28 Nisan 2008 Pazartesi

karmaşık

nasıl bi dünyaymış bu böyle, elini uzattıkça kaçan dünya...
bekledikçe gelmeyen sen...ben beklemelere mahkum adam.
bekledim ve yine gelmeyen oldun sen
ne söyleyeceğimi bilemiyorum, o kadar garip ki.
yani nedir bu? yaklaşmaya çalıştıkça uzaklaştığım nedir?
nedir bu olmayan? bu kadar severken nedir engel?
neden bu kadar zor? nedensiz zorluk daha zor. sonu nedir?
orda çarpan bi yürek, boş bi odada, bi başına
kulağımı üstüne koyup nasıl çarptığını dinlesem
ama bilmiyorum nerde. neyin içinde ne yapar,
beklemekten çıldırırken burda, nasıl bakar gözleri...

bu sıcakta üşümek titreyerek. tutamadığım damlalar süzülürken yanaklarımda, yüzümde donan gözyaşları. göğsüme bıçaklar soksunlar. hiç acı hissetmem. patlamak üzere o. paramparça olmuş içerde. dışarı patlamak ister göğüs kafesini parçalayarak. akmasın diye o damlalar, aldığın en derin nefesi al en hızlı şekilde. sık çeneni, dişlerin gıcırdayarak kırılsın parçalansın. geldiği yere dönsün o yaşlar, içeriye, yüreğinin taa içine. kapat gözlerini, ellerinle sık başını sımsıkı, yok ol kendi içinde. kendi içinde kaybol.

1 yorum:

Beautiful Disaster. dedi ki...

bekledikce gelmiyorlar malesef. Bunu bildigimiz halde beklemekten de vaz gecmiyoruz. Ama nedenler nicinler beynimizi kemirirken hayat bir iskenceye donuyor, beklenilen ise yine de gelmiyor..