25 Kasım 2010 Perşembe

barbunya ve diğerleri

bazen düşünüyorumda (e boşver, yorma kendini canım), neden barbunya yemeğinin içinde daha fazla havuç yok? aslında cevabı basit. o kadar doğranmışta ondan. gidip söylesem daha fazla doğransın diye. daha fazla doğranır ve ben sevinebilirim. işte bu kadar basit dostum.

yine mi yemekten bahsediyor bu aç yahu!? diyebilirsiniz. e ne yapayım başka. ben bazen hiç acıkmadığım halde, sırf canım sıkılıyor diye oturup yemek yiyen insanım. ama damak tadım iyidir. mesela geçen gün annem bi tatlı yapmıştı (kalburabastı), tatlıyı pek sevmeyen ve yiyeceğimde de çok zor beğenen biri olarak, tıpkı vedat milör gibi çok yapıcı bi şekilde eleştirdim. çünkü beğenmemiştim. özellikle bu tarz tatlıları pek sevmesem de aynı tatlıyı annem daha önce bir kez daha yapmıştı ve muhteşem ötesi bişey olmuştu ki sanırım bi defada 6-7 tane yemiştim. o çok şahaneydi ama bu kez iyi olmamıştı. cevizi az olmuştu ve şerbetini de iyi emmediği için içi kuru kuru olmuştu. anneme tıpkı geçen defaki gibi süper yapması için ufak ip uçları verdim. annem de önerilerimi değerlendireceğini belirtti. sonra da dedim ki, bak anne, ispanyada böyle değil. fransada filan da böyle değil. neyse tamam, bunu konuyu boşverelim.

bazen insanların iki sevgili yanlarından geçip gittikten sonra arkalarından onlara bakışlarını, yaptıkları hareketleri görüyorum ve konuşmalarını duyuyorum. iğreniyorum ve dövesim geliyor. neyse bunu da konuşasım yok şu an.

yabancı filmlerde bazı insanların çok ilginç davranışlarını görüyorum. biri ölüyo şimdi. onu temizliyolar, temizce giydiriyolar, makyaj filan yapıyolar ki bunu meslek olarak yapan insanlar var. sonra adamı tabuta koyuyolar odanın ortasına, tabut kapağının yarısı açık. ölü orada yatıyo gayet ölü bi şekilde ve insanlar o sırada yiyo, içiyo, gülüyo filan lan. çok garip. odada bi ölü varken nasıl böyle şeyler yapabiliyolar şaşırıyorum.

bi de hani şu terapi grupları var. -merhaba, ben stickman ve ben bir alkoliğim... grup: -merhaba stickman... hah işte onlardan. işte oralarda böyle ara verildiğinde kahve veya yemek filan alıyolar ya. lan adam bi kahve alacak mesela iki saat sürüyor. o sırada yanına biri geliyor ve çan çan çan çene. dünyanın en uzun süren kahve almasını gerçekleştiriyorlar. lan ne alacaksanız alın, sonra oturun konuşun ne konuşacaksanız pis mikroplar.

13 yorum:

Zeugma dedi ki...

Barbunyanın içine havuçla beraber küçük küp patates de doğrat annene.Ve sarmısak da atsın içine. Üzerine de maydanoz. Al sana ipuçları. Ohh misss... Sen Vedat Milor'la akraba olmayasın? Zaten Konyalı :)
Demek annen kalburabastı önerilerini değerlendirecek. Bir dahaki sefere kevgire bassın istersen :P

bossa nova dedi ki...

biliyorum ben o filmleri çok komikli:)

jazz dedi ki...

ahahaha tespitlerin şahane olmuş stick :) ancak barbunyada bu kadar havuç isteyen birini ilk defa duyuyorum, daha başka malzemeler de var onun içinde, bkz: patates (biraz kimyon ve hardal otu da pek şahane olabilir).

'Berrin' dedi ki...

kalbura bastıyı harika yaparım :)
barbunyada havucu sevmem..
biz de de ölü yanımızda olmasa da yemek yenmesi tuhaf.
cenazeden geliyorsun hurraa kalabalık yeme içme tatlı çay faslı, acısını yaşatmıyorlar insana.en son 6 ay önce konyada teyzem vefat etti oradayken gelip bir de iştahlı iştahlı pidelerini tatlılarını yiyenlerin ağızlarına çakasım gelmişti. bizim yüreğimiz yanarken..
semt aydınlıkevlerdi :)

KonTiki dedi ki...

Az havuç olsun,bol sulu olsun üstüne maydanoz :D

LaTiFe dedi ki...

stickman
istanbul'daysan eğer "body worlds" sergisine gitmeni tavsiye ederim. cesetlerin yanında fıldır fıldır dolaşıyorsun. içini, dışını, her yerini görüyorsun. çok acayip geldi bana. (bu arada görmeden insana iğrençlermiş gibi geliyor ama öyle diil aslında, değişik bir deneyim oluyo :))

herkes barbunyaya odaklanmış, ben ceset olayına takıldım :) bloguna bıraktığım bu ilk yorumla ruh hastası bir imaj çizmiş olabilirim, korkma :)

stickman dedi ki...

Zeugma, yav ben sarmısak kokusunu hiç sevmiyom ama galiba pişince kokusu olmuyormuş. denemek lazım tabi. patates ve sarmısak tamam :) Vedat abiyle valla bilmiyorum belki bi kan bağı filan vardır bi yerlerden ama damak tadlarımız çok uyuşuyo. bide yemeği biraz sakin yese süper bi insan :D

bossa nova, komikli derken, merhaba ben alkoliğim ismim de şu diyince karşıdan gelen merhaba ismin bilmem ne kısmını komik buluyosundur herhalde, ya değilse dramatik bi ortam yani niye komik bulasın :D gerçi benim birazını izlediğim o filmdeki terapi seanslarının hepsi komikti kabul :)

jazz, valla ne bileyim o az az havuçlar geldikçe dilime daha bi güzel oluyodu. hatta şöyle komple bi havuç yemeği bile düşündüm ama abartmamak lazım :) öneriler yemeği baya zenginleştirdi iyi oldu. patates, sarmısak, kimyon ve hardal otu. gerçi hardal otunu ilk defa duyuyom.

Berrin, yapta yiyek o zaman hacı :) başın sağolsun. hakkaten tuhaf geleneklerimiz var. çoğundan hiç hoşlanmıyorum. cenaze evine benim bildiğim yemek götürülür ve fazla kalınmadan gidilir. güzel bişeydir mesela bu. ama ora oturupta yemek yenmesini saçma bulurum. ama adet işte bazen orda oturup yemek yemen bile gerebilir aç olmasan bile. uzun mevzular bunlar ya :) aydınlıkevler bize baya bi uzak.

KonTiki, az havuç önerine katılmıyorum ama bol sulu evet. bol sulu, limonlu, karabiber ve pulbiberli. maydonoz da gereksiz bence. zaten bu kadar şeyin arasında o maydonuzun tadını alamazsın :)

LaTiFe, malesef istanbulda değilim. evet eğer olsaydım şimdiye çoktan gitmiştim o sergiye. nesine iğrenç olcak ki ya :) hepimizde olan şeyler. evet barbunyaya odaklanmışlar, aç bunlar ya ne bakıyosun sen bunlara :p boşver :p tamam korkmam korkmam. zaten bazı insanları öldürme planları da yapmıyorum ki ben. ihihi. şşş tamam :p

Adsız dedi ki...

of stickman of. bi şeyler yazsana oğlum artık! neyse bir süre daha eski yazılarını okuyabilirim. ama sonra onlar bitecek ve yeni yazılar yazman gerekecek. bi yerden sohbet etsek ya senle? yazı yazma da bana anlat. çok sıkılıyorum çok.

stickman dedi ki...

oluuur :) telefonunu versene. mail at veya buraya yorum olarak yaz. yayinlamadan silerim.

Adsız dedi ki...

ah stickman ah. telefonla konuşabilseydim keşke. lakin şu an maillerime bile bakamıyorum. senin aklına başka bir sohbet mecrası geliyor mu?

stickman dedi ki...

telefonla konusamiyosan whatsappdan yazardik. o da olmadi telegram var. o da yoksa twitter. o da yoksa atesi yakmaya baslayim. dumanla haberlesiriz :D

Adsız dedi ki...

biliyor musun çözüm duman olabilir. çünkü telefonumda internet yok şu an, işyerindeki salak bilgisayarla da herhangi bir sosyal medya sitesine girilemiyor. sms için ise kontörüm yok. anlayacağın bitik bir durumdayım. hotmail bile açılmıyo lan! of ya da 700 bedava sms'imden mi harcasam. ne dersin stickman, kurtar beni bu sıkıntıdan...

stickman dedi ki...

http://c2.me/aaahhhmmmeeettt

bu linke girebiliyor musun bi dene bakalim