18 Ekim 2007 Perşembe

Yolunda gitmeyen işler günü...

Dün okulun basketbol takımının maçı vardı. Okul takımı dediysek küçümsemeyin hemen, birinci lig takımı. Mutlu Akü Selçuk Üniversitesi. Arada sırada kampüse gitmemin sebeplerinden biri bu takım, diğeri de ders kaydı filan işte. Maçımız TürkTelekomlaydı. Gittim kampüse, maç biletlerinin geçen sene ki gibi salon önünde satılacağını tahmin ediyodum. Ama değiştirmişler tıkır tıkır işleyen düzeni. İnternet üzerinden satacaklarmış :) sitenin adını verip reklamlarını yapmıcam. ne komik insanlar bu kararı alanlar. Ayrıca bilet fiyatınıda 5 lira yapmışlar. Geçen sene 3 liraydı. İki salakça hareket. Zaten az olan taraftar sayısını iyice bitirmeye çalışıyolar sanırım. Zaten TürkTelekomdan 23 sayı fark yedik. Verdiğim o 5 liraya nasıl içim yanıyor anlatamam. Neyse güzel oyunu karşısında TT'yi alkışlayarak uğurladık. Bu e-bilet olayı yeni olduğu için şimdilik kapı girişinde alıyolardı parayı. Besyo'dan iki iri kıyım öğrenci koymuşlar, onlar topluyodu. Ben, güzel ve kız olana verdim parayı :) Ama kız benden rahat bi 15 cm uzundu, 1,90 filan vardı. Böyle kendimden uzun kız görünce bi tuhaf hissediyorum. Para üstünü alıp girdim içeri, uzaklaştım.

Bu arada uzun süredir beklenen kampüs içi tramvay hattı bitmiş. Yine son durakta herkes incek sandım ama baktım kimse inmedi, tramvay devam ediyor. Yıllardır topuk dövdüğümüz koca kampüsün içinde tramvayla gitmek çok zevkliydi. Çok eğlendim, sevindirik oldum. Bugünkü kendimi teselli etme nedenim bu olsun dicem ama benim fakültem zaten yakındı + bu vatmanlar sapık herifler dar alanda hızlı gitmeyi çok seviyolar ve öğrencilerden nefret ediyolar. Boş yolda basmazlar, uyuz uyuz giderler. Şehir merkezinde, trafiğin sıkışık olduğu geçişlerde ve kampüs içinde michael schumacher kesilirler. Sadece dün 3 tane kaza tehlikesi gördüm. Çok kişi ezilir bu hatlarda. Herkes dikkatli olsun.

Maçtan çıkınca bu haftaki uykusuz'u almak için sevinçle bayiye girdim. Sabahtan beri bu anın hayalini kuruyordum. Telekom oyuncularından sonra bayiden bi darbe aldım. Hemde sol kroşe.
-yok yiğenim yarın gelecek...
saol abi.

Bu sol kroşe baya afallattı beni. Eve gidince avrupa yakasını izleyeceğimi düşündüm ve mutlu oldum, biraz kendime geldim. Hızlı hızlı gittim saat 8'den önce evde olmak için. Eve ulaştığımda 8'e 5 vardı. Hemen atv'yi açtım. Milli futbol maçı başlamak üzere. Bütün bunların bi tesadüf olduğuna inanmak gerçekten zorluyo beni. Neyse lan izleyim bari derken Yunanistan milli marşı çalmaya başladı. Bizim taraftarlarda anında ıslıklamaya ve yuhlamaya. Feci sinirlendim...ne bu şimdi, ne gerek var...Yunanistan milli marşı biter bitmez, bando İstiklâl Marşımızı çalmaya başladı. Ama yuhalamalar ve ıslık seslerinden taraftarlarımız kendi marşlarını zor duydu ve geç başladılar söylemeye. Bando başka çalıyo, taraftar başka söylüyo, futbolcular başka söylüyo. Senkron kaymıştı bi kere. O yuhlamalar ve ıslıklarla rakibe saygısızlık edenler, kendilerine yapmışlardı yapacaklarını. Büyük bir taraftar gücü vardı ama bunu kullanamadılar, işin içine ettiler. eee ne demişler, kontrolsüz güç, güç değildir. Böyle mi olmalıydı? çıt çıkarmadan onların marşının bitmesini bekleyip, hep bir ağızdan İstiklâl Marşımızı söylesek Yunan futbolcularının zaten dizleri titremeye başlardı. Sinirlendim değiştirdim kanalı. Fox'da köyden indim şehire vardı onu izledim. 1-0 yenilmişiz. Ama buna üzülmedim, bir milletin milli marşı çalınırken yuhlanması ve ıslıklanmasına üzüldüm. Mustafa Kemal Atatürk yerdeki Yunan bayrağını kaldırtmamışmıydı. Bu millet ne zaman sporu spor olarak görmeye başlıcak, ne zaman savaşa gider gibi futbol izlemeye gitmekten vazgeçicek... :(

5 yorum:

Kemal dedi ki...

Mezun olalı 5. seneme girdim. Kampüs e 1997 yılında gittiğimizde o giderken sağınızda gördüğünüz Gökkuşağı yoktu bir başka tabirle "Bir zamanlar orası dutluktu.". Kış mevsimlerinde kampüsün kurulduğu buzluk başının soğuk rüzgarını yüzüne yüzüne yiyip kampüs sınırları içerisinde yıllarını geçiren biri olarak kampüs içerisinde tramvay iyi olmuş derim en azından yüzfelci vakaları azalır.

Maça gelince zaten giden kaç kişi niye milleti soğuturlar anlamış değilim. Zaten 1. lige piyango vurdu öylelikle çıktı takım. :)

Avrupa Yakası konusunda aynı darbeyi ben de hissettim midemde. Hele rezil bir maçın ardından. :)

^^w^^קรเк๏קคt^^w^^ dedi ki...

ama herşeyin yolunda gitmemesi hafif terslikler bazen hayata değişik renkler katabiliyor :P
ehm hafif moral olsun die yani.şimdik ben şuna takıldım bu türk telekom grev yoluna moluna gidiyodu ya takımı iş yavaşlatma falan yapmamış mı eheuehhehe sağlam oynamamaları gerekti bence yenilmeniz kötü olmuş :D ehueeheh

JADE-CADI dedi ki...

amaaaaan...

stickman dedi ki...

tarihi ve coğrafi bilgiler için tşkler Kemal :) Üst sınıf ve mezunlarımızdan sık sık duyduğumuz güzel ve bilgi verici şeyler gerçekten. Kampüs çok ve hızlı gelişip değişiyo hakkaten. Ben 3 yıl önce geldiğimde bile şimdiki halinden epeyce farklıydı. O soğuk rüzgarı bende çok yedim. Hem soğuk hemde adamın yürümesini zorlaştıracak kadar sert. Ama ben kafamı komple atkıyla sardığım ve sadece gözümün açıkta bıraktığım için(bazen gözümü kapatarak giderdim) yüz felci tehlikesiyle karşılaşmadım.

maç bileti konusunu ayarlamaya çalışıyorum. Geçen sene salon dj'liği yapan arkadaşım kombine bilet ayarlıcak gibi. Olcak inş. o iş.

haklısın psiko , herşey yolunda gitse, mesela bu yazıyı yazamazdım. :) Grev konusunu bende düşündüm maçtan önce, acaba oyuncular böyle bişey yaparlarmı dedim. Ama iyi oldu yapmadıkları. O şekilde yenmektense yenilmek daha güzel. Bu sene fair play ödülünü bana vermeleri lazım :p

jade-cadı :p

JADE-CADI dedi ki...

:)))))