türk telekom etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türk telekom etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Ocak 2008 Perşembe
Benimle oynama Türk Telekom !
22 Aralık 2007 Cumartesi
TELEKOM extra 2 gb , ara vermiş Prison Break ve o ŞEREFSİZ !
Türk Telekom'un aralık ayına özel yaptığı extra 2 gb kotaya, içimdeki derin şüphelere rağmen hafiften bi sevinç duyduğum gerçeğini artık saklamıcam. Bunun nedeni, bu haberi tv de gördükten sonra inanamayıp, internette araştırmam ama bununda şephelerimi tamamen gidermemesi üzerine telekomu arayıp sormam;

-Alo...aloo...Telekom mu?
-evet, buyrun
-ıııı... hocam şimdi bu aralık ayı için 2 gb extra kota veriyosunuz ya!
-evet
-onun parasını önümüzdeki ay filan istemezsiniz demi?
-yok, hayır
-emin misiniz bak?
-evet, aralık ayında 6 gb kullanabilirsiniz
-hmm, 6 gb kullanabiliriz demek, 2 gb extra, hediye yani, bu kesin demi?
-evet
-yani tv'de reklamın altyazısında hızlıca bişey geçiyo. Kota aşım ücreti bir sonraki ay fatur...
-NEEE...anlamıyorum dediklerinizi?!
(o sırada yüksek sesle ezan okunuyodu, onun telefonundan bana, benim telefonumda ona yüksek sesli ezan sesi gidiyo)
-tamam tamam bişey yok, iyi günler.
-iyi günler
Ben bi Prison Break fanatiği olarak, yeni bölümleri rahatça indirebileceğimi düşünürken, ve sevindirik olurken, prison break çekimlerine ara verilmiştir.
Şimdiiii, bi bakalım.
Bu bir tesadüf mü? Asla. Biri oturuyor bi kenara ve bunu mithiş bi titizlikle ayarlıyor. Ama kim bu şerefsiz. Sürekli yapıyo bu terbiyesizliği. Onu bi bulursam çok fena yapıcam. İçinde cevizkabuğu çıkan ve az kalsın dişimi kıracak olan baklavayı almamı da o sağlamıştır kesin. Geçenlerde bi akşam yemeğinde, ağzımın bir saat boyunca deli gibi yanmasına sebep olan çarlisyon biberin (asla acı olmayan ve olamayacak biberler) bana denk gelmesi ve yemekteki başka hiç bi biberin acı çıkmamasını ondan başka kimse ayarlamış olamaz. 7. sınıfta bayram gösterilerine katıldığımda, şu tribünde oturup değişik renkli bayraklarla çeşitli desenler yaptığımız zamanlarda, bayrakların kırık sopalılarının bana gelmesinide sen ayarladın biliyorum. Ağzını burnunu kırcam lan senin. Bilgisayarı ilk aldığımızda monitörün elektirik girişini iyi takmayan, gevşek takıp nerdeyse monitörün bozulmasına sebep olacak elemanı da sen gönderdin biliyorum. Ve başıma gelen bunlara benzer binlerce olaydan da sen sorumlusun. "Seni eshefle kınıyorum. Ya da ne eshefne kınayacam lan!..Allah belanı versin." (espiri by Barış Uygur) Bi gün karşılaşıcaz seninle bok kafa! ve o gün, senin asla hatırlamak istemeyeceğin gün olacak. Ama ben sana öyle bişey yapcam ki, nefes aldığın her saniye o günü hatırlıcaksın.
not: prison break 3. sezonla ilgili, bölümler hakkında bilgiler veren, sürprizlerin ve dizinin heyecanın kaçmasına neden olacak yorumlar yazmayınız. yazarsanız ülkeyi terk ediniz. neden derseniz, ben önce hepsini indiriyorum, sonra izliyorum. bi de sizleri seviyom ben. sırf gıcıklık olsun diye bile yazmayın lütfen, bu dehşeti yaşatmayın bana. iyi dersler sevgili arkadaşlar, saol.

-Alo...aloo...Telekom mu?-evet, buyrun
-ıııı... hocam şimdi bu aralık ayı için 2 gb extra kota veriyosunuz ya!
-evet
-onun parasını önümüzdeki ay filan istemezsiniz demi?
-yok, hayır
-emin misiniz bak?
-evet, aralık ayında 6 gb kullanabilirsiniz
-hmm, 6 gb kullanabiliriz demek, 2 gb extra, hediye yani, bu kesin demi?
-evet
-yani tv'de reklamın altyazısında hızlıca bişey geçiyo. Kota aşım ücreti bir sonraki ay fatur...
-NEEE...anlamıyorum dediklerinizi?!
(o sırada yüksek sesle ezan okunuyodu, onun telefonundan bana, benim telefonumda ona yüksek sesli ezan sesi gidiyo)
-tamam tamam bişey yok, iyi günler.
-iyi günler
Ben bi Prison Break fanatiği olarak, yeni bölümleri rahatça indirebileceğimi düşünürken, ve sevindirik olurken, prison break çekimlerine ara verilmiştir.
Şimdiiii, bi bakalım.
Bu bir tesadüf mü? Asla. Biri oturuyor bi kenara ve bunu mithiş bi titizlikle ayarlıyor. Ama kim bu şerefsiz. Sürekli yapıyo bu terbiyesizliği. Onu bi bulursam çok fena yapıcam. İçinde cevizkabuğu çıkan ve az kalsın dişimi kıracak olan baklavayı almamı da o sağlamıştır kesin. Geçenlerde bi akşam yemeğinde, ağzımın bir saat boyunca deli gibi yanmasına sebep olan çarlisyon biberin (asla acı olmayan ve olamayacak biberler) bana denk gelmesi ve yemekteki başka hiç bi biberin acı çıkmamasını ondan başka kimse ayarlamış olamaz. 7. sınıfta bayram gösterilerine katıldığımda, şu tribünde oturup değişik renkli bayraklarla çeşitli desenler yaptığımız zamanlarda, bayrakların kırık sopalılarının bana gelmesinide sen ayarladın biliyorum. Ağzını burnunu kırcam lan senin. Bilgisayarı ilk aldığımızda monitörün elektirik girişini iyi takmayan, gevşek takıp nerdeyse monitörün bozulmasına sebep olacak elemanı da sen gönderdin biliyorum. Ve başıma gelen bunlara benzer binlerce olaydan da sen sorumlusun. "Seni eshefle kınıyorum. Ya da ne eshefne kınayacam lan!..Allah belanı versin." (espiri by Barış Uygur) Bi gün karşılaşıcaz seninle bok kafa! ve o gün, senin asla hatırlamak istemeyeceğin gün olacak. Ama ben sana öyle bişey yapcam ki, nefes aldığın her saniye o günü hatırlıcaksın.
not: prison break 3. sezonla ilgili, bölümler hakkında bilgiler veren, sürprizlerin ve dizinin heyecanın kaçmasına neden olacak yorumlar yazmayınız. yazarsanız ülkeyi terk ediniz. neden derseniz, ben önce hepsini indiriyorum, sonra izliyorum. bi de sizleri seviyom ben. sırf gıcıklık olsun diye bile yazmayın lütfen, bu dehşeti yaşatmayın bana. iyi dersler sevgili arkadaşlar, saol.
Etiketler:
acı biber,
baklava,
barış uygur,
bayrak,
monitör,
prison break,
şerefsiz,
türk telekom
18 Ekim 2007 Perşembe
Yolunda gitmeyen işler günü...
Dün okulun basketbol takımının maçı vardı. Okul takımı dediysek küçümsemeyin hemen, birinci lig takımı. Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi. Arada sırada kampüse gitmemin sebeplerinden biri bu takım, diğeri de ders kaydı filan işte. Maçımız TürkTelekomlaydı. Gittim kampüse, maç biletlerinin geçen sene ki gibi salon önünde satılacağını tahmin ediyodum. Ama değiştirmişler tıkır tıkır işleyen düzeni. İnternet üzerinden satacaklarmış :) sitenin adını verip reklamlarını yapmıcam. ne komik insanlar bu kararı alanlar. Ayrıca bilet fiyatınıda 5 lira yapmışlar. Geçen sene 3 liraydı. İki salakça hareket. Zaten az olan taraftar sayısını iyice bitirmeye çalışıyolar sanırım. Zaten TürkTelekomdan 23 sayı fark yedik. Verdiğim o 5 liraya nasıl içim yanıyor anlatamam. Neyse güzel oyunu karşısında TT'yi alkışlayarak uğurladık. Bu e-bilet olayı yeni olduğu için şimdilik kapı girişinde alıyolardı parayı. Besyo'dan iki iri kıyım öğrenci koymuşlar, onlar topluyodu. Ben, güzel ve kız olana verdim parayı :) Ama kız benden rahat bi 15 cm uzundu, 1,90 filan vardı. Böyle kendimden uzun kız görünce bi tuhaf hissediyorum. Para üstünü alıp girdim içeri, uzaklaştım.
Bu arada uzun süredir beklenen kampüs içi tramvay hattı bitmiş. Yine son durakta herkes incek sandım ama baktım kimse inmedi, tramvay devam ediyor. Yıllardır topuk dövdüğümüz koca kampüsün içinde tramvayla gitmek çok zevkliydi. Çok eğlendim, sevindirik oldum. Bugünkü kendimi teselli etme nedenim bu olsun dicem ama benim fakültem zaten yakındı + bu vatmanlar sapık herifler dar alanda hızlı gitmeyi çok seviyolar ve öğrencilerden nefret ediyolar. Boş yolda basmazlar, uyuz uyuz giderler. Şehir merkezinde, trafiğin sıkışık olduğu geçişlerde ve kampüs içinde michael schumacher kesilirler. Sadece dün 3 tane kaza tehlikesi gördüm. Çok kişi ezilir bu hatlarda. Herkes dikkatli olsun.
Maçtan çıkınca bu haftaki uykusuz'u almak için sevinçle bayiye girdim. Sabahtan beri bu anın hayalini kuruyordum. Telekom oyuncularından sonra bayiden bi darbe aldım. Hemde sol kroşe.
-yok yiğenim yarın gelecek...
saol abi.
Bu sol kroşe baya afallattı beni. Eve gidince avrupa yakasını izleyeceğimi düşündüm ve mutlu oldum, biraz kendime geldim. Hızlı hızlı gittim saat 8'den önce evde olmak için. Eve ulaştığımda 8'e 5 vardı. Hemen atv'yi açtım. Milli futbol maçı başlamak üzere. Bütün bunların bi tesadüf olduğuna inanmak gerçekten zorluyo beni. Neyse lan izleyim bari derken Yunanistan milli marşı çalmaya başladı. Bizim taraftarlarda anında ıslıklamaya ve yuhlamaya. Feci sinirlendim...ne bu şimdi, ne gerek var...Yunanistan milli marşı biter bitmez, bando İstiklâl Marşımızı çalmaya başladı. Ama yuhalamalar ve ıslık seslerinden taraftarlarımız kendi marşlarını zor duydu ve geç başladılar söylemeye. Bando başka çalıyo, taraftar başka söylüyo, futbolcular başka söylüyo. Senkron kaymıştı bi kere. O yuhlamalar ve ıslıklarla rakibe saygısızlık edenler, kendilerine yapmışlardı yapacaklarını. Büyük bir taraftar gücü vardı ama bunu kullanamadılar, işin içine ettiler. eee ne demişler, kontrolsüz güç, güç değildir. Böyle mi olmalıydı? çıt çıkarmadan onların marşının bitmesini bekleyip, hep bir ağızdan İstiklâl Marşımızı söylesek Yunan futbolcularının zaten dizleri titremeye başlardı. Sinirlendim değiştirdim kanalı. Fox'da köyden indim şehire vardı onu izledim. 1-0 yenilmişiz. Ama buna üzülmedim, bir milletin milli marşı çalınırken yuhlanması ve ıslıklanmasına üzüldüm. Mustafa Kemal Atatürk yerdeki Yunan bayrağını kaldırtmamışmıydı. Bu millet ne zaman sporu spor olarak görmeye başlıcak, ne zaman savaşa gider gibi futbol izlemeye gitmekten vazgeçicek... :(
Bu arada uzun süredir beklenen kampüs içi tramvay hattı bitmiş. Yine son durakta herkes incek sandım ama baktım kimse inmedi, tramvay devam ediyor. Yıllardır topuk dövdüğümüz koca kampüsün içinde tramvayla gitmek çok zevkliydi. Çok eğlendim, sevindirik oldum. Bugünkü kendimi teselli etme nedenim bu olsun dicem ama benim fakültem zaten yakındı + bu vatmanlar sapık herifler dar alanda hızlı gitmeyi çok seviyolar ve öğrencilerden nefret ediyolar. Boş yolda basmazlar, uyuz uyuz giderler. Şehir merkezinde, trafiğin sıkışık olduğu geçişlerde ve kampüs içinde michael schumacher kesilirler. Sadece dün 3 tane kaza tehlikesi gördüm. Çok kişi ezilir bu hatlarda. Herkes dikkatli olsun.
Maçtan çıkınca bu haftaki uykusuz'u almak için sevinçle bayiye girdim. Sabahtan beri bu anın hayalini kuruyordum. Telekom oyuncularından sonra bayiden bi darbe aldım. Hemde sol kroşe.
-yok yiğenim yarın gelecek...
saol abi.
Bu sol kroşe baya afallattı beni. Eve gidince avrupa yakasını izleyeceğimi düşündüm ve mutlu oldum, biraz kendime geldim. Hızlı hızlı gittim saat 8'den önce evde olmak için. Eve ulaştığımda 8'e 5 vardı. Hemen atv'yi açtım. Milli futbol maçı başlamak üzere. Bütün bunların bi tesadüf olduğuna inanmak gerçekten zorluyo beni. Neyse lan izleyim bari derken Yunanistan milli marşı çalmaya başladı. Bizim taraftarlarda anında ıslıklamaya ve yuhlamaya. Feci sinirlendim...ne bu şimdi, ne gerek var...Yunanistan milli marşı biter bitmez, bando İstiklâl Marşımızı çalmaya başladı. Ama yuhalamalar ve ıslık seslerinden taraftarlarımız kendi marşlarını zor duydu ve geç başladılar söylemeye. Bando başka çalıyo, taraftar başka söylüyo, futbolcular başka söylüyo. Senkron kaymıştı bi kere. O yuhlamalar ve ıslıklarla rakibe saygısızlık edenler, kendilerine yapmışlardı yapacaklarını. Büyük bir taraftar gücü vardı ama bunu kullanamadılar, işin içine ettiler. eee ne demişler, kontrolsüz güç, güç değildir. Böyle mi olmalıydı? çıt çıkarmadan onların marşının bitmesini bekleyip, hep bir ağızdan İstiklâl Marşımızı söylesek Yunan futbolcularının zaten dizleri titremeye başlardı. Sinirlendim değiştirdim kanalı. Fox'da köyden indim şehire vardı onu izledim. 1-0 yenilmişiz. Ama buna üzülmedim, bir milletin milli marşı çalınırken yuhlanması ve ıslıklanmasına üzüldüm. Mustafa Kemal Atatürk yerdeki Yunan bayrağını kaldırtmamışmıydı. Bu millet ne zaman sporu spor olarak görmeye başlıcak, ne zaman savaşa gider gibi futbol izlemeye gitmekten vazgeçicek... :(
Etiketler:
basketbol,
futbol,
milli maç,
mutlu akü selçuk üniversitesi,
tramvay,
türk telekom,
türkiye,
uykusuz,
yunanistan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)