8 Ağustos 2011 Pazartesi

ben gelmesem?

hayatım insanların aptallığına, cahilliğine, bencilliğine, nankörlüğüne, düşüncesizliğine sinir olup kendimi yiyip bitirmekle geçiyor. başka hiç bişey değil. keşke dünyada çok çok daha az insanın olduğu zamanlarda yaşasaydım.

gerçek hayatta "kâh" lafını kullanan bi insanla karşılaştım geçen gün. kâh güleriz kâh ağlarız. bizim hayatımız da böyle işte... dedi. konuşmasının kâh dediği kısımlarında içime tuhaf bişi oldu. kâh ne lan. bırak günlük konuşmalarda kullanmayı, herhangi bir yazıda bile kullandığımı sanmıyorum kâh'ı. kâhmış.

bazı insanlara çok lanlı lunlu konuşuyor diye kızıyorlar. kızarsın kızmazsın benim takıldığım nokta o değil. tamam lanlı konuşan insanlar var fakat ben hiç lunlu konuşan insan görmedim. naber lun! hadi lun! lun bana bak! vay a.q lun! hiç görmedim böyle insan. kafadan sallamayın. uydurmayın.

dün gece hayatımda ilk kez parmağımı buzdolabının kapağına sıkıştırdım. hiç acımadı. hatta hoşuma bile gitti. kapağı açıp kapatıp bir kaç kere daha sıkıştırdım. çok eğlenceliydi. artık bunu günde 3-4 defa yapmayı planlıyorum.

bizim bi akraba var. bulutlardan korkuyor. bulutlardan korkma hastalığı var onda. bulutlardan korktuğu için dışarı çıkamıyor. ehehe şaka lan yok öyle bi akraba. ama güneşten korkan var. o yüzden sadece akşamları, geceleri ve kapalı havalarda dışarı çıkabiliyor. tahmin ettiğiniz üzere bu da yalandı sevgili arkadaşlar. şimdi siz bi de ay ve yıldızlardan korktuğu için geceleri dışarı çıkamayan akrabamdan bahsetmemi bekliyorsunuz değil mi. çok beklersiniz. bahsetmiyorum ulan işte. gıcıklık değil mi bahsetmiyorum. sırf siz sevinmeyin diye bahsetmeyeceğim o akrabamdan.

bişeyler yapmak için bişeylerin olmasını bekliyorum ama o olması gereken şeylerin ne olduğunu bilmiyorum. ve sonrasında yapacağım şeyleri de bilmiyorum. e tabi bu durumda sonuç olarak hiç bişey olmuyor. ortada bi hiçlik söz konusu.

1 yorum:

betüsens dedi ki...

Ne güzelmiş.