9 Ağustos 2008 Cumartesi

SESSİZ GECE

gece çok sessiz. çok uzaklardan belli belirsiz uğultular geliyo. bu gece, çoğu gecenin aksine şiddetli rüzgar da yok. tek bi yaprak bile kıpırdamıyo. rüzgarsız ve sessiz o kadar da kötü sayılmazmış burası. karşıdaki inşaatın kum yığını üstünde duran köpekle ara sıra göz göze geliyoruz. ikimizde birbirimizi umursamadan bakınıyoruz etrafa. hakkaten, neden sessiz ki bu gece. köpekler bile havlamıyorlar. karşı yoldan bi tanesi yavaş-hızlı karışık bi tempoda geldi. ne kum yığını üstündeki arkadaşına, ne de çöp kutusunun yanında tedirginlikle kendisine bakan kediye aldırmadan yoluna devam etti. bütün mahalleyi biliyormuş gibi, kendinden emin bi şekilde ilerliyodu sokakta.

ne çabuk unutuyoruz çevremizdeki yapısal değişiklikleri. ama ben hep hatırlıyorum. çok değil, bi süre öncesine kadar yer yer çimler çıkan, orta büyüklükte bir arsaydı karşı taraf. bu arsanın derinlerinde bana ait olan bişeyler var. dokunduğum bişeyler. eskiden orda olan ağacın altında. eskiden burada değilken, üç sokak aşağıdayken gelip bırakmıştım. apartmanı yapmak için o ağacı kestiler. acaba inşaatın temeli kazılırken bulundumu? bu karşıdaki inşaat gitgide yükseliyo. her sabah çekiç sesleriyle uyanıyorum. ustaların bağırışmalarıyla. gariptir, sanki beni uyandırmak için yapıyolar. ben kalktıktan sonra kesiliyo sesleri. 3. katın kalıplarını çakmışlar. acaba kimler oturacak şu karşı balkonlarda. yok... yok yok hiç sanmıyorum beklediğim kişiler otursun. nerde 10 çocuklu pisliğin teki varsa gelir oturur.

bu gecenin sessizliğini ara ara bi kaç sokak öteden gelen kedi çığlıkları ve balkonda uyuyan ev sahibinin öksürmekle horlama karışımı çıkardığı sesler bozuyo.

bu eve ilk geldiğim günü hatırladım. o günden bu yana ne kadar da değişmişti çevre. bende değişmiştim sanırım. en az bu çevre kadar. yada sadece değiştiğimi sanıyorum. belki de değişmeyen tek şey bendim.

sessizlik yine bozuldu. yukardaki karı o balkonda napıyo anlamıyorum. açıkhava fantezisi mi vardır nedir. üst kattaki birinin böyle şeyler yaptığını düşünmek çok tuhaf. alt katta olsa neyse. grup yapsınlar isterlerse. ama üst kat, tedirgin edici. napıyo bu psikopat karı. kendiyle mi oynuyo ne. orgazm olur gibi belli belirsiz sesler çıkarıyo. lütfen daha sessiz. gün içinde çıkardığın sesler yetmiyomuş gibi. orgazm mı olcan ne olacaksan sessiz ol lütfen. normalde sesli çekilecek biri değilsin, senin sesli orgazmın hiç çekilmez.

üst kattaki karının orgazmına neden bu kadar taktım bilmiyorum. benim derdim bu değil. bu gecenin sessizliğide değil belki. inşaat kumunda duran köpek hiç değil.

ben kafası karışık bi adamım. 8 aydır bi saniye bile beynimi terketmeyen bu düşünce, göğüs kafesimi bi türlü patlatamayan bu ağrı. sıkışan kalbim, zamanın duracakmış gibi yavaşlaması bi anda, herşeyin donması, bi boşluk içine sürekli düşüşüm. söylediklerim neden sürekli anlaşılmasını istediğimin tersi yönünde anlaşılıyo. yaptıklarım? neden yanlış yazılmış bir yazıyı sildikten sonra kağıt üstünde kalan silgi taneleri gibi el tersiyle itiliyorum. söylediğim herşeyi neden tehdit olarak algılıyosun.

gözlerimi kapadığımda sen, tanımadığım bi çok kişi ve şu an konuyla alakası olmayan bi sürü insan üstüme geliyosunuz sanki, irkiliyorum.

bu gece neden bu kadar sessiz ve sakin. hayat beni ne duruma getirmiş baksana. bana, en ufak bi şekilde iyi görülen bişeyden bile korkar olmuşum.

şimdi ne yaptığını düşünmemek mümkün mü? hayal etmemek mümkün mü? çok yaralandım bu güne kadar. ama kimse senin yaraladığın kadar yaralamamıştır. yanından bile geçemezler. çok derin ve çok acı.

"-ne biliyosun hakkımda? ne zaman ağladığımda yanımda oldun?"

bu kadar çabalamaktan sonra bu söz boğayı öldüren matadorun son kılınç darbesi gibi. kalbime saplanan bi kılınç bu sözler. ne kadar uğraştığımı, çabaladığımı, çırpındığımı, başıma neler geldiğini bilirken böyle bi söz söyleyebilmen? bilmiyorum..

bunca şeyden sonra insan bu cümleyi ilk duyduğunda afallıyo biliyomusun. hatta o sinir bozukluğuyla gözleri büyüyüp ilginç bi gülümseme oturuyo suratına. üstüne atılan bi iftira gibi. aynı şoku yaşıyosun. ve kımıldayamıyosun bi kaç saniye. damarlarında gezinen alkolün etkisiyle olsa gerek diye düşünmek istiyosun. çünkü akıl, mantık kabul etmez bi söz bu.

seni tanımak için, bir an önce yanında olmak için çırpınan, seni tanımak, yanında olmak için neler yapan bu yüreğin kaldırması çok zor bi cümle.

uzaklardan bi köpek dediğimi duymuş olacak. belki de sadece beni rahatlatmak için sürekli, köpek dilinde bişeyler bağırıyor. havlamak saçma bi tabir. sanırım gücün yetmicek köpek. bildiğin gibi bi sessizlik değil bu gece.

neler söyledim ben sana öyle. insan sevdiğine gösterirmiş öfkesini. öfkelendim. neden bu kadar üzdük birbirimizi. bu boyuta nasıl geldi sevinçten uçtuğumuz, yüreğimizin pırpır ettiği o gece. şu an yanımda yatıyor olabilirdin. ve, ne zaman ağladığımda yanımdaydın diyemezdin bana. ağlamana neden olabilecek en ufak bişeyi bile varetmezdim. yokederdim demiyorum, varetmezdim bile.

içimdeki sevgiyi göstermekte neden bu kadar başarısızım. herşey nasıl bu hale geldi. oysa çok basitti ilk başta konuştuğumuz. anlaştıktan sonra insanların birdenbire sözlerinden dönmesine dayanamıyorum. hemde böyle bi konuda. üzücü. birdenbire. hiç bi sebep yokken.

filmlerdeki bazı karakterler gibi. bi çocuğa güleryüz ve hoş bi sesle şeker uzatırlar. çocuk heycanlanır, o tarifi güç sevinç kaplar içini, gözlerinin içi güler. elini uzatarak koşar minik adımlarıyla. tam elini uzatıp minik parmaklarının arasına değmişken şeker, o karakter kaşlarını çatıp, sert bi hareketle, hızlıca çekiverir şekeri minik parmakları arasından.

bu gece çok sessiz. belki sadece sen başarabilirsin bu sessizliği bozmayı. bu da imkansız gibi. insanın farkına varmadığı bişeyi düzeltmesi mümkün mü? belki de hiç farkedemeyeceksin yada yaptığın şeyin ne kadar korkunç bi boyutta olduğunu farkedip, farkettiğini farkettirmeyeceksin kendine.

artık tenimden uzaklaştırmalıyım bu sessiz geceyi. pencereyi kapatıp dışarda bırakmalıyım onu. içerde beni bekleyen sensiz geçireceğim bi gece var. varlığını hissetmek bile huzur verirken, şimdi ne yaptığını bilmeden sensiz geceme devam etmek zorundayım.

Hiç yorum yok: