29 Ağustos 2011 Pazartesi

perde altı

odada sırt üstü, başım pencereye doğru dönük ve kollarım vucuduma paralel şekilde yatıp gerilerek perde ile pencere arasındaki ufak aralıktan dışarıya, yan apartmanın üst katlarına, beyaz bulutlara, mavi bulutsuzluklara bakarak bazen birbirinden alakasız, bazen belki de birbiriyle çok alaklı onlarca şey düşünüyorum. bu değişik düşünceleri inanılmaz bir hızla düşünüyorum. alakalılar ve alakasızlar arasında inanılmaz yüksek hızlarla geçiş yapıyorum. mesela bakışlarımı rüzgardan sallanan perdeye yoğunlaştırarak acaba bu perde 100 yıl sonra nasıl bir halde olur diye düşünüyorum. bütün şehri başka bir şehre taşısak ve tam 100 yıl boyunca buraya hiç bir insan girmese etrafta nasıl bir değişiklik olur diye merak ediyorum. konu aniden değişiyor. anaokul öğretmenim geliyor aklıma. sonra bi kaç yıl önce okuduğum bi kitap geliyor. sonra komşu kızı meleğin gülüşü geliyor. sonra eskiden kumaş satan bi tanıdığımız geliyor. sonra karpuz geliyor mesela. karpuz düşünüyorum. sonra bi film geliyor. sonra bi kız. sonra pencereye sinek filan girmesin diye gerdiğimiz tüle takılıyor gözüm, o anda o kızı gelinlikli düşünüyorum. güneş ışığı görüyorum. aniden güneş sistemini, güneş gözlüklerini düşünmeye başlıyorum. bütün bunları düşünmem en fazla 2 saniye filan sürüyo.

Hiç yorum yok: