11 Ağustos 2008 Pazartesi

yerdeki yarım metre birikmiş arkadaşlarına milyonlarcası katılmak için düşüyordu yukarıdan. bense aralarından geçiyodum tüm gücümle. nicelerini üstümde eriterek, nicelerini içime çekerek. gidiyordum. sonra uzaklara ulaştım. başka yerlere. yürümeye devam ettim. nere gittiğimi bilmeden yürüdüm. hakkaten bilmiyodum nere gittiğimi. başka bi şehir. nere baksam ilk defa gördüğüm yerler. şunlar ve bunlar. ne zaman ağladığında yanında olmuşum ben demi. hakkında ne biliyorum, seni tanımak için ne yapmışım demi. bu laflar fena koydu bana Selim. Selim? senin soyadın Olric olsun lan. bu da işin bokunu çıkarmak ama Olric olsun. Bu gece telif hakları umrumda mı sanıyorsun. aslında ismini değiştimek istiyorum şu an. Selim Olric değil başka bişi ama üşeniyorum. değiştirmicem. böyle kal.
__________________________________________

Rahat görünmeye çalıştığı zamanlarda bile bu görünüşünün altında; kuşkulu, güvensiz ve karanlık iç dünyasının katılığı olduğunu sanıyorum. Kendisine, gerçeklere karşı dalgın duran bu yanı iyi bildiği için, kimsenin aklına gelmeyen yersiz ve gerçekdışı kuşkulara kapılırdı. Öylesine söylenmiş sözlerin altında gizli anlamlar arar, kimsenin onunla ilgilenmediği bir sırada kendisiyle alay edildiği endişesine kapılarak azap çekerdi.
tutunamayanlar
__________________________________________

Hiç yorum yok: