13 Nisan 2010 Salı

pııırrr pııırrr eşşooğleşşek!

az önce düşündüm de, eşşeğe altın kafes vursam, böyle kafasına kafasına vursam. amına koysam o eşşeğin o altın kafesle. bülbül buna ne derdi bilemem. kızabilirdi. vay efendim sen benim altın kafesimi nasıl eşşeğe vurursun da, eşşek kılı ettin gül gibin kafesimi de, bilmem ne de. onun çözümü de kolay aslında. bülbülün üstüne altın semeri bi atarım. ezilir kalır bu enayi altın semer altında. ölür. sonra ille de vatanım desin bakalım. ölmüş gitmişin. hem bülbülün vatanımı olur allaasen. bülbülsün lan. sikindirik bi kuşsun işte. ne vatanından bahsediyosun. böyle belgeseller var bi de demi. yok bilmem ne kuşlarının anavatanı filan. sanki oranın hükümetini o kuşlar kurdu. uçup uçup duruyolar lan ne var sanki başka yaptıkları. bi de ben şimdi ilk defa merak ettim bülbül fotoğraflarına baktım. hiç hayal ettiğim gibi bi kuş değilmiş. ben sanıyorum ki böyle tiviti'nin kafesi gibi bi altın kafes içinde, böyle ağır abi tavırlarında iri bir kuş. ama öyle değilmiş. serçeden hallice bişey. serçeyi niye küçümsüyorum ki şimdi. alla alla ne zararı var sanki bana. öyle takılıyolar kendi hallerinde. hayret bişi. acaba altın semerini bülbül'ün üstüne attığımı öğrenirse eşşek hayvanı anırır mı ki? hem anırıp hem alınır mı ki eşşooğleşşeek! ne derse desin o şerefsiz eşşek. söylediklerinin hiç biri umrumda değil!

Hiç yorum yok: