23 Nisan 2010 Cuma

lezzet bekçisi

tuz..? limon..? karabiber..? jest ve mimik ağırlıklı, tek gösterimlik hareketlerle canlandırılan, can yakan sorular bunlar. be adam, sen atmışın yemeğine tuzunu, karabiberini... efenim? sıkmışın limonunu, eyvallah. ama nedir bana beslediğin bu kin? niye kendi yemeğine tuzunu attıktan sonra kafama vuracak gibi kaldırıp gözlerini bana dikerek, konuşmadan "-sana da atıyım mı?" diye soruyorsun? ha!? neden yapıyorsun bunu? üstelik bu sessiz soruna benden çok sesli ve net bir cevap bekliyorsun. ben bu cevabı vermeden de geri adım atmıyorsun. indirmiyorsun elindeki tuzluğu. birde benim o an ağzım doluysa, başladıysam yemeğimi yemeye... vay halime. hele ki kaşığımı sallayıp yemeği tam ağzıma götürüyorken yaptıysan bunu!? ya çıkaracağım garip sesleri yanlış anlayacak ve tuzu boca edeceksin yemeğime, yada ben senin bu hamleni engellemek için içi yemek dolu kaşığımı savurup ortalığı berbat edeceğim. biber, tuz, karabiber... bunları engellemek limona göre çok daha kolaydır. en fecisidir limon. çünkü bir anda sıkılıverir. dökmek için kabını sallamak gerekmez. sıkar ve işi bitirilir yanımızdaki lezzet bekçisi tarafından. üstelik elimizle itsek bile yatağından çıkan limon bir şekilde tabağımızdaki yemeğin içinde yerini bulur. aynı zamanda gözünüzede isabet edebilir ki sofra başında göz acısı çekmek tarif edilemez bir zorluk derecesindedir.

peki derdin ne senin be adam?! niye kendi damak tadını bana empoze etmeye çalışıyorsun? veya damak tadlarımızın aynı olduğu iddiasını tuzluk-karabiberlik-kırmızı pul biberlik ve limon gibi araçlarla bana ispat etme hevesin niye? nerden buluyorsun bu cesareti? bu ne cüret! iyi niyetle yapıyorsun bunu belki ama yine de canımı sıkıyorsun be adam. ne yaparsam yapayım, bir kere bile bu tekliflerine pozitif yaklaşmasam, hatta ve hatta ömür boyu geri çevirsemde bu tekliflerini, sen hiç bir şey anlamayıp yine tuzluğu benim tabağıma uzatıp o sessiz bakışlarını dikeceksin üstüme ve iştahımı yerle bir edeceksin. bir gün ne yapmaktan korkuyorum biliyor musun bay başkalarının damak tadına burnunu sokan; -eeehh yeter be! sanane atacağım karabiberden, naneden! sen ne karışırsın benim çorbamın limonuna? ben kendi tuzumu, biberimi atamıyor muyum? çorbadan bir kaşık aldıktan sonra neyin gerekli olduğunu idrak edemeyecek kapasitedemiyim?! saa naa nee! ben sıkamıyor muyum kendi limonu mu?! bunu yapmaktan vazgeç lanet zenci!.. aylarca, baharat dükkanında çalışan ve bu konuda uzmanlaşan arkadaşımın yanına gittim geldim sohbet etmek için. o insan bile bana böyle bir davranışta bulunmadı beraber yemek yediğimiz zamanlar. sen kim oluyorsun yahu! neyse ki çok sık yemek yemiyoruz senle birlikte.

her ne kadar sana isyan etmekten korktuğumu söylesemde, az önce kurduğum şiddet dolu cümleleri asla diyemeyeceğim sana ve her defasında reddetsemde teklifini, sen her yemekte bu hareketlerini ısrarla yapmaya devam edeceksin. hayatımız bu şekilde sürüp gidecek. büyük büyük deden osmanlı sarayında baharatçı başımıydı bilmiyorum ama bu davranışlarının altında yatan psikolojik etkileri bulup çıkarmaya an itibaritle and içiyorum. bunu yapmalıyım. o sebepleri bulup çıkartacağım. bundan ancak bu şekilde kurtulabilir ve yemeklerimi huzurla yiyebilirim. baharatlar aşkına, afiyet olsun.

2 yorum:

Kara Kalpaklı Kedi dedi ki...

Bir de bunun giydiğin giysiye müdahale eden cinsi var. Misal ortamlarda "Ayiy çok sıcak, terlemiyo musun?" şeklinde zuhur ederler.
Bence susup içimize atmalıyız, o dediklerini mide asidimizde cayır cayır yakmalıyız. Olmadı ıslak odun diye bir şey var.

stickman dedi ki...

hayır ben belki terlemeyi seviyorum demi? sanane yani? çıkar üstünü rahat etciler var bide, ben böyle rahatım abi belki, kendi rahatlık standartlarını neden bana kabul ettirmeye çalışıyosun ki. zorla üstünü çıkarmaya çalışır bi de. ahaha manyak gibi :D tuhaflar ya. içi kezzap dolu havuza atmak lazım bunları :D