13 Nisan 2008 Pazar

YOL

çok farklı uyandı o sabah. çok farklı düşündü. gerçek sevgiydi onun hissettiği, herşeyden daha gerçek. hiç olmayan bi enerji vardı içinde, ondan aldığı sevgiyle oluşan enerji. hiç bişeyi istemedi bugüne kadar onun yanında olmayı istediği kadar. hiç bişey için bunun %1 kadar bile gayret göstermedi. hiç bişey için bu kadar emek vermedi. uzun zamandır yağmayan karın yarım saatte yağmasına ve hiç durmadan devam etmesine aldırmadı. içindeki o müthiş hisle hiç hazırlanmadığı şekilde hazırlandı. hiç hazırlamadığı şeyleri hazırladı. hiç yapmadığı şeyleri yaptı. sokak lambalarının ışığından şiddetlenen tipiye baktı. her saniye daha da şiddetlenip büyüyen kar tanelerine gülümsedi. alayınız gelsin...

herşey tamamdı. hava karardı. kısa bi vedadan sonra kapşonunu başına geçirdi ve çıktı yola. ardında ayak izlerini bırakarak yürüdü. sımsıkı tuttuğu ağırlıklarla. dengesizdi ağırlıklar. onun için sıksık durup el değiştirdi. kar kaplı yola değmemesi için ağırlıklar, yine cin bi yöntem geliştirmişti bile. eze eze yürüdü beyaz örtüyü. düşen milyonlarcasına aldırmadan, tipiye aldırmadan yürüdü. bir gün bu karlar altında beraber kolkola yürümeyi isteyerek, düşünerek yürüdü sokak lambalarının loş ışıklarının aydınlatmaya çalıştığı ıssız sokaklarda. yıllardır hergün geçtiği yerler daha farklı görünüyordu sanki. belki de o yollarda hiç bu şekilde bu amaçla yürüyeceğini düşünmemişti. aklının ucundan bile geçmemişti bu. çıkan onlarca aksiliğe aldırmadan, bi şekilde hallederek yürüdü. soğuktu. çok soğuktu. bekleyişlere mahkum adamı bekletmemek olmazdı. olmadı tabi. sabırla bekledi kalabalığın içinde. her zamankinden daha da kalabalıktı kalabalık. geç kalan vakit gelmişti. şiddetini biraz azaltmak bi yana dursun kat kat artıran tipiyi delerek ulaştı o koltuğa. o koltukta geçen her saniye biraz daha yaklaşacaktı ona. yerleşti ve söndü ışıklar.

hareket başladı. bir zamanlar hergün okula gittiği yolu izledi. hergün izlediği yolda gidiyordu şimdi. yeşil sahanın önünden geçerken orada yaşadıkları geldi bir an aklına, okula baktı. okulun içindeyken şu an gittiği yola baktığını hatırladı. belkide gideceğini hiç tahmin etmediği yoldaydı şu an. gökteki karanlığı, yerdeki aydınlığı ve ikisi arasındaki tipiyi bir ok gibi yararak gitti. aşkı için, korkusuzca...

Hiç yorum yok: