4 Ağustos 2011 Perşembe

ben onlar gibi değilim

rüyamda çay kaşığı yuttuğum ve o çay kaşığının yemek boruma girip ilerledikten sonra göğsümün içine çakılıp kaldığını çok gerçekçi bir şekilde hissedip aniden uyandığım günden beri çay kaşığını bardaktan çıkarıp çayı öyle içiyorum. çevremdeki insanlara da bunu uyguluyorum. gerekirse zorla çıkarıyorum çay kaşıklarını bardaklarından. her an herkesin çay içerken o çay kaşığını yutacağı paranoyasıyla yaşıyorum 3-4 yıldır.

izlediğim spor aktivitelerinin yayıldığı o zaman aralıklarını özlüyorum. çünkü hepsinin kendine has bi havası, bi ruhu hatta kokusu oluyor. hatta ve hatta yiyeceği olan bile var. nba playoff serileri, izlediğim tüm nba final serileri ama özellikle 2000 lakers, sixer nba final serisi, yine 2001 avrupa basketbol şampiyonası uh ah dev adamlı günler, 2002 futbol dünya kupası, geçen seneki lakers-boston final serisi, geçen seneki basketbol dünya şampiyonası, bu seneki wimbeldon gibi gibi gibi. hepsini de günlerce izliyoruz ve hepsinin ayrı bi atmosferi oluyor. tutabildiğim kadarının arşivini tutup arada sırada tekrar izlemek beni o günlere götürüyor.

hazır spordan konu açılmışken. herhangi bir sporu dişiler yaptığı an kadın olmanın getirdiği güzellikten, zariflikten, hoşluktan kaynaklanan sebeplerden olsa gerek onlara şu tarz isimler takma hastalığı var. filenin sultanları, potanın perileri, meşin yuvarlağın melekleri, amerikan futbolunun menekşeleri, halterin kelebekleri gibi gibi gibi. ben de burdan yola çıkarak bişey uydurdum.

elvan abeylegesse - atletizmin zeytini

korsan film, müzik ve kitap almak dışında ilk yasa dışı eylemim kardeşimin staj dosyasındaki bi sayfaya imza atmayı unutan işvereninin imzasını taklit etmek oldu. evrakta sahtecilik yaptım. yani koskoca staj dosyası, bir sürü sayfa var. adam sayfaları imzalarken iki sayfa yapışmış galiba ve o sayfa imzasız kalmış. hani bakacaklarından da değil tabi, kapağını bile açmayacaklar o staj dosyasının buna eminim fakat ne olur ne olmaz diye orayı imzalayıverelim dedik. önce boş bi kağıda 20 defa kadar deneme imza attım. ilk bi kaç imzada zorlandıktan sonra aynen taklit etmeyi başardım adamın imzasını. sonra da o sayfaya attım. ama çok heycanlandım. etrafta polis olup olmadığına filan baktım. gizli kamera var mı diye kontrol ettim. hatta son anda kalemi bırakıp vazgeçip kardeşime dönerek, yapmasak mı ki? dedim. fakat yaptım. imzaladım. gel gör ki iki gündür içim içimi yiyor. yok ya sanırım yapamıyacam ben. bu vicdan azabıyla yaşayamam. kanundan kaçılmaz. yarın gidip stadın köşesindeki feridiye karakoluna teslim olacağım.

3 yorum:

zöööö dedi ki...

bence yetkililer blog kaydını okudular bile.git ve bavulunu hazırla ya da son kez arşivindeki maçlardan birini izle.ama ne yaparsan hızlı yap süren daralıyoooorrr!!!

Mjora dedi ki...

>bişe olmaz...

>zeytine çok güldüm , yani anlık ama yüksek bir şiddette güldüm :D

ben bu lakap takmaları, kadınların spor aktiviteleri içindeki estetik kayıplarının bir şekilde kapatılma girişimi olarak görüyorum...peri değilse değil işte amına koyim niye zorluyolarsa...

stickman dedi ki...

zööö, gittim teslim oldum. senin sicilin temiz, hadi bakalım bi daha yapma dediler. bi çay ısmarladılar evime yolladılar :)

Mjora, estetik kayıplarının bir şekilde kapatılma girişimi evet, kesinlikle öyle, çok doğru tespit. zaten ben potanın perileri ile ilgili bi yazı yazmıştım. burdaki paragraf onun sadece ufacık bir kısmı. o yazının tamamını insanlık dışı olduğunu düşündüğüm için yayınlamadım.