10 Mart 2012 Cumartesi

beterin beterine ne kadar kaldı?

bana araba çarptı, havada taklalar atarak fırlayıp yere yapıştım ama ölmedim. kalkıp yürüyüp gittim. coşkuyla akan dereye düştüm, baya bi sürüklendim sularda, debelendim ama ölmedim. defalarca bisikletten feci şekilde düştüm ölmedim. bu kadar yaşatma ısrarına vardır bi bildiği diyebiliyorum sadece. başka bişi diyemiyorum. çünkü böyle şeyler olup da yaşayınca insan, güzel bişiler olması gerekir gibime geliyor. güzel bişiler olmasını geçtim normal bişiler olsun. o da olmuyor. normal bişileri geçtim. kötü şeyler olmasın. kötü şeyler oluyor. bileydim böyle olacağını araba çarpmasında veya dereye düştüğümde ölmemek için o kadar kasmazdım. bana biraz torpil geçilmesi lazım. kendim için istiyorsam dünyanın en pislik insanı olayım. kendim için de istemiyorum.

dün bi süre omzumda örümcekle yürüdüğümü fark ettim. sonra elimle ittim ve yoluma devam ettim. bi süre sonra omzuma tekrar baktım. yine örümcek vardı. yine aynı şekilde elimle ittim ve yoluma devam ettim. gün içinde bunun iki defa olma ihtimali nedir bilemem. yarına örümcek adam olarak uyansam bari de bi boka yarasa.

burdan zeki demirkubuz'a sesleniyorum. abicim hiç kasma senaryo yazcam, oyuncu bulcam falan filan diye. al kameranı gel. bir hafta bizde yaşa. deneme çekimdir neyidir gözlemini yap. sen yokmuşsun gibi davranalım. sonraki bir hafta da filmini çekersin. yemin ediyorum sana 10 numara film olur. 2 haftada bitti işte. biliyom ben senin filmleri. valla aynı senin filmlerindeki gibi hayatım var. ekmek musak çarpsın. sırf dün yaşadıklarımı çeksen apayrı film olurdu. bazen günlük hayat akışı içinde öyle bi moda giriyorum ki aman kameraya bakmayım, zeki abiyi sinirlendirmeyim diyorum. hah ışık tam iyi diyorum. boşa gidiyor abi miss gibi filmlik hayat. esasında boktan tabi de film için mis gibi. gel çek boklarını yiyim. sürünüyoz bari bi işe yarasın. hiç değilse bana da faydası dokunur. biraz kassam kendim yazarım da çekerim de ama valla çok üşeniyorum. sen hallet bu işleri.

indi-bindi mantığını bugün çözdüm ben. bir dolmuştan inip diğerine binmem maksimum 3 saniye filan sürdü. indi-bindi kesin buna deniyor. bir yakinim ile birlikte bir dolmuştan indik. yine aynı yakinim tarafından aniden durdurulan bir dolmuşa adeta ite kaka zorla bindirildim. bişeyler oldu böyle aniden filan ne olduğunu anlayamadım aslında. bi anda kendimi uzunharmanlar dolmuşunun içinde, 6'lı kolide birer litrelik uht süt almış bir adamın yanında otururken buldum. belki garip gelecek ama dolmuşlar bana huzur veriyor. özellikle muavin koltuğuna oturmuşsam. huzur içinde uyuyasım geliyor orda. dolmuştayken çocukluğuma döndüm. heyt ulan dedim. çocukken bisikletle en uzağa gittiğimiz, o mahallenin bela çocuklarından kemerle dayak yemenin eşiğine gelip kaçarak yırttığımız ve çok çılgın bir mekan olarak algıladığımız evimize çok uzak yer şimdi günlük gidiş geliş yolum oldu. bu bana biraz koyuyor nedense. o değil de çikolatalar o telaş içinde beni dolmuşa tıkan yakinimde kaldı. bu kadar belanın içinde ekstradan bir de onlara yanarım. bu da garip bi huy.

zeki demirkubuz abicim, sırf bu yazıda bile ana hikayenin yanında, hem ana hikayeyi besleyebilecek, hem de filme serpiştirilerek ayrı bir zenginlik, tad ve ekstra duygular katacak ne kadar iyi ayrıntılar olduğunu görmüşsündür. saygılar.

4 yorum:

JG dedi ki...

al benden de o kadar. ama ben bu gidişle bugün yarın ölürüm herhalde. zeki'yi görecek kadar uzun yaşamam.

Barney Sikerson dedi ki...

hafiz bu kadar olumle burun buruna geldigine gore vardir bir hikmet, kesin bisiler olacak.

minikkus dedi ki...

senin şeytanın gizlenebileceği o kadar çok ayrıntı varki hikayelerinde, pardon günlük hayatında:)
film tadında yaşıyosun, bi canın azalsa bile hoop yerine yenisi geliyo, bakıyosun hayattasın hala. nimet bu bebişim. hala keşfedemeyen varsa seni kendin çal kendin oyna, tek başına yetersin sen çünkü, anladım ben :)

stickman dedi ki...

JG, zeki'yi yolda görsem; selamün aleyküm, sakallarını kes, daha genç gözükürsün zeki kardeş... der geçerim. boşver zekiyi. huzura ereceğimiz günü bekleyelim.

Barney Sikerson, bekleyip göreceğiz artık ama benim içimden bir ses de sıradan bi şekilde olmayacağını yönünde bişiler söylüyor.

minik kuş, şeytanın gizlenebileceği çok ayrıntı tespitin şahane ve benim o şeytana bi çift lafım var; ben süper mario muyum çocukları sevindirecek! he bi de galiba bu son canım. yanarsam game over.