29 Nisan 2008 Salı

isimsiz arkadaşlar (etkisiz elemanlar)

ismini bilmediğim arkadaşlar var. arkadaş da değil aslında. tanıdık desem o hiç değil. kim lan bu insanlar? isimsiz elemanlar desem olabilir aslında. evet, isimsiz elemanlar tam oturdu. tıpkı matematikdeki etkisiz elemanlar gibi. pek bi fonksiyonu yok bunların. bazılarıyla yolda karşılaşıyoruz. yolunu değiştireni de gördüm ve takdir ettim ama 40 yıllık dostunu görmüş gibi seviniyo bu eleman. ben sadece başımı hızlı bi hareketle eğip kaldırıp yoluma devam etmek isterken bir anda karşısında buluyorum kendimi. elimi sıkıyo, öpmesin diye kendimi geriye çekmeye çalışıyorum ama ne mümkün. neyse ki hızlı bi hareketle kafa tokuşturmaya çeviriyorum olayı. siyasi simgeler vurgular gözüküyorum, yanlış anlaşılıyorum belki ama olsun. öpüşme adı altında yapılan o tuhaf şeyden iyidir a.q

adını sanını bilmediğim bu herif bana nasıl olduğumu soruyor. son ana kadar görmemiş gibi yapmaya çalışmıştım ama yakalandık bi kere
-abi naber ya?
şimdi şöyle adın her neyse;
(bok gibiyim, ama çok da güzel bi yandan. iğne deliğinden nefes alır gibi. aldığın havanın tadı daha bi hoş sanki, daha bi kıymetli artık nefes almak. boşluktayım oolum. yani seviyorum lan ben bu çok güzel. ama bu durum, bu boşluk, ebem sikiliyo, her an ölüm a.q. Şu an zor yürüdüğümün farkında mısın, dikkat edersen dizlerim kırlıyo gibi sanki, böyle hiç bi engel yokken nası koyuyo biliyomusun?) bunlar değil tabi cevap. bunları söyleyeceğim kimse yok, olmasında zaten. ben bi tek kişiyle konuşmak isterken diğerleri niye.
söylenecek cevap yormamalı beni, nedir bunun en kısa hali, şöyledir;
-iyi, sen? (niye sen dedim ki?)
-iyidir ya işte, bende şöyle şöyle yaptım da böyle böyle yaptım. ora gittim, bura geldim, sıçtım filan işte, kakamı yaptım. bi de sabahleyin
ossurdum.

çok güzel be, senin adına çok sevinebilirdim şu an ama adını bilmiyorum.


-stada gelmiyosun ya, göremiyoruz seni?
(staddan kastedilen: Konya Atatürk Spor Sitesi girişinden 10-15 metre sonra hemen sağdaki tel örgüler içindeki 3 adet açık hava basketbol sahası, artık gidilmeyen, uğranmak bile istenmeyen kafes...tıpkı hiçbiyer gibi)


gelmeyince göremiyosunuz? off lan çok ilginç. off...bunun çok uzun bi açıklamasını yapmak isterdim belki ama hakkaten seninle konuşcak durumda değilim. kimseyle konuşacak durumda değilim, sadece onun sesini duymak isterken ben, susmalı herkes. onu duyup, ona anlatmalıyım herşeyi. stad mtad nedir, eskiden kendimi en özgür hissettiğim yer, yükselip uçtuğum, aranızdan ayrıldığım tek yer, boğuyo artık beni o kafes. oraya gelince beynim uyuşuyor artık.

-yaa öyle oldu...
-neyse abi, acelem var, ben kaçıyım, kendine iyi bak.

ulan ben durdurdum sanki seni. acelen varsa defol git, ne duruyon. yıllar önce adam yokluğundan iki maç yaptık diye ne bu samimiyet. stad arkadaşları katagorisine girecek yeterlilikte bile değilsin.
stad arkadaşları yada stad elemanları... yakında ...pek

3 yorum:

wykka dedi ki...

evet evet, hep böyle neşeli, hep böyle çemkiren bir stickman için elele :P

jade dedi ki...

biz kızlar için bu tip durumlar kolay atlatılabilir...

-naber
-iyiyim, ŞEKERİM, TATLIM, CANIM, ŞEKER...VS

bu ve benzeri hitap şekilleriyle durumu kurtarırım. Tabi bir erkek içi bu komiks olar:)

stickman dedi ki...

neşeli? neşe nedir? 23 nisan'da bile dolmadığım bişey. papatya koklarken doluyodum, konuşurken. şimdi de gelse koklasam, konuşsam, dinlesem. ikimizde neşe dolsak :(