30 Nisan 2008 Çarşamba

play again

herşey hep aynı biliyosunuz demi? hayatın ne kadar boktan olduğunu biliyomusunuz? ya bilmiyosunuz, ki keşke bende bilmeseydim...yada biliyosunuz a.q-hepiniz cin gibi adamlar değil misiniz? götünüz kalkmasın hemen. tamam cinsiniz. ama bu bokluk karşısında susmaktan başka bişey yapamıyacağımızı, hiç bişeyi değiştiremeyeceğimizi çoooktaan anlayıp akışına bıraktınız herşeyi. uzun cümleler kurdum. pek hoşlandığımı söyleyemem. ama malesef hayat tekrar eder lan kendini. koduğumun hayatı. belki farkında değilsiniz ama sürekli aynı şeyleri yapıyoruz, sürekli aynı muhabbetler. hayatımız sürekli aynı şeyler etrafında dönüp duruyor. şunları bile kimbilir kaç defa söyledik. belki de zihnimiz bize bunu belli etmemek için salgılıyo bişiler ama salgısına sokarım onun.

o kadar sıkıldım ki, dönüp dolaşıp hep aynı yere geliyoruz. biraz uzaklaşıp biraz yakınlaşıp hep aynı şeyleri yaşıyoruz. imajlar farklı, kalıplar farklı belki ama herşey her yerde aynı, dünyanın bi ucundaki de aynı diğer ucundaki de. a.q-siktiğimin dünyası. al işte bu yazı da aynı mesela. kimbilir dünyada daha önce kaç milyon insan buna benzer şeyler yazmıştır, söylemiştir veya düşünmüştür. ve bundan sonra da, ne kadar bundan sonra olursa artık, yine yapılacaktır eminim.

mesela "günaydın" der insanlar. gerçi ben pek demem. konuşmam lan ben pek. çünkü aynı saçma şeyler hep. annem bana günaydın der. hayatın boktanlığından beni uzaklaştırmak için gülümseyerek, böyle biraz enerjik ve neşeli söyler hatta. sarılıp öper bile ama ben ses çıkarmam, pek bişey yapmam, bakarım öyle mal mal. gün, aydın filan değil. herşey kapkaranlık. içim çoktan ölmüştü zaten benim. nefes alan ceset demiştim daha önce, yürüyen bi ceset. bomboş. koca bi boşluk herşey, anlamsız, saçma. nasıl aynı şekilde karşılık veriyim. nerden alıyım ki o gücü. yokki, bi hayali mi yaşıyorum acaba ben. bi hayali mi yaşadığımı sanıyorum. neden olmuyo, neden gelmiyo. nedensiz olmayışlar çok acıtıyo yüreğimi, dayanamıyorum. gerçek bu anne. hayat bombok. umudum kaybolmaz içimde ama sanırım sonuna kadar da bu şekilde devam edicek. belki bu nedensiz olmayışları da arıyacam bi gün. kavuşmasız bekleyişleri, cevapsız konuşmaları arıyacam ağlayarak. belki arıyacam bu günaydınları. çünkü bir gün uyandığımda sen de olmayacaksın. babam da olmayacak. o da pek konuşmaz zaten. sevgisini de belli edemez öyle senin gibi anne. nbr babo filan der arada, babasız büyüyen bi baba. ve kardeşimde olmayacak bi gün. bu arada bunlar en iyi ihtimaller. hepinizin benden önce ölmenizi istiyorum. hiç birinizden önce ölmek istemiyorum. bunu görmenizi istemiyorum. ölün. hatta en kısa zamanda. bi geberin gidin a.q - şöyle sağlam bi trafik kazası fena olmaz. kısa ve acısız. anında uçun gidin üçünüz birden. yada hepimiz birden. nasıl olduğu önemli değil. tüm insanlar bir anda. patlatalım bi atom bombası, dünyayı tamamen yok edicek güçte. ne biliyim işte bi şekilde olsun, hep başa sarıp durmasın, yeniden oynayıp durmasın herşey ve yok olalım artık.

hayat aslında güzel, herşeye rağmen yaşamaya değer gibi cümlelerle hiç oyalamayalım birbirimizi. öyle olmadığını biliyoruz. her geçen gün daha da boktanlaşıyo ve ne kadar gün geçerse daha da boktan olcak. daha fazla zorlamayın ve ölün a.q - hep bi önceki günü unutuyosunuz. yarın hep bugünü unutuyosunuz. unutmayın artık. herkes ölsün. yok olsun. yok bile yok olsun.

Hiç yorum yok: