mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Ocak 2008 Perşembe
Takıntılarım MiM
Onurr bana mim yollamış. Konusu "takıntılarım".
kola vb. içeceklerin şişelerinin kapaklarını çok sıkı kapatmak gibi bi takıntım var. Eğer bütün gücümle sıkarak kapatmazsam içim rahat etmiyo. İlla ki sımsıkı olcak ve açıcak kişi açamıcak, bana getircek ben açcam. aynı şekilde, çeşmeleri çok sıkı kapatmazsam rahat uyuyamam. çünkü az da olsa bir miktar su akıp boşa gitcekmiş gibi gelir bana. suya çok önem veren biri olarak gördüğüm bütün çeşmeleri sımsıkı kapatırım. şimdilik aklıma gelen takıntılarım bunlar, hatırladıkça devamı gelebilir. Biliyosunuz ki bende mimler açık büfe. İsteyen istediği kadar alabilir, kendi kendini mimleyebilir.
Etiketler:
açık büfe mim,
çeşme,
kola kapağı,
mim,
takıntılarım
19 Aralık 2007 Çarşamba
Açık büfe MiM
Aslı cadısı nam-ı değer TatLıCadıCa tarafından mimlenmiş bulunmaktayım. Şu aşağıdaki soruları cevaplıcam sanırım. Başlıyım.
Yemek olsam ne yemeği olurdum?
İmam bayıldı olurdum ama bilinçli, sert ve soğuk yani mesafeli bi imam bayıldı olurdum. Eğer biri beni yemeden önce "-aaa imamı camiden getirtip bayılttınız mı yoksaa hahaha hehehe hihihi, ne komiiik" gibi bir cümle kurma gafletinde bulunursa, onu bayıltana kadar boğazında kalır, bayıldıktan sonra midesine giderdim.
Müzik aleti olsam ne olurdum?
Piyano olurdum ama öyle sıradan bi piyano değil. Sadece piyanist filmindeki şarkı ve harry potter'ın şarkısının çalındığı bir piyano olurdum. Yada dj seti de olabilirim, onun bi adı vardı ama tam neydi bilmiyom, ondan olurdum ya, ne de olsa amerikan rapçisi ve gangsta özentisiyim :p manyak ritimler oluştururdum dj'ciğime.
Araba olsam ne olurdum?
İşte can alıcı soru. Buna tek bi cevap vermem mümkün değil. Hem siyah hummer jeep olurdum eski yazılardan da anlayacağınız üzere. Hemde 1967 model siyah cadillac eldorado.
Aylardan hangisi olurdum?
Kesinlikle temmuz olurdum. Ben sıcağı severim. Her akşam üşüme, terleme soğuma derdi olmadan, rahatça basketbol oynayabilirim. Ama ay olsam nasıl basketbol oynucam demi, o büyük bi sorun.
Ayakkabı olsam ne olurdum?
Tabi ki basketbol ayakkabısı olurdum. Kobe zoom güzel bi tercih olur.
Kıyafet olsam ne olurdum?
Her türlü kadın iç çamaşırı olurdum :) ama manken ölçülerinde iç çamaşır olayım ki sadece mankenler giyebilsin beni :p
Ben kimi mimleyim diye düşünmücem ve bu mim-i bir açık büfe mim haline getiriyorum. İsteyen alsın. Yaş ve kişi sınırlaması yoktur. Canı mim çeken, bünyesinde mim ihtiyacı belirmiş ve acilen kendini mimlemesi gerektiğini düşünen bir insansanız eğer alın mimleyin, çekinmeyin. Almazsanız da önemi yok. haydin eyvallah yiğitlerim...
Yemek olsam ne yemeği olurdum?
İmam bayıldı olurdum ama bilinçli, sert ve soğuk yani mesafeli bi imam bayıldı olurdum. Eğer biri beni yemeden önce "-aaa imamı camiden getirtip bayılttınız mı yoksaa hahaha hehehe hihihi, ne komiiik" gibi bir cümle kurma gafletinde bulunursa, onu bayıltana kadar boğazında kalır, bayıldıktan sonra midesine giderdim.
Müzik aleti olsam ne olurdum?
Piyano olurdum ama öyle sıradan bi piyano değil. Sadece piyanist filmindeki şarkı ve harry potter'ın şarkısının çalındığı bir piyano olurdum. Yada dj seti de olabilirim, onun bi adı vardı ama tam neydi bilmiyom, ondan olurdum ya, ne de olsa amerikan rapçisi ve gangsta özentisiyim :p manyak ritimler oluştururdum dj'ciğime.
Araba olsam ne olurdum?
İşte can alıcı soru. Buna tek bi cevap vermem mümkün değil. Hem siyah hummer jeep olurdum eski yazılardan da anlayacağınız üzere. Hemde 1967 model siyah cadillac eldorado.
Aylardan hangisi olurdum?
Kesinlikle temmuz olurdum. Ben sıcağı severim. Her akşam üşüme, terleme soğuma derdi olmadan, rahatça basketbol oynayabilirim. Ama ay olsam nasıl basketbol oynucam demi, o büyük bi sorun.
Ayakkabı olsam ne olurdum?
Tabi ki basketbol ayakkabısı olurdum. Kobe zoom güzel bi tercih olur.
Kıyafet olsam ne olurdum?
Her türlü kadın iç çamaşırı olurdum :) ama manken ölçülerinde iç çamaşır olayım ki sadece mankenler giyebilsin beni :p
Ben kimi mimleyim diye düşünmücem ve bu mim-i bir açık büfe mim haline getiriyorum. İsteyen alsın. Yaş ve kişi sınırlaması yoktur. Canı mim çeken, bünyesinde mim ihtiyacı belirmiş ve acilen kendini mimlemesi gerektiğini düşünen bir insansanız eğer alın mimleyin, çekinmeyin. Almazsanız da önemi yok. haydin eyvallah yiğitlerim...
Etiketler:
iç çamaşırı,
imam bayıldı,
kobe zoom,
mim,
piyano,
temmuz
2 Aralık 2007 Pazar
Röportaj gibi MiM
şeker'den gelen bir mim,
konu: blogun hayatımızdaki yeri
beş tane soru var, onları cevaplıyoruz.
nasıl bi mim bu ya, kendi kendime röportaj yapıyomuşum gibi hissettim valla :)
1. Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?
blog yazmaya ilk defa 70 li yıllarda başladım. ama o zamanlar internet, bilgisayar olmadığı ve henüz doğmadığım için bu saçmalığa bi son vermeyi düşündüm ve bıraktım. Şimdi bilgisayar yok, internet yok, nerene yazıyosun blogu? diye aklınızdan bi soru geçiyo olabilir. Cevaplıyım; deftere yazıyodum be! link filan veriyom böyle defterden. Tıklayınca defterin diğer sayfaları açılıyodu. Defteri elden ele dolaştırıp yorum bile yazdırıyodum insanlara. Header bile yapıyodum sayfaların üstüne. Tabi o zamanlar fotoşop neyim yok. O zaman ki fotoşop resim defterim ve boylarımdı. Şaka şaka, herşey diş bulgurumda önüme koyulan bilimum araç gereçten kalemi seçmemle başladı. O zamanlar çocukluk tabi, duvarlara kapılara filan yazardım, sonra annem kızdı, bıraktım. Artık saçmalamaya bi son verip işin aslına geçicek olursam, iki arkadaştan gördüm ben bu blog olayını. Heves ettim bende yaptım. O zamanlar blogger ingilizceydi, pek bi halt anlamıyodum. (şimdi de anlamıyorum. şaka lan anlıyom) Türk blog sitelerinde takılıyodum. İlk önce uykucu diye bi blog açmıştım. Bir süre orda yazdıktan sonra sıkıldım., bırakıverdim. Uzun süre ilgilenmedim. Sonra blackmamba isimli bi blog açtım. Orda ilkinden biraz daha uzun bi süre takıldım ve yine sıkıldım. Ağustos 2007 den beri bloggerda takılıyom işte böyle.
2. Blog yazılarımın konusunun belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?
içimden geldiği gibi yazıyorum. Ama nedense içimden sürekli eğlenceli şeyler yazmak geliyo. ruh halime göre aslında. Mutsuz olduğumda da pek yazasım gelmiyo. Aslında bir çok farklı konuyla ilgili bir çok farklı yazı yazabilirim her an, hiç belli olmaz bana. Ama belirli bi üslubum vardır. Okuyanlar bunu bilirler zaten. İşin içine komedi katmayı severim. Daha çok insanlara tebessüm ettiren şeyler yazarım ve böyle bi üslup kullanırım. Arada sırada dramatik şeyler de yazabilirim ama bu 42 yılda bir olur.
3. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?
yoo!... ne feragat edecem ya, blog yazmak için hiç bişeyden feragat ettiğim filan yok.
4. Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
artan bekleyiş derken? Tüm Türkiye benim bişeyler yazmamı filan beklemiyo ki :) bu bir blog yavv...nesi zorunlu bi hal alacak, ben çok eğleniyorum, yazarkende, okurkende.
5. Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?
google sunucularına zeval gelene kadar? üretkenliğim sona erene kadar? hiç biri değil... canım nereye kadar sürdürmek isterse oraya kadar. Hatta pazara kadar değil mezara kadar diyip de bi mallık yapmıcam burda. aaa yaptım bile...
konu: blogun hayatımızdaki yeri
beş tane soru var, onları cevaplıyoruz.
nasıl bi mim bu ya, kendi kendime röportaj yapıyomuşum gibi hissettim valla :)
1. Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?
blog yazmaya ilk defa 70 li yıllarda başladım. ama o zamanlar internet, bilgisayar olmadığı ve henüz doğmadığım için bu saçmalığa bi son vermeyi düşündüm ve bıraktım. Şimdi bilgisayar yok, internet yok, nerene yazıyosun blogu? diye aklınızdan bi soru geçiyo olabilir. Cevaplıyım; deftere yazıyodum be! link filan veriyom böyle defterden. Tıklayınca defterin diğer sayfaları açılıyodu. Defteri elden ele dolaştırıp yorum bile yazdırıyodum insanlara. Header bile yapıyodum sayfaların üstüne. Tabi o zamanlar fotoşop neyim yok. O zaman ki fotoşop resim defterim ve boylarımdı. Şaka şaka, herşey diş bulgurumda önüme koyulan bilimum araç gereçten kalemi seçmemle başladı. O zamanlar çocukluk tabi, duvarlara kapılara filan yazardım, sonra annem kızdı, bıraktım. Artık saçmalamaya bi son verip işin aslına geçicek olursam, iki arkadaştan gördüm ben bu blog olayını. Heves ettim bende yaptım. O zamanlar blogger ingilizceydi, pek bi halt anlamıyodum. (şimdi de anlamıyorum. şaka lan anlıyom) Türk blog sitelerinde takılıyodum. İlk önce uykucu diye bi blog açmıştım. Bir süre orda yazdıktan sonra sıkıldım., bırakıverdim. Uzun süre ilgilenmedim. Sonra blackmamba isimli bi blog açtım. Orda ilkinden biraz daha uzun bi süre takıldım ve yine sıkıldım. Ağustos 2007 den beri bloggerda takılıyom işte böyle.
2. Blog yazılarımın konusunun belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?
içimden geldiği gibi yazıyorum. Ama nedense içimden sürekli eğlenceli şeyler yazmak geliyo. ruh halime göre aslında. Mutsuz olduğumda da pek yazasım gelmiyo. Aslında bir çok farklı konuyla ilgili bir çok farklı yazı yazabilirim her an, hiç belli olmaz bana. Ama belirli bi üslubum vardır. Okuyanlar bunu bilirler zaten. İşin içine komedi katmayı severim. Daha çok insanlara tebessüm ettiren şeyler yazarım ve böyle bi üslup kullanırım. Arada sırada dramatik şeyler de yazabilirim ama bu 42 yılda bir olur.
3. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?
yoo!... ne feragat edecem ya, blog yazmak için hiç bişeyden feragat ettiğim filan yok.
4. Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
artan bekleyiş derken? Tüm Türkiye benim bişeyler yazmamı filan beklemiyo ki :) bu bir blog yavv...nesi zorunlu bi hal alacak, ben çok eğleniyorum, yazarkende, okurkende.
5. Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?
google sunucularına zeval gelene kadar? üretkenliğim sona erene kadar? hiç biri değil... canım nereye kadar sürdürmek isterse oraya kadar. Hatta pazara kadar değil mezara kadar diyip de bi mallık yapmıcam burda. aaa yaptım bile...
20 Ekim 2007 Cumartesi
mim - TiPmAtik

^^w^^קรเк๏קคt^^w^^ beni mimlemiş. Eğlenceli bir mim konusu. Hani bi zamanlar kendi south park karakterimizi yapıp duruyoduk ya, işte onun turkcell-im canı sıkılan adam modeli TiPmAtik.
işte yan tarafta, aynen kendimi yaptım psikocum :) pis sakalım, kapişonlu sweatim, berem (berem siyah olur genelde ama siyah rengi yoktu), pantolonum ve beyaz spor ayakkabılarım.
pınar, hemşo :) anladın sen onu.
TiPmAtik
10 Ekim 2007 Çarşamba
Çapraz mim-lemeye tutuldum!...
Ahbikan ve voLkan tarafından çapraz bir mim geldi. Her fırsatta "-mimlemeyin beni len pikaçular ..." diyen Başak, isyan etti ve bir mim konusu başlattı; makyajsız, poz vermeden, en doğal halimizin olduğu bir fotoğraf.
1-ben zaten makyaj yapmam. Karımıyım lan...(karı denmesine kızanlar varsa, evlenirken nikah memuru da resmen karı ilan ediyo sizi, ona da kızın, karı kötü bişey demek değildir ayrıca.)
2-deli poz veririm.
3-en doğal halimi koyamam, porno blog sıfatı filan yerim, blog alemi karışır.
nispeten doğal bir halim, buyrun... +18 -50
kimseyi mimlemiyorum. umarım bu fotoğraftan sonra okurlarımın sayısı düşmez :( yok yok fikrimi değiştirdim mimliyorum.
^^w^^קรเк๏קคt^^w^^ seni mimledim, al işte sürpriz.
1-ben zaten makyaj yapmam. Karımıyım lan...(karı denmesine kızanlar varsa, evlenirken nikah memuru da resmen karı ilan ediyo sizi, ona da kızın, karı kötü bişey demek değildir ayrıca.)
2-deli poz veririm.
3-en doğal halimi koyamam, porno blog sıfatı filan yerim, blog alemi karışır.
nispeten doğal bir halim, buyrun... +18 -50
kimseyi mimlemiyorum. umarım bu fotoğraftan sonra okurlarımın sayısı düşmez :( yok yok fikrimi değiştirdim mimliyorum.
^^w^^קรเк๏קคt^^w^^ seni mimledim, al işte sürpriz.
6 Ekim 2007 Cumartesi
Masaüstü Mim-i
30 Eylül 2007 Pazar
Nihayet mim-lendim
Şu blog yazan insanların dünyasına girip blogları okurken gördüm ki, bir mim-dir almış başını gidiyor. Herkes birbirini mimliyor. Önce ne demek olduğunu bile bilmiyordum. Sonradan aradım taradım öğrendim. İlk başta saçma gibi geldi ama, niye lan eğlenceli işte dedim. Neden kimse beni mimlemiyor diye üzülüyordum hatta. Sonra bazı bloglarda bazı insanların mimlenmeye tepki gösterdiğini gördüm. Lan bende beni niye mimlemiyosunuz diye tepki göstersem mi acaba diye düşündüm, saçmalık olur diye yapmadım. Kendi kendimi mimlesem mi acaba dedim, ı ıh, üşendim.
Bütün bir yıl boyunca kola ve dondurma reklamlarında seksi sloganlar ve seksi kızlar kullanılırken, ramazan gelir gelmez bu reklamların içerikleri birden dinsel ve ailesel ögelerle dolup taşıyor. :) nasıl iş bu...
Anne ve babaların, çocukları sigara içtiği zaman onlara kızması, onları engellemeye çalışması fakat kendilerinin sigara tiryakisi olduklarının farkına varamamaları.
Akşama kadar dersi olan ve bu ülke için gelecek vaadeden genç öğrencilerin, toplu taşıma araçlarına sürü halinde binip sabahın köründe altın gününe giden, hiçbirşey üretmemiş ve üretmeyen kokana, şişko ve yaşlı teyzelere yer verme mecburiyeti varmış gibi toplumda bir inancın oluşması ve yer vermeyenlere serseri gözüyle bakılması.
aklıma bu kadar geldi. Şimdi ben kimi mimlesem acaba?
Sonra Pınar bi sağ kroşe vurdu bana, nerden geldiğimi şaşırdım. Konu: "Dikkatinizi çekmiş olan, gördüğünüz, duyduğunuz, ilk aklınıza esen ve sizi gülümseten Çelişki"(konu alıntı:OmAr). Evet mim-lemişti beni, ilk mimlenmenin verdiği şaşkınlıkla kendimi toparlamaya çalışırken saymaya başladı...1-2-3 yoksa geriye doğru mu sayılıyodu 10-9-8 unuttum... süre bitmeden yazmalıydım. Yoksa "Knock Out" olurdum. Aslında günlük hayatta bir çok çelişkiyle karşılaşmama rağmen şimdi böyle ha deyince gelmiyor aklıma. Şöyle başlayalım o zaman;
Bütün bir yıl boyunca kola ve dondurma reklamlarında seksi sloganlar ve seksi kızlar kullanılırken, ramazan gelir gelmez bu reklamların içerikleri birden dinsel ve ailesel ögelerle dolup taşıyor. :) nasıl iş bu...
Anne ve babaların, çocukları sigara içtiği zaman onlara kızması, onları engellemeye çalışması fakat kendilerinin sigara tiryakisi olduklarının farkına varamamaları.
Akşama kadar dersi olan ve bu ülke için gelecek vaadeden genç öğrencilerin, toplu taşıma araçlarına sürü halinde binip sabahın köründe altın gününe giden, hiçbirşey üretmemiş ve üretmeyen kokana, şişko ve yaşlı teyzelere yer verme mecburiyeti varmış gibi toplumda bir inancın oluşması ve yer vermeyenlere serseri gözüyle bakılması.
aklıma bu kadar geldi. Şimdi ben kimi mimlesem acaba?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

