaklara bak ya yanlış yazmışlar ehehehe.... diyorum. gerizekalı o kadar yıl eczacılığı boşuna okumuşsun... diyorum. bir de kulağını gerçekten deldirecek biri olsam kimbilir neler derim. ve sıkı durun, o eczanenin önünden her geçişimde diyorum bunları. ve demeye de devam edeceğim. asla susmayacağım. beni kimse susturamaz. sen bile susturamazsın yıldızlaaaar susturamaz.

8 yorum:

t.u.b.a dedi ki...

''yani adama izin veriyolar üstüne bi de para mı veriyolar?''

evet aynen öyle oluyor. iş hayatının en sevdiğim sahfası da bu ücretli izin dönemleridir şahsen. ücretli izin candır.

Süpersonik Sam dedi ki...

Ağrısız kulak delinir muhabbetine feci derecede katılıyorum, bana göre toplumun kanayan yarasıdır bu durum.. Çok yazık..

Şirvan dedi ki...

Önce worldu açıyoruz. Ardından "Kulak, ağrısız delinir." yazıyoruz. Yazıcıdan çıktıyı alıp eczaneye gidiyoruz ve diyoruz ki; arkadaşım şu yazının doğrusu bu. Uğraştım senin için çıktı da aldım. Öbürünün yerine asabilir miyim? Lütfen yap bunu.

Askerlik borçlanması şudur: Malum sen askerdeyken çalışamayacaksın ve sigortan da yatmayacak; ama askerliğin ardından belli bir ücret ödeyip kendini askerde olduğun günler için sigortalı gösterebiliyorsun. Tabii biz nerdeyse 70 yaşında emekli olacağımız için sigorta primim dolmaz kaygısı yaşamayız diye düşünüyorum. Dolayısıyla da senin o parayı ödemene gerek yok. Sevgiler...

Ayşegül dedi ki...

"Şemsiye bulunur" da ağrısız kulak delinir'le aynı.
Şemsiyemi kaybettim ben abicim, ama nerde, unuttum.. buluyomusunuz? ne kadara?

Daçe dedi ki...

ahahahahahaha ilk paragraf müthiş olmuş özellikle :D

duyuşen... dedi ki...

özlemişim seni yaaa, güldüm güldüm.çok güldüm valla.hatta gözümden yaş geldi desem yalan olmaz stickman'cim.

stickman dedi ki...

tuba, e çok kıyak bişeymiş o zaman bu ücretli izin olayı. hemen bi işe girip aynı hızda ücretli izine ayrılmak istiyorum ben.

Süpersonik Sam, eczacılık fakültelerine türk dili ve edebiyatı derslerinin yoksa konması için dava açıcam ben.

Şirvan, o fikir benim de aklımdan geçmedi değil. eczane tuğçe eczanesi. eczanenin içinde de tamamen tuğçe bi insan duruyor. tam tuğçe insanı yani. şimdi ben bu kağıdı götürdüğüm sırada sevgilisi filan olur bişey olur, dayak filan yerim boşver. askerlik borçlanması açıklaması için teşekkürler. gerçekten bilmiyodum ve öğrendim sayende. ve emeklilik konusunda da haklısın. 10 yıllık prim ödemesi sonucu emeklilik veren özel kurumlara başvururum sanırım ben bu gidişle.

Ayşegül, puhahaha!!! ben onu hiç öyle düşünmemiştim ya. ama nerden biliyosun? belki de adamlar gerçekten kaybolan şemsiyeleri bulma hizmeti veriyolardır ve bu mantıktan gidersek eczacılar da belki sadece ağrısız kulakları deliyolardır. boşuna o kadar laf söylemişizdir adamlara. olabilir valla olmayacak şey değil.

teşekkürler Daçe

duyuşen abla hoşgeldin. ben de seni özlemişim. yoktun teee ne zamandır :)

Süpersonik Sam dedi ki...

Aah ah ağırıma gideni, her fakültenin birinci sınıfında o güzel insanlar türk dili edebiyatı ve inkılap tarihi derslerini zorunlu alıyorlar stickman'ciğim.. çoh üzülüyorum