4 Ağustos 2008 Pazartesi

750 kg organik ODUN

aslında yaptığım şey ne saçma. şimdi 750 kg bu süper organik odunları aşağıya bodruma indiriyorum. sonra da bir kış boyunca yukarıya taşıyorum. ama iyi oldu ha. o çuvalları doldurunca ne kadar ağırlıkta geliyo bilmiyorum. ama en az bi 25-30 veya 40 kilo kadar geliyodur. çuvalı sırtıma vurdukça rahatlıyodum. vur sırtına, sonra aşağıya. o çuvalı bi de yere bırakmak var ki.. ne süper sestir o. boşalt çuvalı, tekrar doldur, tekrar boşalt. kaç defa inip çıktığımı saymadım. 750 kilo süper organik odunu bitirdiğimde, vucudumdaki gerginliği attım. iyi geldi. 750 kilo çektikten sonra bi adam da hiç mi yorgunluk olmaz abicim. hiç mi lan biraz soluklanayım demez. bu 750 kilo odunu aşağıdan tekrar yukarı çekip, sonra tekrar aşağıya çekmeyi bile düşündüm. vaaahuaaa vahşi bir hayvanım ben.

vakti zamanında yurt dışında çalışmış bi akraba vardı. emekli olup Türkiye'ye döndükten sonra evinin bahçesindeki kömürleri bir gün bi duvarın kenarına, ertesi gün ordan alıp diğer duvarın kenarına diziyodu. adam çalışmaya alışmış, yada vucudu alışmış, öyle aniden bırakılmıyo demek ki. bende bu adamamı çekmişim acaba. vucut istiyomuş hakkaten. offf şimdi şöyle bi ton filan bi odun olsa ne çekerim be... ne rahatlatır ama.

karşıdaki inşatta çalışan, güneşin altında çalışmaktan yanmış, artık bir detroitli dalyan gibi zenciden farkı kalmamış ustalara bakıyorum bazen. lan belki beni de çağırırlar. inşaatın önünde filan dolaşsam biraz. bana bi iş verirler belki. aaa şu çimentoları yukarı taşıyabilirim mesela. yada tuğla atayım yukarıya. bırakın beni, kalıp çakmak istiyorum. verin çekici elime. ve gidin. tek başıma bitircem bu inşaatı. ve sonra meleğimle birlikte yaşıcaz içinde. bahçeye papatya ekicez. bi de minik tatlı bi pıtırcığımız olcak, minik avuçlarıyla parmaklarımıza sımsıkı tutunmuş olcak. sonra ben iç anadoluya kadar kazı yapıp denizi getiricem. pıtırcığımız kucağımızda güneşin denizin üstünden doğuşunu ve batışını izlicez.

bu odun iyi oldu gerçekten, biraz daha olsaydı ama neyse. harbiden bu ne ya. yat yat yat a.q. gücümü boşaltmam lazım. bi çok insan bu tarz iş yaparken yardım ister. hayır. bu 750 kg oduna benden başkası dokunamaz. o bana ait. ben çekicem. gidin başka odun bulun kardeşim. memlekette odundan bol ne var.

odun çekerken fotoğraf çekmenin mantığı nedir. şudur. hazır iyi fotoğraf çeken telefonu olan arkadaş ordan geçiyorken, o telefondan sonuna kadar faydalanıcaksın :p ve bence odun çekmek iyi bi hatıradır. hergün yaptığın bişey değil ki. yılda bi kez yapıyosun. eskiden, minikken, bu odun yığınının içinden çıkan birbirine geçmeli tahtalardan, içine hiç giremeyeceğimiz evler yapardık.. dışından bakarak mutlu olduğumuz. içini düşleyerek mutlu olduğumuz. gerçi, dere kenarında evi olan, bahçelerinde çok mutlu, çocuklarıyla güneşin tadını çıkaran, çimlerde koşan aileler de yapardık. ne çabuk geçti zaman.

Hiç yorum yok: