2 Ekim 2007 Salı

Dereye düşen insan...

8-9 yaşımda filandım galiba, belkide daha küçük...tam hatılamıyorum, neyse...Ben dereye düşmüştüm bi kere, hemde gürül gürül akan bir dereye...Eskiden çok sık pikniğe giderdik biz, neredeyse her hafta. Yine meram-dere veya eski konya diye tabir edilen, doğayla iç içe, yaz-kış sürekli şarıl şarıl derelerin aktığı (tabi küresel ısınmanın henüz etkisini göstermediği yıllar bunlar) bir yere gitmiştik. Dere kenarı, ağaçlar, kuşlar filan...ortam gayet güzeldi. Yedik-içtik güldük filan derken, her pikniğin olmazsa olmazı plastik topla voleybol oynama vakti gelmişti. 2-3 tane top kaçmıştı dereye, yakalamak mümkün değil, hemen yeni top alınıp oyuna devam edildi tabi. Dere de nasıl akıyor ama... -Fırat'dan Dicle'den ne eksiğim var benim!... dercesine akıyor. Top yine kaçtı dereye, lan dedim yeter artık...ufak bi yokuş vardı dereye doğru inen. Top, yıllar önce yıkılmış ve dere kenarına sıkışmış ağacın dallarına takılmış, adeta benim almamı bekliyordu. Aldım da zaten. Ama o ufak yokuşu çıkarken ayağım kaydı...hooop sudayım.

Gözümü bir açtım ki, yeşil bulanık bir suyun içinde, oldukça hızlı bir şekilde ilerliyorum. O an hiç bir korku hissetmiyosun. Kafamı bi kaldırdım, sol kenarda sanki biri dereye düşerse kurtulsun diye oraya devrilmiş eski bir ağacın kalın dalları var. Hayatımda hiçbirşeyi o kadar sıkı tutmamışımdır :) Müthiş bir refleksle dala tutundum, hemde sol elimle. Hemen ordaki bir kahraman :) kolumdan tutup çekmişti beni. sol elimle dala doğru çektim kendimi, sağ elimide o kahramana uzattım. vay anasını be, tek saniyesi bile aklımdan çıkmıyor. Beni kurtaran adamın sesi ve o suyun içindeki sesler halen kulağımda gibi. Sırılsıklamdım tabi, hemen üstümü filan değiştirdiler. Sonra beni kurtaran adama bir bardak çay götürüp, bir küçük emrah ses tonuyla;
-Hayatımı kurtardığınız için teşekkür ederim amca...dedim.

Bir bardak çay? bu kadar mı? :) insan hayatını kurtaran kişiye mangalda şöyle güzelce pişirip
bi et filan götürür, yada güzel bir meyve salatası filan yapar. Ama yoktu işte, yiyip bitirmiştik hepsini. Sakın dereye filan düşerek ölmeyi denemeyin, çok pis oluyo, benden söylemesi...

9 yorum:

Pınar Altuntaş dedi ki...

Bir Konya'lı olarak bende bilirim Konya'nın o derelerini Ordu'nun derelerine taş çıkarır(dı) valla...Böyle bir olaya tanık olduğumu hatırlıyorum acaba o sen miydin ki Ahmet :)

stickman dedi ki...

beni kurtardıktan sonra, üstümü soyup bir sofra bezine sarmışlardı :) eğer bu ayrıntılarıda hatırlıyosan, sanırım o benim :) bir de dediğim dere kenarına inilirken çok dik bir yokuştan iniliyodu(hatırlaman için ayrıntı) olay sırasında senin orda olduğunu düşünürsek, beni kurtaran adamıda tanıyor olabilirsin !?! kardeş bile çıkabiliriz :)

Pınar Altuntaş dedi ki...

Evet O sensin !!! hatırladığım en belirgin detay bir çocuğu çırılçıplak soyduklarıydı ve ben en çok o sırada dikkatle baktım !!!
Ama kadeş olabileceğimizi sanmıyorum :D
Kardeş değiliz!!!
:D :D :D

stickman dedi ki...

vaay be :) hayat tesadüflerle dolu

Başak Ölmez dedi ki...

Bende Akşehir çayına düşmüşüm Ve beni kurtarıyım derken annemde gidiyomuş bizim oraların çayları dereleri ne böyle ya hakket :)

stickman dedi ki...

hehe :)
suyadüşenler.com diye bi site mi açsak napsak, herkes düşmüş. Ama güzel bi duygu demi Başak, böyle serinliyo insan. Seni kurtarmak için annen atlamış ya, anneni kurtarmak için baban filan bu şekilde bütün sülaleyi suya çekmeye çalıştın sen, farketmedim sanma.

^^w^^קรเк๏קคt^^w^^ dedi ki...

eheuheheheh :D
niye pis olsun bea .sulu sulu tertemiz bi ölüm işte hiç yıkamayada gerek kalmaz hem .
:P
dere dedinde bizimde soğusun diye dereye koyduğumuz karpuzu çalmışlardı yada oda senin gibi sulara kapılıp gitti bilmiyorum ama dere neyim deyince hala o aklıma gelir demek çok içim yanmış ardından :(
:D

stickman dedi ki...

@psikopat,ya alırız bi karpuz, küresel ısınma nedeniyle kurumayan bir dere bulup orda soğuttuk mu da tamamdır, veririz sana keser yersin, karpuz dedin aklıma geldi ben bu yaz hiç, şöyle elime bir dilim karpuz alıpta, hayvan gibi hapur hupur yemedim.

inehk dedi ki...

dereyle ilgili altın kural..aklımda kalan tek şey..akan su kir tutmaz mantığıyla..işedikten sonra geriye doğru 7adım atıp abdest alabilmendir..sonuçta çiş gitmiştir..kalan su temizdir..önemli olan sizden ön adım önde birinin çiş yapmaması.. ama nasıl yani şimdi o çiş ne oluyo..ya da deniz? nereye gidio bu çişler!?

hehhe bide şu sofrabezi çok güsel olmuş.. :D