24 Ağustos 2011 Çarşamba

coca cola'yı tersten okuyunca

geçtiğimiz yazın en sıcak günlerinden biri. vakit akşamı biraz geçmiş. evdeki bireylerin isteği üzerine kola almak için evden 100 metre kadar uzaktaki ufak bi markete gidiyorum. ayağımda kötü bi terlik var. kah ayağımdan çıkıyor, kah arasına taş giriyor. yürümeye devam ediyorum. market kapalı. neyse... diyorum. o marketten 100 metre ötedeki bakkala gidiyorum. bakkal açık. dolaptaki bir litrelik coca cola şişesine uzanıyorum. şişeden alevler çıkıyor. dolap çalışmıyor. abi soğuk var mı? diye sormak için içeri giriyorum. bakkal namaz kılıyor. abi soğuk var mı? diyemeden geri dönüyorum. bugün kuramadığım bi cümle abi soğuk var mı? geldiğim yöne doğru 100 metre yürüyorum. market açılmış. marketin kapısına doğru yaklaşıyorum. kasiyer kızı ayakta görüyorum. kasiyer kızın zarif ve dinç vücudunu görüyorum. kasiyer kız ince bir bele, tatlı bir popoya ve normal hoşlukta memelere sahip. marketin dışında duran dolaptan bir litrelik coca cola şişesine uzanıyorum. "coca colayı tersten okuyunca allah yok yazıyormuş."

// lisedeyken bi arkadaşımın evinde ailesiyle birlikte yemek yerken duymuştum bu cümleyi. ablası bardaklarımıza kola doldururken gözlerini büyüte büyüte; "-coca colayı tersten okuyunca allah yok yazıyormuş..." demişti. kimseden bir tepki gelmemişti. o sofrada üzerinde tersten okuyunca allah yok yazan bir şeyi içimenin yanlış olacağını düşünen birileri yoktu. bu iddiada bulunan abla da dahil kolaları içtik. ben şahsen iki bardak içtim. çünkü ne birinin allah yok demesi, ne de bunu içinde kola adı verilen bir içecek olan plastik bir şişeye tersten yazması umrumda değildi. sadece kola içmek istiyordum ve içiyordum. hepimiz içiyorduk. //

ne diyordum? hah evet. marketin dışında duran dolaptan bir litrelik coca cola şişesine uzanıyorum. dolap çalışıyor. kola soğuk. kolayı alıp kasaya doğru yaklaşıyorum. bir konu bulup sohbet etmeye çalışayım diyorum. coca colayı tersten okuyorum; az önce market kapalıydı... yazıyor. az önce marketin kapalı olması iyi bir giriş cümlesi olabilir. kasaya yaklaşıyorum. kasiyer kız kenara geçmiş. kasanın yan tarafında bi şeyleri yerleştiriyor. benim geldiğimi görmedi. ona seslenmiyorum. hem nasıl seslenebilirim ki. -hey kasiyer kız! ben kola aldım. kaç para bu kola? tabi ki böyle demiyorum. coca-colayı tersten okuyorum, kasiyer kızın gözlerinin derinliklerine bakarak şarkıya giriyorum.

Don't you want somebody to love?
Sevecek birini istemez misin?
Don't you need somebody to love?
Sevecek birine ihtiyacın yok mu?

kasanın yanında duruyorum. o yan tarafta bişeyleri yerleştirmeye devam ediyor. ben incecik beline bakıyorum. o yerleştirmeye devam ediyor. ben tatlı poposuna bakıyorum. belile sarılıp kafamı karnısının üstüne koyup koklamak istiyorum. karnısını koklaya koklaya uyumak istiyorum. bu kızın karnısını çok sevdim. çok güzel bir karnısı var. sarılmak istiyorum. arada bi daha sıkı sarılıp sonra gevşetmek sonra daha sıkı sarılmak istiyorum. karnısını koklayıp öpmek istiyorum. kasiyer kızın kafasına bakıyorum. tam o anda bana dönüyor. yüzünde bu saatte çalışıyor olmanın getirdiği hafif bir memnuniyetsizlik var ama bu haliyle bile beni etkilemeyi başarıyor. gözgöze geldiğimizde hafifçe gülümsüyorum. coca colayı tersten okuyorum, kasiyer kıza aşık oluyorum. içinde kasiyer kız olan hayaller kuruyorum o saniye. 1 litrelik coca colayı kasaya bırakıyorum. alıyor. coca cola yazısını testen okumadan dıtlatıyor. 1,60 diyor. parayı uzatıyorum ve -az önce kapalıydınız galiba ehe keh keh... diyorum. suratında; lan ne diyor bu manyak ifadesiyle -hıhı evet.. diyor. neden kapalı olduklarına dair herhangi bir açıklamada bulunmuyor. ben de üstelemiyorum. paranın üstünü uzatıp -buyrun.. diyor. hemen parayı alıp sayıyorum doğru vermiş mi diye. doğru vermiş. aşkımı maddiyatla sekteye uğratıyorum. hafif bir iyi akşamlar diliyorum. karşılık gelmiyor. "-hıhı evet" gibi bir yanıt şehvetli bir aşkın önüne ses ve sıcak geçirmez, %70 ısınma tasarrufu sağlayan izocamlı ve dış cephe yalıtımlı sert bir duvar örüyor.

marketten 100 metre ötedeki eve yürüyorum. 100 metre gide gele gide gele, ayağımdan çıkıp duran terliğe rağmen usain bolt oluyorum. coca-colayı 9.58 saniyede tersten okuyorum. içinde kasiyer kız olan hayaller kurmaya devam ediyorum. eve geliyorum. kapıyı kasiyer kız açıyor. aşkım seni çok özlediiim diyerek boynuma atlıyor. ehehe diyerek ve elimdeki kolayı yere koymaya çalışarak ona eşlik ediyorum. ona sımsıkı sarılıp kendi eksenim etrafında dönüyorum. bacakları savruluyor. ben dönüşümü hızlandıkça merkezkaç kuvveti etkisiyle ayakları daha da uzaklaşıyor. eteği savruluyor. saçları yüzüme dolanıyor. çok güzel kokuyor. dönüş uzarsa küçükken o dev görünümünden korktuğum lunaparktaki balerinin aklıma geleceğini düşünüyorum. dönüşümü tamamlıyorum ve duruyoruz. coca-colayı tersten okuyorum. kendine gel yazıyor. kendime geliyorum. girişin hemen yanındaki aynada duran aksimle göz göze geliyorum. odama geçip televizyonu açıyorum. öpüşme rekoru konulu bi haber çıkıyor. geniş bi alanda bir çok çift toplanmış. çiftler birbirlerine sarılmış şekilde bekliyorlar. bi işaret geliyor. hepsi birden öpüşmeye başlıyor. yüzlerce sevgili aynı anda öpüşüyor. sonra duruyorlar. gözlerinde tarif edemeyeceğim bi ışıkla bakıyorlar birbirlerine. sonra biraz daha öpüşüyorlar. hemen kumandaya uzanıyorum. başka bir kanala geçmek istiyorum. kumanda çalışmıyor. bu sefer coca colayı tersten okumuyorum. yeni bir anlam çıkaramayacak kadar onsuzum. osuzum... yüzlerce sevgiliyi 37 ekran bir televizyondan izlemeye devam ediyorum. haber uzuyor. haber bitmiyor. içmek istemediğim halde gidip bir bardak coca cola koyuyorum kendime. vucuduma girecek fazladan şeker ve dişlerime yapacağı asit saldırısı umrumda olmuyor. o bittikten sonra bir bardak daha içiyorum. ve bir bardak daha. coca colayı tersten okuyorum. bu çok yavaş bir intihar yazıyor.

1 yorum:

abz0rt dedi ki...

aşk acısı with coca cola...